Pazar, Ağustos 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kardeşini Doğurmak: Ensest Nedir ve Neden Hâlâ Konuşulmuyor?

Bir kitap adını ilk duyduğunuzda irkilirsiniz: "Kardeşini Doğurmak." Gazeteci Büşra Sanay'ın yıllarca süren röportajlarla ördüğü bu kitap, Türkiye'nin belki de en çok görmezden gelinen gerçeklerinden birine ismini borçlu: ensest. Üç kelimelik bu başlık aslında tek bir hikâyenin özeti değil — mağdurlardan ailelere, sosyologlardan din adamlarına, hukukçulardan psikologlara kadar onlarca sesin ortaklaştığı bir toplumsal yaranın adı.

Peki ensest gerçekte nedir? Neden bu kadar örtbas edilir? Ve bir aile, en çok güven duyulması gereken yerde neden en derin travmanın kaynağına dönüşebilir? Bu yazıda, akademik literatürden güncel araştırmalara uzanan bir çerçeveyle bu soruların izini süreceğiz.

Ensest Nedir? Tanımın Sınırları

Ensest, en yalın tanımıyla, evlenmeleri yasayla veya toplumsal kurallarla yasaklanmış yakın akrabalar arasında yaşanan cinsel ilişki ya da cinsel davranış biçimidir. Psikiyatrik literatürde ise daha keskin bir ayrım yapılır: cinsel istismar, bir çocuğun yetişkinin cinsel arzularını karşılamak amacıyla kullanılması iken; ensest, bu istismarın aile içinde, kan bağı veya evlilik yoluyla bağlı olunan biriyle yaşanmasıdır. Bu da onu istismar türleri arasında fark edilmesi en zor ve gizli kalma süresi en uzun olan biçime dönüştürür.

Arapça kökenli "fücur" kelimesiyle de zaman zaman eş anlamlı kullanılır; ancak fıkıh literatüründe fücur, sıradan bir zina hâli değil, toplumun vicdanını yaralayan ağır bir ihlal olarak ele alınır. Dünya genelinde hemen her hukuk sisteminde suç sayılmasına rağmen, insist olgusu istatistiklere büyük ölçüde yansımaz — çünkü tek görgü tanığı çoğu zaman yalnızca yaşayan kişidir.

Bir Tabunun Kökenleri: Neden Bu Kadar Evrensel?

Ensestin neredeyse her kültürde, her dönemde bir tabu olarak var olması tesadüf değil. Bu evrensellik, psikoloji ve antropoloji tarihinde uzun süre tartışılmış bir bulmaca.

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, Totem ve Tabu adlı eserinde ensesti totemizmle ilişkilendirmiş; aynı totem grubuna mensup bireylerin birbiriyle cinsel ilişkiye girmemesini ya da evlenmemesini bu yasağın kökeninde görmüştür. Fallik dönemde yaşanan Oidipus ve Elektra karmaşalarının da ensest dinamikleriyle bağlantılı okunduğu psikanalitik yaklaşımlar mevcuttur — ancak günümüz araştırmaları bu tabloyu çok daha karmaşık faktörlerle (biyolojik bozukluklar, beyin kaynaklı rahatsızlıklar dâhil) birlikte ele alır.

Evrimsel psikoloji ise farklı bir açıklama sunar: Westermarck etkisi. Fin sosyolog Edward Westermarck'ın 1891'de ortaya attığı bu hipoteze göre, çocukluğun ilk yıllarını birlikte geçiren bireyler arasında doğal bir cinsel ilgisizlik gelişir — kibbutzlarda birlikte büyüyen çocuklar üzerine yapılan gözlemler bunu destekler niteliktedir. Yani ensest tabusu yalnızca kültürel bir dayatma değil, aynı zamanda yakın akrabalık içinde büyümenin doğal bir sonucu olabilir. Bu da ensestin neden çoğu zaman "istisnai" ve travmatik koşullarda ortaya çıktığını kısmen açıklar.

İlginç bir tarihsel not: Geçmişte hükümdar ailelerde kanın "saflığını" korumak ya da mal varlığının bölünmesini önlemek amacıyla yakın akraba evlilikleri zaman zaman tercih edilmiştir. Ancak bu birliktelerden engelli çocukların doğması, toplumları bu uygulamadan giderek uzaklaştırmıştır.

Neden Hâlâ Sessiz Kalıyor?

Ensestin görülme sıklığını belirli bir sosyal sınıfa, bölgeye ya da eğitim düzeyine bağlamak yanıltıcıdır — araştırmalar, olayın her toplumsal katmanda, her coğrafyada yaşandığını gösteriyor. Ne var ki ekonomik güç bazen bu gerçeği gizli tutmayı kolaylaştırabiliyor: yüksek gelirli bazı aileler için toplumsal itibar kaybı, mağdura sağlanacak destekten daha "ağır" bir bedel gibi algılanabiliyor.

Sessizliğin arkasında genellikle korku yatar. Aile dağılmasın diye, "ayıplanmamak" için, kimsenin inanmayacağı düşüncesiyle çocuklar susar. Bazı ebeveynler bile — ne yazık ki — olayla karşılaştıklarında suçu istemeden çocuğa yükleyebilir: "Neden bana değil de ona yaptı, acaba o mu yüz verdi?" gibi düşünceler, aslında derin bir çaresizliğin ve toplumsal baskının yansımasıdır. Aile ve toplumun konuyu görmezden gelmesi, ne yazık ki istismarın sürmesine zemin hazırlayabiliyor.

Araştırmacı Büşra Sanay'ın kitabında da vurguladığı gibi, bu konuda susmayı seçenler yalnızca aileler değil; bazen çocuklarla doğrudan temas hâlinde olan okul veya kreş çalışanları da olabiliyor — şüphelerini fark ettikleri hâlde, sürece dâhil olmaktan çekindikleri için.

Ailenin İçindeki Görünmeyen Dinamikler

Literatür, ensest yaşanan ailelerde tekrarlayan bazı örüntülere işaret ediyor: aşırı içe kapanık ya da otoriter bir ebeveyn, evlilik içi sorunlar, sosyal izolasyon, madde bağımlılığı, ailede daha önce yaşanmış benzer bir geçmiş, ya da koruyucu ebeveynin (çoğunlukla annenin) yokluğu veya güçsüzlüğü gibi etmenler sıkça karşımıza çıkıyor. Bu, "belirli bir tip insan bunu yapar" demek değil — araştırmalar failin profilinde tek bir kalıp olmadığını, farklı yaş ve sosyoekonomik geçmişten kişilerin söz konusu olabildiğini gösteriyor.

Anne faktörü, literatürde ayrıca ele alınan hassas bir başlık. Annenin aile içindeki konumu genellikle çocuğun tüm yetişme sürecinin merkezinde yer aldığından, annenin maddi ya da manevi anlamda güçsüz kaldığı, kendi sesini çıkaramadığı ailelerde sessizlik daha derin kök salabiliyor. Burada altını çizmek gerekir: Bu bir "anne suçlaması" değil — tam tersine, güçsüzlüğe iten toplumsal ve ailesel baskıların kendisinin de incelenmesi gereken bir olgu olduğunu gösteriyor.

Çocuğun Ruh Dünyasında Neler Olur?

Bir çocuğun bu tür bir travmayı nasıl deneyimlediği; yaşına, gelişim düzeyine, istismarcıyla ilişkisine ve travma öncesi ruhsal durumuna göre büyük farklılıklar gösterir. Yine de literatürde sıkça karşılaşılan bazı örüntülerden söz edilebilir: yetişkinlerle kurulan mesafe, ani duygusal iniş çıkışlar, güven kurmakta zorlanma, uyku ve beslenme düzeninde değişiklikler, yaşından beklenmeyecek bir cinsellik bilgisine sahip olma ya da tam tersi aşırı içe kapanma.

Uzun vadede ise araştırmalar üç ana eksende kalıcı etkilerden söz ediyor: yeme bozuklukları, madde kullanımı ve yakın ilişkilerde güven kurmakta yaşanan zorluk. Mağdurların büyük bölümü, ileriki yaşamlarında sağlıklı bağlanma kurmakta güçlük çekiyor; bir yabancının gösterdiği sıradan bir ilgiyi bile tehdit olarak algılayıp geri çekilebiliyorlar. Bazı araştırmacılar dissosiyatif belirtilerin — yani travmayla baş edebilmek için "başka bir kimliğe" sığınma eğiliminin — ensest mağdurlarında diğer istismar türlerine kıyasla daha belirgin görülebildiğine dikkat çekiyor.

Bu noktada önemli bir uyarı: Yukarıdaki belirtilerin hiçbiri tek başına "kesin kanıt" değildir ve bir çocukta bu davranışlardan birkaçını görmek otomatik olarak istismar anlamına gelmez. Asıl olan, ani ve açıklanamayan davranış değişikliklerini fark etmek ve bunu bir uzmana danışmaktır — kendi başına teşhis koymaya çalışmak değil.

Bilim Ne Diyor?

DSM-5 gibi tanı sınıflandırma sistemlerinde ensest davranışları parafilik bozukluklar başlığı altında incelenir. Bu alandaki araştırmalar, nörolojik faktörlerden (bazı beyin bölgelerindeki işlev bozuklukları, geçirilmiş travmatik beyin hasarları) erken çocukluk döneminde yaşanan istismar öykülerine kadar uzanan çok boyutlu bir risk tablosuna işaret ediyor. Bir diğer deyişle, bu davranışların ardında tek bir "sebep" değil, biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin iç içe geçtiği karmaşık bir tablo yatıyor.

Bunun yanında sosyal hizmet ve kriminoloji alanındaki çalışmalar, ensestin yaşandığı ailelerde evlilik uyumsuzluğunun ve toplumsal izolasyonun ortalamanın üzerinde görüldüğünü; ailelerin bu durumu gizli tutabilmek için kendilerini çevreden daha da soyutlama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor.

Sessizliği Kırmak: Nereye Başvurulabilir?

Ensest konusundaki en büyük engellerden biri, "bunu kime anlatacağım" sorusunun cevapsız kalması. Oysa Türkiye'de tamamen gizlilik ilkesiyle çalışan, ücretsiz destek hatları mevcut:

T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Alo 183 Sosyal Destek Hattı, 7/24 ücretsiz olarak istismar, ihmal ve şiddet vakalarında rehberlik ve yönlendirme sağlıyor.

Okulda, komşuda, akraba çevresinde bir çocuğun davranışlarında endişe verici bir değişiklik fark eden herkesin bu hatlara başvurma sorumluluğu olduğunu unutmamak gerekiyor — isim vermeden dahi bilgi paylaşmak mümkün.

Sonuç: Bir Toplum Olarak Sorumluluğumuz

Ensest, üzerine konuşulmadıkça yok olmayan, aksine sessizlikte beslenen bir olgu. Büşra Sanay'ın kitabının da hatırlattığı gibi, bu gerçeğin gün yüzüne çıkması yalnızca hukukçuların ya da psikologların değil; öğretmenden komşuya, ebeveynden sağlık çalışanına kadar herkesin sorumluluğunda. Farkındalık, tek başına istismarı bitirmez — ama bir çocuğun sesinin duyulmasını sağlayacak ilk adımdır.

Bu konuda daha derinlemesine okuma yapmak isteyenler için Büşra Sanay'ın "Kardeşini Doğurmak: Türkiye'de Ensest Gerçeği" kitabı, farklı disiplinlerden uzman görüşleriyle zenginleştirilmiş, alanında öncü bir kaynak niteliğinde. Bu yazı, ağır bir travma konusunu ele almaktadır. Eğer bu satırlar sizde veya çevrenizde birinde bir şeyleri hatırlattıysa, yalnız olmadığınızı bilmenizi isteriz — bir uzmana ya da yukarıdaki destek hattına ulaşmak, atılabilecek en güçlü adımlardan biridir.

Kaynakça

  • Sanay, B. (2020). Kardeşini Doğurmak: Türkiye'de Ensest Gerçeği. İstanbul: Doğan Kitap.
  • Bozbeyoğlu, A. Ç., Koyuncu, E., Kardam, F., Sungur, A. (2010). Ailenin karanlık yüzü: Türkiye'de ensest. Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 13(1), 38.
  • Telkenaroğlu, M. R. (2011). Ensest ve İslam hukukundaki izdüşümü. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 31, 115-144.
  • Salman-Yıkmış, M. (2018). Türkiye'de ensest konulu akademik makalelerde anneyi suçlama. Kadın/Woman 2000, 19(2), 93-115.
  • Bulut, H. (2015). Pedofilik bozukluk ve ensest: Olgu sunumu. Düşünen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, 29(3), 281-285.
  • İbiloğlu, A. O., Atlı, A., Oto, R., Özkan, M. (2018). Çocukluk çağı cinsel istismar ve ensest olgularına çok yönlü bakış. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 10, 84-98.
  • Şengül, E. Ü. (2013). Çocuklarda cinsel istismar, nedenleri ve etkileri.
  • Yenişar, M. (2016). Ensest olayında toplumsal tercihimiz ne olacak? Westermarck, E. (1891). The History of Human Marriage. Londra: Macmillan.
  • Herman, J., Hirschman, L. (1977). Father-Daughter Incest. Signs, 2(4), 735-756.
Leman Aziz
Leman Aziz
Psikolog Leman Aziz, lisans eğitimini Hazar Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladı. Eğitim süreci boyunca birçok rehabilitasyon merkezi ve psikiyatri hastanesinde staj yaparak teorik bilgisini pratikle pekiştirme fırsatı buldu. Alanının sürekli gelişim gerektirdiğine inanarak kendini yenilemeyi ilke edindi. Uluslararası eğitim programlarına katılarak farklı terapi yaklaşımlarında deneyim kazandı. Özellikle Rasyonel Duygucu ve Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Çocuk Değerlendirme Testleri alanlarında çeşitli eğitim programlarını tamamlamış ve terapilerinde kullanmıştır. Şu anda Azerbaycan dilinde hazırladığı YouTube kanalında psikoloji temalı bilgilendirici videolar paylaşıyor. Böylece hem araştırma becerilerini geliştiriyor hem de psikolojiye dair güvenilir bilgilere ulaşımı kolaylaştırmayı amaçlıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar