Çocuğun Dili: Oyun Terapisi
Çocuklar, yetişkinler gibi yaşadıkları olayları ya da duyguları açıkça ifade edemeyebilirler. Bunda bilişsel becerilerinin yetişkinler kadar gelişmemiş olması öncelikli rol oynamaktadır. Yetişkinlerin soyut düşünebilme ve olayları öngörebilme becerilerine karşın çocuklar deneme yanılma yöntemiyle öğrenir, yaşanan olayları kendi bakış açılarına göre değerlendirirler. Bu nedenle bir yetişkinin önemli görmediği bir olay, çocuklar için çok önemli olabilir ve buna göre farklı tepkiler verebilirler.
Çocukların yaşadıkları her olay, onların yeni şeyler keşfetmesinin yolunu açmaktadır. Bu keşfe merak duygusu eşlik eder. Merak duygusu ile hareket eden çocuk, yeni şeyler keşfetmeye ve dünyayı tanımaya başlar. Çocuklar için dünyayı tanımanın dili oyundan geçer. Pek çok beceriyi oyun esnasında kavrar ve geliştirirler. Örneğin, bir arkadaşla nasıl oyun oynayacağını, oyuncaklarını nasıl paylaşacağını, kendi istekleri kadar oyun arkadaşının isteklerine de önem vermeyi, bir sopayı ata dönüştürmekte hayal gücünü nasıl kullanabileceği gibi birçok durumu oyun içerisinde kavramaktadır.
Çocuklar 11-12 yaşlarına kadar somut düşünme eğilimindedir. Yani çocuğa görmediği bir şeyi anlatmaya çalıştığınızda anlattığınız şey muhtemelen zihninde canlanmayacaktır. Bunu yapabilmesi için ona bir oyuncağı ya da tanıdığınız bir kişi üzerinden örnekleme yapmanız gerekecektir. Ancak bu durum 12 yaşından sonra soyut düşünmenin gelişmesiyle değişir; artık çocuk, görmüyor olsa bile bazı kavramları zihninde canlandırabilmekte ve anlatabilmektedir.
Soyut düşünme gelişene kadar bir çocuğun yaşadıklarını oyunla ya da somutlaştırarak anlatmaya çalıştığını görürüz. Çocuğun oyun yolunu kullanması çok kıymetlidir çünkü yaşadıklarını tam anlayamıyor olsa bile oyuna dökerek yetişkinlere anlatması, yaşadıklarını paylaşabilmesi noktasında önem arz etmektedir. Bir çocuğun ne yaşadığını anladığımız noktada o çocuğa yardım edebiliriz. Bu noktada da oyun terapisi devreye girmektedir.
Oyun Terapisi Nedir?
Oyun terapisi; çocukların ve ergenlerin sözel olarak ifade etmekte güçlük yaşadıkları duygu, düşünce ve yaşantılarını oyun aracılığıyla ortaya koymalarına ve ele almalarına olanak sağlayan, bilimsel temellere dayanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Terapist, çocuğun oyun içerisinde kurduğu sembolik dünyaya eşlik ederek onun duygu ve deneyimlerini anlamlandırmasına, karşılaştığı güçlüklerle başa çıkma ve problem çözme becerilerini geliştirmesine destek olur. Terapist, tüm süreci çocuğun kendisini güvende ve kabul edilmiş hissetmesine özen göstererek yürütür.
Terapi odasındaki oyuncaklar, çocuğun kendini ifade etmek için kullandığı araçlar; oyun ise onun kendine özgü iletişim biçimi halini alır. Çocuklar, anlamlandırmakta zorlandıkları durumları ya da hisleri oyunlarının içine taşırlar. Evde yaşanan bir çatışma, okulda karşılaşılan bir güçlük, arkadaşıyla yaşadığı bir tartışma sonucu yaşadığı üzüntü ya da kaygı bazen bir kuklanın davranışlarında, bazen tekrar eden bir oyun senaryosunda kendini gösterebilir. Buradaki amaç, çocuğun kendisini özgürce ifade edebileceği, yargılanmadan kabul edileceği ve güvende hissedeceği bir ortam oluşturmaktır. Bu güvenli ortamda duyguları oyun içerisinde tanımaya ve anlamlandırmaya başlayan çocuk, duygularını düzenleme becerisi kazanır.
Oyun Terapisi Hangi Durumlarda Kullanılır?
Oyun terapisi pek çok farklı durumda kullanılabilir. Genel olarak kullanıldığı alanları sıralayacak olursak:
- Akran Zorbalığı
- Boşanma veya Aile Değişimleri
- Davranış Problemleri
- Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
- Kayıp/Yas Süreçleri
- Okula Uyum Zorluğu
- Öfke Kontrol Güçlüğü
- Özgüven Problemleri
- Travma Yaşantısı
Oyun Terapisinin Faydaları Nelerdir?
Oyun terapisi, çocukların duygu, düşünce ve davranış gelişimi açısından pek çok fayda sağlamaktadır. Duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi öğrenen çocuk, özgüven kazanmakta ve kendini çok daha rahat ifade edebilmektedir.
Çocuklar bazen duygularını ifade edemedikleri noktada bu duygularla başa çıkmak için onları bastırmaya başlayabilirler. Bunu bilinçli olarak yapmazlar; duygularla başa çıkamayan beyin, kendini koruma yolu olarak duyguları bastırmayı seçer. Öfke, korku, kıskançlık, suçluluk gibi bastırılmış duygularını oyun terapisi ile güvenli bir alanda dışa vuran çocuk, bu süreçte hem yaşadıklarını anlattığında rahatlar hem de terapist eşliğinde bu süreci ilerlettiği için o duyguyu nasıl işleyeceğini de sağlıklı bir şekilde öğrenmiş olur.
Oyun terapisi, gerçek hayatta yaşanan zorlukların nasıl tolere edileceğini de öğrenmeyi sağlar. Oyun odasında karşılaştığı sembolik sorunlara çözümler üreten çocuk, gerçek hayattaki zorluklarla karşılaştığında da çözüm için daha yaratıcı yollar geliştirir. Bu yolları geliştirirken, oyunun sınırları ve kuralları dahilinde kendi dürtülerini kontrol etmeyi, sabretmeyi ve duygularını düzenlemeyi öğrenir.
Terapist ile kurulan güvenli bağ da çocukların sınırlarını algılamasını, başkalarının bakış açılarını anlamasını ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasını deneyimlemesine yardımcı olur. Terapist, oyun odasında çocuğa özgür bir alan tanıyarak çocuğun oyunu kendisinin yönetmesine izin verir. Kendi kararlarını alan ve oyununu yöneten çocuğun özgüveni ve kendine olan inancı artar. Sınırları belirli bir alanda özgürce kendi benliğini sergileyen ve koşulsuz kabul gören çocuk, hata yapmaktan korkmamayı ve kendi benliğini olduğu gibi benimsemeyi öğrenir.
Bu süreçte öğrenilen tüm beceriler sadece çocukluk dönemiyle sınırlı değildir. Sağlıklı bir şekilde duygularını ve yaşadıklarını ifade etmeyi öğrenen çocuk, yetişkinlik yaşantısında da bunu sürdürmeye devam eder. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukluk döneminde yaşanan sorunlarda uzman desteği almaktan çekinmemesi ve çocuğunu desteklemesi çok kıymetlidir.


