Cumartesi, Ekim 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kendimizin En İyi Hâli: Peki Ya Olduğumuz Hâl?

“Kendinin en iyi versiyonu ol.”

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bu cümle, ilk bakışta motive edici geliyor. Peki ya “en iyi versiyon” fikri olduğumuz kişiyi sürekli eksik hissettiriyorsa?
Yıllarca kendimizi geliştirmek için en iyi okulları hedefliyoruz. En zor sınavlara giriyoruz. Maddi ve manevi fedakârlıklar yapıyoruz. Bize hep en iyi olmamız gerektiği öğütlendi; böylece hayatımızın daha iyi olacağı sanıldı. Fakat gerçekten en iyi versiyonumuz olmak hayatımızı daha başarılı yaptı mı?
Küçükken hep dinlerdik; çok ders çalışmalıyız. “Büyük adam ol,” denirdi. Hayatın içinde bir birey olup tutunabilmek için sınav kaygıları, aile baskıları, komşunun çocuğuyla kıyaslamalar bitmezdi. Hayatta bir yere gelebilmek, iyi bir mesleğe sahip olabilmek ve geçinebileceğimiz bir işe sahip olmak uğruna yaşadığımız onca belirsizliğin getirdiği kaygılarla bitirmeye çalıştık çoğu günümüzü.

Peki bütün bunların sonunda gerçekten daha yaşanabilir bir hayat mı kurduk?

Kendimizi dünyaya kanıtlamak ve insanların içinde saygı kazanabilmek için kendimizi tekrar tekrar doğurduk. Önemli bir insan olduğumuzu, hayatımızın çok yolunda gittiğini kanıtlamak için sosyal medyada, kariyer platformlarında gelecek kaygılarımız hiç yokmuşçasına gönderiler paylaştık. Kusursuz profiller çizdik. Çünkü geçinebilmek için o kadar profesyonel görünmeliydik ki bir işe girip günlerce yine aynı kaygılarla çalışabilelim.
Belki de kendimizi geliştirmek dediğimiz şeyin bir kısmı, kendimizi olduğumuz hâliyle kabul etmekten giderek uzaklaşmamızdı. Her yeni hedef, tamamlamamız gereken bir eksikliği; her yeni başarı, kendimize ve başkalarına kanıtlamamız gereken başka bir şeyi beraberinde getirdi.
Bir noktadan sonra soru “Nasıl daha iyi olabilirim?” olmaktan çıktı.
“Yeterince iyi miyim?” sorusuna dönüştü.
İnsan olduğumuzu, insan olmanın zaten başlı başına “büyük bir adam” olmak olduğunu unuttuk. Daha iyileri elbette vardır. Ama biz, kim olduğumuzu unuttuk. Ezberlediğimiz cümleleri otomatik bir robot gibi sıralayıp yaşar olduk. Daha başarılı olmalıyım. Daha üretken olmalıyım. Daha çok çalışmalıyım. Daha iyi görünmeliyim… Peki ya “Yeterince iyi miyim?” sorusunun gerçekten bir yanıtı yoksa?
Yeterliliği kim belirliyor ki? Bir insanın ne kadar başarılı olması gerektiğine, ne kadar üretken olduğunda yeterli sayılacağına, hangi noktada “artık oldun” denileceğine dair evrensel bir ölçümüz yok. Belki de asıl mesele daha iyi bir versiyonumuzu yaratmak değil; kendimizi sürekli başka bir versiyonumuza dönüştürmek zorunda hissetmeden yaşayabilmek.
Belki de bu sorunun peşinden giderken fark etmeden kendimizle aramıza bir mesafe koyuyoruz. Kendimizi olduğumuz hâlimizle değerlendirmek yerine, olmak istediğimiz kişiyle karşılaştırıyoruz. Aradaki fark büyüdükçe de kendimizi eksik hissetmeye başlıyoruz.
Çünkü insan zihni yalnızca sahip olduklarına değil, olamadığı kişiye de bakıyor.
Daha başarılı olabilirdim. Daha güzel görünebilirdim. Daha çok şey başarmış olabilirdim.
Ve böylece gelişim, bizi ileriye taşıyan bir süreç olmaktan çıkıp sürekli tamamlamamız gereken bir listeye dönüşebiliyor.
Belki de bu yüzden bazen hayatımızda çok şey değiştiği hâlde kendimizi hâlâ aynı yerde hissediyoruz. Bir hedefi tamamlıyoruz, ardından yenisini koyuyoruz. Bir başarı geliyor, kısa süre sonra sıradanlaşıyor. Kendimize “başardım” demeye fırsat bulamadan gözümüz bir sonraki basamağa kayıyor.
Çünkü bazen ulaşmak istediğimiz yer değişmiyor; ulaşmamız gereken yer sürekli değişiyor.

Berfin Ay
Berfin Ay
İstanbul Topkapı Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü'nde öğrenciyim. İnsan davranışı, klinik gözlem ve kurumsal psikoloji alanlarında insanı daha iyi anlamaya odaklanıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar