Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Pazartesi, Ekim 26, 2026

Sevilmek Uğruna Fazlasını Üstlenmek ve Aşırı Fedakarlık Şeması

Melike Ergen Yazar: Melike Ergen
5 dk.okuma süresi
Sevilmek Uğruna Fazlasını Üstlenmek ve Aşırı Fedakarlık Şeması

Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne ne sıklıkla koyuyoruz? Birini kırmamak, hayal kırıklığına uğratmamak ya da ilişkilerimizi korumak uğruna kendimizden vazgeçtiğimiz oluyor mu?

İnsan ilişkilerinde anlayış göstermek, destek olmak ve gerektiğinde fedakarlık yapmak, bağ kurmanın doğal bir parçasıdır. Ancak kişinin kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atması, hayır demekte zorlanması ve başkalarının mutluluğunu kendi sorumluluğu olarak görmesi, zamanla ilişkilerinde tekrarlayan bir örüntüye dönüşebilir. Şema terapi yaklaşımında bu örüntü “aşırı fedakarlık şeması” olarak ele alınır.

Young, Klosko ve Weishaar’a (2003) göre aşırı fedakârlık şeması, kişinin başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya yoğunlaşırken kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesiyle karakterizedir. Bu örüntü, kişinin başkalarının acı çekmesini önleme, suçluluk hissetmekten kaçınma veya ilişkilerde kabul görme ihtiyacıyla bağlantılı olabilir.

İlişkileri Korumak Uğruna Kendinden Vazgeçmek

Bu kişiler için başkalarına yardım etmek gerçekten önemli olabilir. Ancak zaman zaman yardım etme davranışının ardında, karşı tarafı üzme korkusu, suçluluk duygusu veya ilişkide sorun çıkmasını önleme çabası da bulunabilir. Kişi kendi ihtiyaçlarını dile getirdiğinde bencil olduğunu düşünebilir ya da hayır demenin ilişkilerine zarar vereceğinden endişelenebilir.

Erken dönem uyumsuz şemalar ile kişilerarası sorunlar arasındaki ilişkiyi inceleyen bir meta-analiz, bu şemaların bireylerin kişilerarası işleyişleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır (Janovsky et al., 2020). Bu bulgu, ilişkilerde yaşanan güçlükleri yalnızca o anki koşullar üzerinden değil, kişinin ilişkileri yorumlama ve ilişki içinde davranma biçimleri üzerinden de değerlendirmenin önemini göstermektedir.

Fedakarlığın Görünmeyen Bedeli

Sürekli başkalarını öncelemek, başlangıçta ilişkilerde uyumu koruyor gibi görünebilir. Ancak kişinin kendi ihtiyaçlarını ifade etmemesi, zamanla duygusal yorgunluğa, karşılanmamış beklentilere ve biriken kırgınlıklara yol açabilir. Kişi bir yandan çevresindeki insanlara destek olurken diğer yandan kendisinin yeterince anlaşılmadığını veya önemsenmediğini hissedebilir.

Burada önemli olan, fedakarlığın kendisi değil, kişinin bu davranışı ne ölçüde özgürce seçebildiğidir. Righetti, Visserman ve Impett’in (2022) fedakârlık üzerine değerlendirmeleri, başkaları için yapılan özverilerin her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığını; özellikle kişinin kendi amaç ve tercihleri pahasına gerçekleşen fedakârlıkların bireysel iyi oluş ve ilişkiler açısından maliyetler taşıyabileceğini göstermektedir.

Bu nedenle her yardım davranışını aşırı fedakarlık olarak değerlendirmek doğru değildir. Belirleyici olan, kişinin kendi ihtiyaçlarına da yer açabilmesi ve başkalarına destek olurken kendisini sürekli ihmal etmek zorunda hissetmemesidir.

Aşırı Fedakarlık Örüntüsü Nasıl Şekillenir?

Aşırı fedakarlık örüntüsünün gelişiminde, kişinin erken dönem ilişkilerinde edindiği deneyimler etkili olabilir. Çocukluk döneminde kendi ihtiyaçlarını geri plana attığında kabul gören, başkalarının duygusal ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu tutulan ya da kendi isteklerini dile getirdiğinde suçluluk hisseden bir kişi, zamanla başkalarını önceliklendirmenin ilişkileri sürdürmek için gerekli olduğuna inanabilir. Bu öğrenme biçimi, yetişkinlikte farklı ilişkilerde yeniden ortaya çıkabilir.

Örneğin, bir arkadaşının isteğini geri çevirdiğinde kendisini kötü hisseden biri, kendi planlarından vazgeçerek arkadaşına yardımcı olmayı tercih edebilir. Benzer şekilde, iş ortamında başkalarının sorumluluklarını üstlenen bir kişi, görevleri reddettiğinde yetersiz veya bencil olarak değerlendirileceğinden endişelenebilir. Bu davranışlar tek başına aşırı fedakârlık şemasına işaret etmez; ancak kişinin kendi ihtiyaçlarını sürekli ihmal etmesi ve bunu değiştirmekte zorlanması, üzerinde düşünülmesi gereken bir örüntüye dönüşebilir.

Bu noktada kişinin kendisine yöneltebileceği önemli sorulardan biri şudur: Bir başkasının ihtiyacını karşılamayı gerçekten istediğim için mi seçiyorum, yoksa bunu yapmadığımda ortaya çıkacağını düşündüğüm duygularla baş etmekte zorlandığım için mi? Bu ayrımı fark etmek, otomatikleşmiş davranışları yeniden değerlendirmek ve ilişkilerde daha bilinçli seçimler yapabilmek açısından önemli bir başlangıç olabilir.

Kendine de Yer Açabilmek

Aşırı fedakarlık örüntüsünü fark etmek, kişinin başkalarına daha az değer vermesi gerektiği anlamına gelmez. Aksine hem kendisinin hem de diğer insanların ihtiyaçlarını birlikte değerlendirebilmesi için bir başlangıç oluşturur.

Kişinin kendisine şu soruları yöneltmesi, ilişkilerindeki örüntüleri anlamasına yardımcı olabilir:

  • Bir isteği reddettiğimde suçluluk duyuyor muyum?
  • Başkalarının duygularını ve sorunlarını kendi sorumluluğum gibi mi görüyorum?
  • Kendi ihtiyaçlarımı dile getirmek yerine karşımdaki kişinin neye ihtiyaç duyduğunu tahmin etmeye mi çalışıyorum?
  • Bir ilişkide kabul görmek için sürekli veren, anlayan ve alttan alan taraf olmak zorunda hissediyor muyum?

Bu soruların yanıtları, kişinin ilişkilerinde kendi ihtiyaçlarına ne kadar alan açabildiğini değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Sonuç olarak sağlıklı ilişkiler, yalnızca başkalarının ihtiyaçlarını gözetmekle değil, kişinin kendi ihtiyaçlarını da görünür kılabilmesiyle gelişir. Sınır koymak, her isteğe olumlu yanıt vermemek veya kendi ihtiyaçlarını dile getirmek, ilişkilerde sevgisizliğin ya da bencilliğin göstergesi değildir. Aksine, karşılıklı anlayışın ve sürdürülebilir bağların oluşmasına katkı sağlayabilir. Çünkü başkalarına gösterebildiğimiz anlayışın içinde kendimize de yer açabilmek, ilişkilerde kendimizden vazgeçmeden var olabilmenin önemli bir parçasıdır.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • 1. Janovsky, T., Rock, A. J., Thorsteinsson, E. B., Clark, G. I., & Murray, C. V. (2020). The relationship between early maladaptive schemas and interpersonal problems: A meta-analytic review. Clinical Psychology & Psychotherapy, 27(3), 408–447. ⁠
  • 2. Righetti, F., Visserman, M. L., & Impett, E. A. (2022). Sacrifices: Costly prosocial behaviors in romantic relationships. Current Opinion in Psychology, 44, 74–79. ⁠
  • 3. Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press. ⁠
Melike Ergen Melike Ergen
Uzman Klinik Psikolog Melike Ergen, lisans eğitimini Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini ise Beykoz Üniversitesi Klinik Psikoloji programında tamamlamıştır. Lisans sürecinde çeşitli klinikler ve anaokulunda staj yaparak saha deneyimi kazanmıştır. Klinik psikoloji alanında çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmakta; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolüyle online ve yüz yüze olmak üzere bireysel terapi seansları yürütmektedir. Aynı zamanda psikoloji alanında farklı konularda seminerler vererek bilgi ve deneyimlerini çeşitli platformlarda paylaşmaktadır. Şu anda Wellpoint Danışmanlık Şirketinde online; İkinci Çerçeve Nişantaşı Psikoloji Merkezinde ise yüz yüze danışanlarını görmektedir. Mesleki gelişimini bilimsel çalışmaları takip ederek ve alanına yönelik düzenli okumalar yaparak devam ettirmektedir.
Psikolog Rehberi Uzman Klinik Psikolog · Şişli, İstanbul · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!