Cumartesi, Ağustos 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bugünümüzün İçindeki Dün

Bugünümüzün İçindeki Dün Bazı anıların üzerinden yıllar geçmesine rağmen neden hâlâ içimizde bir yerlere dokunabildiğini hiç düşündünüz mü? Belki farkında değilsiniz. Belki çoktan unuttuğunuzu sanıyorsunuz.

Çünkü zaman geçti; insanlar değişti, yollar ayrıldı, şehirler değişti, hayat başka bir yöne aktı. Ama bazı şeyler vardır ki takvim yaprakları eksildikçe küçülmez. Aksine, insanın içinde sessizce büyür.

Sonra bir gece, hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkar. Odanın ışığını kapatırsınız. Günün bütün gürültüsü susar.

Telefon bir kenarda sessizleşir, evin içindeki sesler azalır ve insan ilk kez kendi zihninin sesini duymaya başlar. İşte tam o anda, yıllardır hatırlamadığınızı düşündüğünüz bir cümle gelir aklınıza. Belki çocukken duyduğunuz bir söz, belki bir vedanın son cümlesi, belki de yüzünü artık net olarak hatırlamadığınız birinin size hissettirdiği o tanıdık duygu.

Ve birden anlarsınız: Bazı şeyleri geride bırakmamışsınızdır. Sadece onlarla birlikte yaşamayı öğrenmişsinizdir. Çünkü geçmiş, sandığımız gibi arkamızda duran bir yer değildir.

Bazen bugünümüzün içine karışır; verdiğimiz kararlara, kurduğumuz ilişkilere, korkularımıza, suskunluklarımıza ve hatta kendimize bakışımıza kadar sızar. İnsan bazen bugünü yaşarken, dünden kalan bir yaranın içinden bakar hayata. Çünkü geçmiş, bugüne elinde bir bavulla gelmez.

Sessiz gelir. Bir bakışın içine saklanır. Bir suskunluğun arasından geçer.

Bir ilişkinin ortasında kendini belli eder. Bazen hiç tanımadığımız bir insana karşı duyduğumuz öfkenin sebebi bile yıllar önce tanıdığımız başka birinin bıraktığı iz olabilir. İşte insanın hikâyesi tam burada karmaşıklaşır.

Çünkü bugün verdiğimiz bazı tepkiler gerçekten bugüne mi aittir? Bazen bir insanın söylediği tek bir cümle bizi neden bu kadar incitir? Neden bazı davranışlar başkalarının umurunda bile olmazken bizde günlerce süren bir huzursuzluk oluşturur?

Belki de mesele o cümle değildir. Belki o cümle yalnızca eski bir kapının koluna dokunmuştur. Bir düşünün; çocukken sürekli eleştirilen bir insanın, yıllar sonra hata yapmaktan korkması gerçekten şaşırtıcı mıdır?

Sevilmenin başarıya bağlı olduğunu öğrenen bir çocuğun, büyüdüğünde başarısızlığı yalnızca hayatın doğal bir parçası olarak değil, kendi değerine yöneltilmiş bir tehdit gibi algılaması tesadüf müdür? Ya da küçük yaşlarda duygularını anlatmasına izin verilmeyen birinin, yıllar sonra kendi içine dönüp “Ben aslında ne hissediyorum?” diye sorduğunda bir cevap bulmakta zorlanması… Belki de bunların hiçbiri tesadüf değildir.

Çünkü insan büyürken yalnızca bedeni büyümez. Çocuklukta kurduğu cümleler, zamanla dünyaya bakışına dönüşür. Kendisine nasıl davranılacağını, neye güveneceğini, neyi hak edip etmediğini ve sevgiyi nasıl algılayacağını fark etmeden öğrenir.

Çocuklukta duyduğumuz bazı cümleler vardır. Yıllar geçer, hayat değişir, o cümlelerin söylendiği odalar, evler ve insanlar geride kalır. Fakat bazı sözler, onları söyleyen kişiden daha uzun yaşar.

“Dikkat et”, “Üzülme”, “Abartıyorsun”, “Güçlü ol”, “Kimseye güvenme” ya da “Başarılı olursan değer görürsün” gibi cümleler, çocuklukta yalnızca birkaç kelimeden ibaretken zamanla insanın kendi iç sesi hâline gelebilir. Bir zamanlar dışarıdan duyduğumuz bir ses, yıllar sonra içimizden konuşmaya başlar. Ve biz çoğu zaman onun bize ait olmadığını fark etmeden, hayatımızı o sesin yönlendirmesine izin veririz.

Belki de bu yüzden bazı insanlar hata yapmaktan yalnızca hata yaptıkları için korkmaz. Hatanın, yıllar önce kendilerine söylenen “Yeterince iyi değilsin.” cümlesini doğrulamasından korkarlar. Bazıları yalnız kalmaktan değil, yalnız kaldığında geçmişte hissettiği o tanıdık boşlukla yeniden karşılaşmaktan çekinir.

Bazen bugün yaşadığımız duygunun tamamı bugüne ait değildir; bugünkü bir olay, geçmişte yarım kalmış bir duygunun kapısını yeniden aralamıştır. İşte geçmişin bugüne taşınması belki de tam olarak budur: Geçmişi her gün hatırlamak değil, geçmişte öğrendiğimiz korkularla, inançlarla ve duygularla bugünü yaşamaya devam etmek. Takvim değişir, insanlar değişir, hayatımızın manzarası değişir fakat içimizde kalan bazı cümleler, yıllar sonra bile hangi yöne gideceğimizi fısıldamayı sürdürebilir.

Çünkü bazen insan geçmişini yanında taşıdığını fark etmez. Onu kendi sesi sanabilir. Fakat geçmişin üzerimizde bir iz bırakması, hayatımızın geri kalanını da onun yazacağı anlamına gelmez.

İnsan yalnızca yaşadıklarından değil, yaşadıklarına verdiği anlamdan da ibarettir. Bir zamanlar kırılmış olmak, ömrümüz boyunca kırık kalacağımızı birinin bizi değersiz hissettirmesi, gerçekten değersiz olduğumuzu göstermez. Geçmiş hayatımızın bazı sayfalarını yazmış olabilir, ama hikâyenin sonunu henüz yazmamıştır.

Belki de iyileşmek tam olarak burada başlar: Bugün hissettiğimiz şeyin ne kadarının bugüne, ne kadarının dünden kaldığını fark ettiğimizde. Çünkü bazen karşımızdaki insana değil, onun bize hatırlattığı eski birine kızarız. Bazen bugünkü yalnızlığımıza değil, geçmişteki yalnızlığımıza ağlarız.

Ve bazen geçmişi unutmak değil, onun üzerimizdeki hükmünü kaldırmak gerekir. Geçmiş bizim bir parçamız olabilir ama geleceğimizin sahibi olmak zorunda değildir. Geçmişi susturamayız belki.

Bazı izleri de silemeyiz. Ama bir gün, içimizde yankılanan o eski sesin artık bize yön vermediğini fark ederiz. Çünkü insanın gerçek özgürlüğü, geçmişini unutmasında değil; geçmişine rağmen kendi yolunu seçebilmesindedir.

Esra Parmak
Esra Parmak
Lisans eğitimini Psikoloji Bölümü'nden tamamlayan Esra Parmak, bilişsel davranışçı terapi, klinik uygulamalı psikoloji ve nesnel değerlendirme alanlarında çeşitli eğitimler almıştır. Bununla birlikte, bağımlılık psikolojisi ve endüstriyel psikoloji alanlarında farklı projeler ve çalışmalar gerçekleştirmiştir. Çocuk, ergen, yetişkin, çift ve bağımlılık psikolojisi üzerine çeşitli klinik ve hastanelerde kazandığı deneyimler, bireylerin zihinsel süreçlerini ve davranışlarını daha derinlemesine anlamasına olanak sağlamıştır. Bilimsel bilgiyi anlaşılır ve erişilebilir kılmayı amaçlayan Esra Parmak, psikolojinin farklı alanlarında yürüttüğü araştırmalarla bireylerin iyi oluşuna katkı sunmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar