Salı, Ağustos 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

KISKANÇLIĞI ANLAMAK

Çoğumuza küçük yaşlardan itibaren fark ettirmeden öğretilen bir durum var. Biri seni kıskanıyorsa demek ki gerçekten seviyor. Bu düşünceyi o kadar sık izledik, duyduk veya gördük ki hemen kabul edebiliyoruz. Partnerinin sürekli telefonunu kontrol etmesi, sürekli nerede olduğunu sorması, arkadaş gruplarına müdahale etmesi gibi davranışları çoğu zaman “ilgi” veya “önemsenmek” olarak ele aldık.

Oysa bu durum sağlıksız bir durumun kibarca söylenmiş hali olabilir. Kıskançlık gerçekten sevginin kanıtı mı? Yoksa bize öyle öğretildiği için mi öyle sanıyoruz? Ve aslında en önemlisi ilişkimizde normal olarak düşündüğümüz şeylerin ne kadarı sağlıklı, ne kadarı alıştığımız için fark edemediğimiz bir kontrol biçimi?

PEKİ KISKANÇLIK NEDİR?

Kıskançlığı en sade şekilde sevdiğimiz bir şeyi ya da bir kimseyi kaybetme korkusu olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca her türlü ilişki türünde (romantik ilişki, arkadaşlık vs…) görebiliriz. Bu bağlamda önemli olan nokta kıskançlık bir duygudur ve herkes bu duyguyu yaşar. Yani birini kıskanmak doğal ve insani bir duygudur ama bu duyguyu olumsuz bir şekilde davranışa dökmek başkadır.

Kıskançlığın tanımına bakacak olursak TDK’ya göre kıskançlık; bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum olarak ele alınır (TDK, t.y.). Bir başka kıskançlık tanımı ise, bireyin değer verdiği kişi ile olan ilişkisinin sona ermesi veya tehlikeye girmesi sonucunda bireyde meydana gelen sinir, mutsuzluk ve endişe gibi olumsuz duygular ile ortaya çıkan bir ruh halidir (DeSteno ve Salovey, 1996 akt. Kayrak vd., 2023). Bütün tanımlara bakıldığı zaman kıskançlığın birçok farklı tanımı olduğunu görebiliriz.

Daha önce kıskançlığın bir duygu olduğunu söylemiştim. Bu bağlamda kıskançlık olabilir önemli olan sağlıklı kıskançlık olmasıdır. Sağlıklı kıskançlık hissedilir ama yönetilir. “Bu duyguyu hissediyorum herhangi bir olumsuz harekete geçmeme gerek yok.” der. Toksik kıskançlıkta ise duygu hissedilir ve hemen bir davranışa dökülür. Gizlice telefonu kontrol etmek, sosyal medya hesabına bakmak, kısıtlamaya çalışmak, hesap sormak gibi davranışlarda bulunulur. Bu ikisinin arasında fark yok gibi görülse de aslında sonuçları birbirinden çok farklıdır. Biri ilişkiyi büyülte bilirken diğeri ilişkiyi bitirebilir.

KISKANIYORSA SEVİYOR DEMEKTİR

Bir cümle var ki hayatımızda en az 1 kere duymuşuzdur. “Kıskanıyorsa demek ki seni seviyor.” Bu cümleyi belki kimse bize öğretmedi ama izlediklerimizden, başkalarının deneyimlerine tanık olarak bir şekilde duymuşuzdur. Bu nedenle belki de sorgulamadan kabul ettiğimiz bir gerçek haline geldi. Peki bu düşünce nereden geliyor?

Bu düşünce kalıbının oluşması ailemizden aldığımız mesajlarla başlayabilir. Bir ebeveynimizin diğerini kıskanmasını aşk olarak yorumlayabiliriz. Ya da arkadaş çevremizde birinin partnerinin kıskançlığından söz ederken “ne kadar tatlı beni önemsiyor.” dediğini duyabiliriz. Bu gibi küçük yorumlar bakıldığı zaman önemsiz görünebilir ama hepsi birleştiği zaman kıskançlık eşittir sevgi, ilgi olarak algılanır.

Filmlere, dizilere baktığımız zaman da kıskançlık aşkın, tutkunun bir parçası olarak gösteriliyor. Biri seni kıskanmıyorsa yeterince sevmiyordur gibi ele alınıyor. Kişi partnerini ne kadar çok seviyorsa bir o kadar da doğru orantı da kıskanır izlenimi yaratılıyor.

Buradaki asıl konu kıskançlık ile çıkan olumsuz ve kontrolcü davranışların “romantiklik” adı altında bizlere doğal ve olabilir gelmesi. Neden telefonumu kontrol ediyorsun dendiği zaman partner “çünkü seni seviyorum ve çok kıskanıyorum” cevabını aldığı zaman bunu sorgulamaz. Çünkü buna karşı çıkmak bir bakıma sevgiye karşı çıkmak gibi hissettirilir.

KISKANÇLIK ASLINDA SORUN DEĞİL, ONU NASIL ELE ALDIĞIMIZ SORUN

Buraya kadar toksik kıskançlığın nasıl normalleştirildiğinden bahsettim. Tam bu noktada şuna değinmek istiyorum. Kıskançlık hissetmek tamamen kötü bir şey değil. Herkes zaman zaman kıskanır bu, insan olmanın bir parçası. Partnerinin biriyle çok yakın konuştuğunu görüp içinde bir tedirginlik hissetmek, sizi kötü, güvensiz ya da sahiplenici biri yapmaz. Bu bir duygu, sizin kimliğiniz değil.

Asıl önemli olan bu duygu ortaya çıktığı zaman ne yaptığımız. Çünkü kıskançlık bir mesele değil onu nasıl ifade ettiğimiz bir sorun yaratabilir. Bu noktada da kendimizi nasıl ifade ettiğimiz devreye girer.

Örneğin partnerinizin biriyle mesajlaştığını gördünüz ve içinizde bir rahatsızlık oluştu. Bunu iki farklı şekilde dile getirebilirsiniz:

Birincisi, suçlayıcı dil: "Sen hep böyle yapıyorsun, kiminle konuştuğunu söylemiyorsun, güven vermiyorsun." Bu cümle karşındakini anında savunmaya geçirir. Çünkü suçlanan biri, kendini korumaya geçer ve sonrasında konuşma bir tartışmaya döner.

İkincisi, "ben dili": "O mesajı gördüğümde içimde bir tedirginlik oluştu, bunu seninle konuşmak istedim." Bu cümle aynı duyguyu anlatıyor ama bambaşka bir açı ile bunu ifade ediyor. Çünkü burada suçlanan kimse yok sadece hissedilen bir duygu paylaşılıyor. Böylelikle karşı taraf savunmaya geçmek yerine dinlemeye başlıyor.

Aradaki fark küçük gibi görünse de aslında çok önemli bir noktadır. Suçlayıcı dil "sen yanlış yaptın" derken, ben dili "ben böyle hissettim" der. Biri karşındakini hedef alır, diğeri kendi deneyimini, duygularını paylaşır. Ve aslında ikisi de kıskançlığı anlatıyor ama biri ilişkiyi sabote ediyor, diğeri konuşmaya alan açıyor ve belki de ilişki gelişiyor.

Bu bağlamda kıskançlık ile baş etmenin yolu o duyguyu bastırmak ya da ondan kaçmak değildir. Duyguyu fark etmek, adını koymak ve karşıdaki kişiyi suçlamadan kendi hissettiğini paylaşmak. Çünkü bastırılan bir duygu er ya da geç bir gün ortaya çıkar ve daha yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

KISKANÇLIĞIN PARTNERLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Peki bu duygu fark edilip yönetilmediğinde, sağlıklı bir iletişim ile ifade edilmeyip kontrolcü davranışlara dönüştüğünde neler olabilir? Bu noktada hem kıskanan kişiyi hem kıskanılan kişiyi ele alacağız.

Kıskanan kişi; sürekli tetiktedir ve kanıt aramaya çalışır. Bu da kişide büyük bir yük oluşturur. Partnerinin her davranışını sorgular. Ayrıca kişinin kaygı seviyesi de yüksektir. Zamanla kişide güven duygusu da azalmaya başlar. Bu süreç bireyin özgüven düzeyini olumsuz yönde etkiler.

Kıskanılan kişide ise ilk başlarda önemsendiğini, ilgi gördüğünü düşünse bile sonradan kişi kendini kontrol ediliyormuş gibi hisseder. Birey normalde yaptığı davranışları (arkadaşıyla buluşmak, iş yemeğine gitmek…) bile sorgulamaya başlayabilir. Kişi yavaş yavaş kendinden ödün vermeye başlar. Bu durum bireyde değersizlik hissine dönüşebilir. Burada olan önemli nokta kişi bu dinamiğe alıştığı zaman sağlıklı ve sağlıksız arasındaki farkı görmemeye başlamasıdır.

SONUÇ

Kıskançlık çoğumuzun sandığı gibi aşkın göstergesi değil ama utanılacak bir durum da değil. Herkesin yaşadığı tamamen doğal olan bir duygu. Asıl mesele bu duygu ortaya çıktığı zaman nasıl tepki verdiğimiz.

Kıskanıyorsa seviyordur diye duyduğumuz cümle aslında birçok kontrolcü davranışı meşrulaştırmaya başladı. Bu bağlamda bazıları kıskançlığı sevgi sanıp kontrolcü ve psikolojik şiddet içeren davranışları normalleştirdi; bazıları da bu davranışları sorguladığı için belki suçlu hissetti. Oysaki sağlıklı şekilde yönetilemeyen kıskançlık her iki tarafı da yoruyor.

Ama bu duygu ile güzel bir ilişki kurabiliriz. Kıskançlığı hissettiğimiz anı fark etmek, onu bastırmadan ama karşımızdakini de suçlamadan, kendi hissettiğimiz partnerimiz ile paylaşarak bu durumu sağlıklı bir şekilde yönetebiliriz.

Unutmayın en sağlıklı ilişki tartışmanın, kıskançlığın olmadığı ilişki değil; kıskandığında bunu fark edip açık iletişim ile konuşulabilen ilişkidir.

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu. (t.y.). Kıskançlık. Güncel Türkçe Sözlük içinde. Erişim 16 Ağustos 2026, https://sozluk.gov.tr/
  • Kayrak, M.E., Çaplı, M., Aksakallı, G., ve Karaaziz, M. (2023). Kıskançlık Duygusu İle İlgili Bir Derleme. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25(3), 1079-1090
Selen Karahan
Selen Karahan
Başkent Üni. Sosyal Hizmet mezunuyum. Lisans sürecinde yaşlılar, engelliler ve aileleriyle çalıştım. Sonrasında Aile Danışmanlığı Uzmanlığı sertifikası ve oyun terapisi sertifikaları aldım. Şimdi online olarak aile danışmanlığı yapmaktayım ve sosyal medya hesabıma alanımla ilgili içerik üretmekteyim

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar