Cumartesi, Temmuz 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikolog Olmak ya da Olmamak

Dünya üzerinde psikolog olmak kadar ilginç bir meslek var mıdır, bilemiyorum. İlk defa tek başına evde kalan küçük bir çocuk, mutfağa girer. Evet, araç gereçleri ve malzemeleri biliyordur; annesini ve babasını defalarca izlemiştir. Ancak onlar şu an burada değildir. Elbette onların gözetiminde de yemek hazırlayabilir ama bu her zaman mümkün olmayacaktır. En önemli nokta şudur: Danışana zarar vermemek. Malzemeler ve araç gereçler onun hizmetindedir. Yemek kötü olabilir ama zehirleyemez. Zamanla malzemelerin ölçülerini daha iyi oturtur; hatta yeni tarifler denemeye, kendi tarifini yapmaya başlar. Ancak her zaman zehirlenme ihtimali vardır. Sütün son tüketim tarihini kontrol etmeyen bir psikolog, danışana zarar verebilir. Bu yüzden bir psikolog, ne kadar deneyimli olursa olsun, her danışana titizlikle yaklaşmalı ve onların söylediklerini dikkatle dinlemelidir.

Tohum

Eğitim sistemimize göre geleceğin psikologları, eşit ağırlık alanından dersler almak zorundadır. Nedir bu eşit ağırlık? Literatürdeki açıklamasını bir yana bırakacak olursak, halk dilindeki tanımı ‘matematik çözemeyenlerin seçtiği bölüm’ olarak özetlenebilir. Çoğu zaman öğrenciler, bu etiketlenmekten kurtulmak için elindeki en büyük iki kozdan biri olan psikoloji alanını haykırıyor. Böylece eğitim sisteminin selinde zar zor yüzmekte olan taze ergen, üzerine bir kimlik geçiriyor. Ya bu kimliği benimseyecek ya da kendine benzetmeye çalışacaktır. Bu kimlik için doğanlar da, diğerlerinin sürekli terziye götürdüğü bu alan içerisinde kendi kalıplarını korumaya çalışacaklardır.

Kazan

Geleceğin psikologları, kayıp kimlikliler ve sınav girdabında son anda psikolojiye tutunanlarla birlikte üniversite denilen koca kazanda pişmeye başlarlar. Zaten bu meslek için doğanlar bir güzel pişerken, öğrendikleri yeni bilgilerle içlerindeki cevheri fark eden farklı türdeki öğrenciler de pişip mesleğe kendi lezzetlerini katarlar. Ancak yemeği ocaktan almak için diğerlerinin pişmesini beklersek, hazır olanlar küçülmeye ve yok olmaya başlarlar. Hepsini oldurmaya çalışırken tüm malzemelere eziyet eden sistem, ocağın altını kapatıp topluma sunar.

Gurme

Ruhunuzu doyurmak için sokakta dolanıyorsunuz. Artık nasihat, fal, astroloji, alışveriş gibi atıştırmalıklardan sıkıldınız ve düzgün bir yemek yemek istiyorsunuz. Karşınızda bir sürü seçenek var: pahalı psikologlar, abartılan psikologlar, uygun ücretli olanlar, yeni mezun psikologlar, yaşınız kadar deneyimi olan psikologlar… Ancak en başta da bahsettiğim gibi bu mesleğin bir kötü yanı var: Gurme yok. Tüm restoranları gezip travması olana uygun, yas sürecinde olana uygun, çocuk için uygun diye yorumlayacak gurmelerimiz eksik. Bu meslek öyle bir alan ki terapinin iyi geçmesi de kötü geçmesi, bize psikolog adına iyi ya da kötü diye bir fikir veremez. Tadı çok güzel dediğimiz seanslar, içindeki etik ihlalleri barındırıyor olabilir. Tadını beğenmediğiniz, ağlayarak çıktığınız seanslar ise sizi en çok doyuranlar olabilir. Elbette bazı yemekler kendini belli eder; konuşmasıyla, davranışıyla, tavrıyla… Ancak danışan, tuzlu yemeği seviyorsa bunun sağlığına zararlı olup olmadığını önemsemez, tadına bayılır.

İki kişilik servis

Seanslar iki kişiliktir: danışan ve psikolog. Danışan, malzemeleri getirir. Kimisi çürümüştür; ondan kurtulmak lazımdır. Kimisinin bir kısmı kullanılabilir, kimisi ise sapasağlamdır ama yemeğin mönüsüne uygun değildir. Başka bir yemekte kullanılmak için kenara ayrılır. Psikolog, öncelikle danışana ne yemek istediğini sorar: öfkesinden kurtulmak, fişi üç kere kontrol etmeden dışarı çıkabilmek, topluluk önünde konuşabilmek… Mönü hazır, malzemeler hazır ama en temel şey eksik: ateş. Danışan ve psikolog bu ateşi bulmaya çalışır. Danışanın zihninin içinde arayıp dururlar. Ateşi ararken elleri değmişken mutfağı da düzenlerler. Beden algısı, özerklik, değersizlik, duygular, düşünceler… Danışanın zihninde karışık olan şeyler düzenlenince ateşe ulaşmak daha da kolaylaşır. Ancak ateşi bulunca iş bitmez; daha malzemeler hazırlanılacaktır. Bazılarının bekletilmesi, bazılarının hemen kullanılması, bazılarının ölçüsüne dikkat edilmesi gerekir.

Bon appétit

Psikoloğun amacı danışana yemek sunmak değildir; bu çok kolay olurdu. Danışan ya yemeği severdi ya da sevmezdi. Ancak iki şekilde de danışan tekrar aç kalırdı ve dışarıdan yemeye devam ederdi. Psikoloğun amacı, danışana nasıl yemek yapacağını öğretmektir. Sahip olduğu güçlerin ve zayıflıkların farkına varır; bunları kullanarak ruhunu nasıl doyuracağını öğrenir. Elbette zamanla iştahı, malzemeleri değişen danışan, psikoloğunun kapısını çalabilir. Ama bu sefer süreç, öncekiler gibi olmaz; çünkü özel malzeme danışanın kendisindedir. Afiyet olsun.

ALEYNA GÜLSÜM BOY
ALEYNA GÜLSÜM BOY
Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Lisans eğitimim sürecinde Polonya’da Erasmus programına katıldım. Yaklaşık 8 aydır rehber öğretmeni olarak çalışmakta; özellikle cinsel terapi alanında kendimi geliştirmeyi ve uzmanlaşmayı hedeflemekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar