Hız, dönemin en belirgin özelliklerinden biridir. Paylaşılan bir gönderinin altına yorum yapmak sadece birkaç saniye sürüyor; insanlar hakkında bir düşünce olmak da aynı şekilde sadece birkaç saniye sürmektedir. “Yargılamadan dinleyin.” gibi öğütleri de yıllardır birbirimize vermekteyiz. Günümüzde yapılan araştırmalar da bu öğütün ne kadar önemli olduğunu insanlara göstermektedir. Günümüzün insanları da az dinleyip çok yargılıyor.
Zihnimizde Olan Kısa Yollar
Yargılamak aslında insan zihninin çalışma yönteminin bir sonucu olarak kabul edilebilir. Sosyal psikolojinin en yaygın kullanılan unsurlarından biri olan temel atıf hatası, başka insanların davranışını kişilik özelliklerine, kendi davranışlarını ise şartlara bağlama alışkanlığını anlatır (Ross, 1977). Örneğin, partiye geç kalan birine “saygısız” deriz ama kendimiz geç kalırsak “Trafik vardı ondan geciktim” deriz. Gilbert ve Malone (1995)’un araştırmasına göre bu eğilimin oluşma sebebi de uyum yanlılığı olarak değerlendirilebilir. İnsanlar çoğu zaman gözlemledikleri hareket ve davranışların arkasında yatan etkenleri düşünmeden, o davranışı sergileyen kişi ile ilgili hemen bir sonuca varır. Yargılamak hızlıdır ve uğraş gerektirmez. Ancak, dinlemek çaba ister; karşımızdaki kişinin hikayesini öğrenmek de o kişi hakkındaki düşüncelerimizi bir kenara koymamızı gerektirir.
Azalan Dikkat ve Kısalan Sohbetler
Dinleme eyleminin gözden çıkarıldığı yeni bir problem değildir. Nichols ve Stevens (1983)’a göre seneler öncesinde dinleme eylemi diğer özellikler kadar öğretilmediği ve gerileştirilmediği gözlemlenmiştir. Günümüzde de dikkatimiz de her yöne doğru parçalanmaktadır. Yüz yüze konuşmaların yerini ekranlara bakmak almıştır. Yapılan araştırmalara göre telefonların yakında durmasının bile konuşma ve sohbetleri negatif etkilediğini göstermiştir (Przybylski & Weinstein, 2013). Bunlar da çabucak yargılamak için uygun bir ortam hazırlamaktadır. Karşımızdaki kişiyi tamamen dinlemeden; sadece birkaç cümle ve kelimesinden yola çıkarak farklı anlam ve düşünceler çıkarıyoruz.
Dinlemek Pasif Bir Durum Değildir
Dinlemek sadece ağzını kapatıp karşındaki kişiye odaklanmak anlamına gelmemektedir. Carl Rogers ve Richard Farson (2021) tarafından yapılmış araştırmaya göre aktif dinleme kavramını tanımlamaya çalışırken karşımızdaki kişinin söylediklerinin ve onların altında yatan duyguları anlamaya çalışmak ve bunu yargılamadan yapmamız oldukça önemlidir. Kaliteli ve düzgün bir şekilde dinlemek insanlarda kaygı seviyesinin azalmasına, daha güçlü ve düzgün ilişkiler kurmasına da yardımcı olmaktadır (Itzchakov et al., 2017).
Nasıl Dinlemeyi Öğreniriz?
Dinleme bir yetenekten ziyade bir alışkanlıktır ve geliştirilip iyileştirilebilir. Birkaç adımı uygulamak yeterli olacaktır:
- Karşınızdaki konuşurken onun sözünü kesmeyin ve sırf cevabınızı hazırlamak için suskun kalmayın.
- Yargılamayı ertelemeye çalışın ve bu kişinin böyle düşünmesinin sebebinin ne olabileceğini düşünmeye çalışın.
- Karşınızdaki kişiyi anladığınızı belli edin.
- Sessizliği kabul edin. İnsanlar bazen kısa bir süre bekleyip söylemek istedikleri en önemli şeyi söylemeyi tercih edebilir.
- Telefonunuzla ilgilenmeyin. Dikkatinizi tamamen o kişiye vermek, saygınızı en iyi gösterebileceğiniz şekildir.
Birini dinlemek o kişiyle aynı düşüncede olduğunuz anlamına gelmez. Birinin düşüncesini anlamak, onu benimsemenizi gerektirmez. Ancak, bir konuyu tamamen anlamadan ona itiraz etmek, çoğu zaman gerçek bir konuşmanın başlamasını daha ilk saniyeden engelleyebilir.
Sonuç
Birbirini çabucak yargılayan bir toplum, kısa sürede yalnızlaşacak bir toplumdur. Herkes konuşuyor ama çoğu kişi dinlendiğini ve anlaşıldığını hissetmiyor. Bu durumu değiştirmek oldukça kolay bir şekilde yapılabilir. Bir sonraki sohbette yargılamadan önce soru sormak ve karşıdaki kişinin cevabını dinlemek yeterli olacaktır. Dinlendiğini hisseden kişi sadece anlaşılmış bir insan olmaz; daha iyi bir insan olmak için de cesaretlenmiş olur.
Kaynakça
- Kaynakça
- Gilbert, D. T., & Malone, P. S. (1995). The correspondence bias. Psychological bulletin, 117(1), 21.
- Itzchakov, G., Kluger, A. N., & Castro, D. R. (2017). I am aware of my inconsistencies but can tolerate them: The effect of high quality listening on speakers’ attitude ambivalence. Personality and social psychology bulletin, 43(1), 105-120.
- Nichols, R. G., & Stevens, L. A. (1983). Looking Back: Are You Listening?. Language Arts, 60(2), 163-165.
- Przybylski, A. K., & Weinstein, N. (2013). Can you connect with me now? How the presence of mobile communication technology influences face-to-face conversation quality. Journal of social and personal relationships, 30(3), 237-246.
- Rogers, C. R., & Farson, R. E. (2021). Active listening (p. 84). Mockingbird Press.
- Ross, L. (1977). The intuitive psychologist and his shortcomings: Distortions in the attribution process. In Advances in experimental social psychology (Vol. 10, pp. 173-220). Academic Press.


