Hakikati konuşmak için yalanı konuşmak gerek. Tren istasyonunda karşılaşan iki adamdan biri diğerine Lernberg’e gideceğini söylüyor. Öteki ise “madem Lernberg’e gidiyorsun neden bana Lernberg’e gideceğini söylüyorsun? Yoksa Krakow’a mı gideceğini düşünmemi istiyorsun?” diyor. Soruyu soran şüpheci adam neden söylenenin arkasında bir şey arıyor?
Bir ifade, bir gösterge; kendini açıklayamayan bir şeyi temsil etmek için vardır. Bu temsil esnasında anlam gösteren ve gösterilenin arasında oluşur. Bir kast etme işlemi vardır burada. Peki aşikar olan bir şeyi söylemeye gerek var mıdır? Bir mesaj niteliği oluşturur mu aşikar bir şey? Bu sebepledir ki bu yerini tutma işlemi sırasında gösteren ifade bir yalan söyler, ardındakini tümüyle temsil ediyormuş gibi davranır. Tekil bir özelliğini vurgular, tersine çevirir, biçimini bozar. Dolayısıyla karikatürize eder bile diyebilirim sanırım.
Başka bir örneğe bakacak olursak; “Fransa’nın şu anki kralı keldir.” önermesi o dönemde monarşi olmaması dolayısıyla Russel ve Strawson arasında önermenin doğruluğuna dair bir ayrılık yaratır. Özetle Russel bir kral olmaması dolayısıyla önermenin yanlış olduğunu iddia ederken, Strawson aksiyomun, önvarsayımın hatalı olması dolayısıyla önermenin değerlendiremeyeceğini savunur. Peki psikanaliz kliniği açısından bu cümlenin doğruluğu hakkında ne söyleyebiliriz?
Kellik iddiasında bulunan özne için, geriye dönük bir şekilde bulabileceğimiz kralın varlığı bir ön koşuldur. Sözünün devamı yalnızca bunun üstüne inşa edilebilir. Bu koşul açıklanamaz olabilir, ama önermenin kalanı bunun tarafından açıklanır. Hakikat analiz için böyle bir konumdadır.
Bu yüzdendir ki hakikat öğretilemez bir özneyebir başkası tarafından. Hakikatin kısmi temsilleri fark edilebilir belki. Kısmi diyorum çünkü bilinçdışı açıldığında; açıldığı gibi kapandığında beliren hakikat o an için bir hakikattir sadece. Ardında başka hakikatler vardır dile gelemeyen. Bir delik etrafında döner durur bu hakikati gösterenler (hakikatin gösterenleri), boşluğa sınır çekip biçim verir, hükmetmeye çalışır ama o boşluğun etrafında dönüp durur. Lacanyen pratikte seansın kesildiği yer de bu sınırdır, bu sınırsa Vorstellungsrepräsentanz’dır, S1 yani efendi gösterendir. Ama Simgesel’de bulunan, İmgesel “mesajları” üreten bu “kod”, Gerçek’i tümüyle temsil edemez işte. Yalan söyler sanki hakikatin kendisiymiş gibi ama ardında saklı kalanın habercisi olması açısından da mecburi bir vekildir. O hem temsil etme hem de saklama olan işlem sayesindedir ki saklı olana yönelik bir çekim vardır. Arzu mümkün bir hale gelir.
Hakikat bir yalanla mümkün olur, bir sahnelenmeyle; arzu ise bastırmayla. Asal bastırmanın vekili olan bastırmalar, asal bir eksiğin vekili olan hakikater doğurur ve onlarla temsil edilir. Makro bir fonksiyonun içinden doğan mikro fonksiyonlar gibidir her seansta konuşulan, mesela temel fanteziden doğan fantezi örneklerine bakın; her birinin aynı hikayenin yerini tutma girişimini gözlemleyebilirsiniz. Aynı işlem analizin sonu için de geçerlidir; seansın sonu mikro bir düzlemde analizin sonunu sahneler adeta. Özne aynı yerden iki kez geçince analiz sonlanır. Bu ikinci geçişleri, alt üst oluşları toplayın ve arkasına bakın, ortak bir boşluğun etrafına dizili, üzerini örter bir halde olduklarını görürsünüz.
Telaffuz edilemeyecek bir hakikati anlatmaya çalışırlar, çünkü hakikat hep bilinçdışında kalır ve kendini hakikatçiklerle gizlemeye çalışır. Tersten gidersek yalan söylerken doğruyu da iletiriz (ama duyulur ama duyulmaz) çünkü o yalanın üstüne inşa olacağı bir zemin lazımdır.
Bu yüzden işte hakikati sözcelemek için yalan bir sözceyi ödünç almak gerek.
Çünkü o yalan sözcelenemeyecek olanın tam da olmadığı bir şeymiş gibi çıkar karşımıza, bir zıttına daha bakarız ve orada bir karşılaşma olur yalanın arkasındakiyle.
Kaynakça
Lacan, J. (1998). The four fundamental concepts of psychoanalysis: The seminar of Jacques Lacan, Book 11 (J.-A. Miller, Ed.; A. Sheridan, Trans.). W. W. Norton & Company.
Lacan, J. (2017). Formations of the unconscious: The seminar of Jacques Lacan, Book V (J.-A. Miller, Ed.; R. Grigg, Trans.). Polity.

