Salı, Temmuz 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

SEVMEYİ BİLMEYENLERİN KURBANLARI: Love Bombing ve Gaslighting’i Anlamak

Bir ilişkinin başında kendini masalın içindeymiş gibi hissettin mi? Sürekli mesaj atan, her fırsatta seni görmek isteyen, kısa sürede büyük vaatlerde bulunan biriyle karşılaştın mı? Belki de ilk kez biri tarafından bu kadar özel hissedildiğini düşündün. Ancak zamanla bir şeyler değişmeye başladı. Eskiden seni ilgiye boğan kişi uzaklaştı ve kafanı karıştıran davranışlar sergilemeye başladı. Kırıldığını söylediğinde ise duydukların şunlar oldu:

“Abartıyorsun.”
“Ben öyle bir şey söylemedim.”
“Her şeyi yanlış anlıyorsun.”

Bir süre sonra sadece ilişkiyi değil, kendi düşüncelerini de sorgulamaya başladın. Tanıdık geliyor mu?

Son yıllarda özellikle sosyal medyada sıkça duyduğumuz “love bombing” ve “gaslighting” kavramları tam da bu noktada karşımıza çıkıyor. Her yoğun ilgi love bombing, her tartışma da gaslighting değildir. Ancak bu kavramları anlamak, ilişkilerde yaşadığımız bazı kafa karışıklıklarını fark etmemize yardımcı olabilir.

Love Bombing Nedir?

Love bombing, bir kişinin ilişkinin özellikle başlangıç döneminde karşı tarafa yoğun ilgi, sevgi ve romantik jestler göstermesiyle karakterize edilen bir davranış biçimidir. Sürekli mesajlar, abartılı iltifatlar, çok kısa sürede yapılan gelecek planları ve ilişkinin hızlı ilerlemesi buna örnek olabilir. İlk bakışta bu davranışlar oldukça romantik görünebilir. Sonuçta hepimiz ilgi görmekten, değerli hissetmekten hoşlanırız. Ancak love bombing’in ayırt edici noktası, ilişkinin doğal akışından çok daha hızlı ilerlemesi ve yoğunluğun zamanla bir baskı unsuruna dönüşebilmesidir.

Kişi henüz karşısındakini gerçekten tanımadan “ruh eşim”, “hayatımın aşkı” ya da “seninle evleneceğim” gibi ifadeler kullanabilir. Bu durum, karşı tarafta güçlü bir bağlanma hissi yaratırken aynı zamanda sağlıklı sınırların oluşmasını da zorlaştırabilir.

Neden Bu Kadar Etkileniyoruz?

Çünkü love bombing çoğu zaman insanların en temel duygusal ihtiyaçlarına dokunur: görülmek, değerli hissetmek ve sevilmek. Uzun zamandır ilgi görmeyen ya da yalnız hisseden biri için bu yoğun ilgi son derece büyüleyici olabilir. Kişi yalnızca karşısındaki insana değil, onun yanında hissettiği duygulara da bağlanmaya başlayabilir. Asıl zorlayıcı kısım ise yoğun ilginin azalmasıyla ortaya çıkar. Bir zamanlar sürekli ilgi gören kişi, şimdi aynı ilgiyi alamadığında neyi yanlış yaptığını düşünmeye başlayabilir.

Gaslighting Nedir?

Gaslighting ise kişinin kendi algılarından, anılarından ve duygularından şüphe etmesine neden olan bir manipülasyon biçimidir. Örneğin, partnerin seni kıran bir davranışta bulunur. Sen bunu dile getirdiğinde ise konu davranıştan çıkar ve senin algına yönelir. “Bunu hiç söylemedim.” “Çok hassassın.” “Her şeyi büyütüyorsun.” “Sorun bende değil, sende.”

Tek bir olayda herkes kendini savunabilir ya da yanlış hatırlayabilir. Ancak gaslighting’de bu durum tekrar eden bir örüntü hâline gelir. Zamanla kişi kendi hafızasına, duygularına ve değerlendirmelerine güvenmekte zorlanmaya başlayabilir.

En Büyük Etkisi Nedir?

Gaslighting’in en yıpratıcı tarafı, kişinin özgüvenini değil, gerçeklik algısını hedef almasıdır. Bir süre sonra kişi yalnızca ilişkiyi değil, kendisini de sorgulamaya başlar. “Acaba gerçekten abartıyor muyum?” “Belki de çok hassasım.” “Belki sorun bendeydi.” Bu noktada kişi yaşadığı rahatsızlığı hissetmeye devam eder ancak ona güvenmekte zorlanır.

Sağlıklı İlişkilerde Ne Olur?

Sağlıklı ilişkilerde de hatalar, yanlış anlamalar ve çatışmalar yaşanır. Ancak sağlıklı bir ilişkide kişinin duyguları sürekli küçümsenmez ya da geçersiz kılınmaz. Birinin seninle aynı fikirde olmaması başka şeydir; seni kendi gerçekliğinden şüphe ettirmesi başka şey. Benzer şekilde yoğun ilgi göstermek de tek başına bir sorun değildir. Sorun, bu ilginin bir bağ kurmaktan çok kontrol etmek ya da bağımlılık yaratmak için kullanılmasıdır.

Kendine Güvenmeyi Hatırlamak

İlişkiler bazen bize karşımızdaki kişi hakkında olduğu kadar kendimiz hakkında da şeyler öğretir. Eğer bir ilişkinin içinde sürekli kafan karışıyorsa, sürekli kendini açıklamak zorunda hissediyorsan ya da duygularından şüphe etmeye başladıysan, durup yaşadığın duruma biraz daha yakından bakmak faydalı olabilir. Çünkü sağlıklı bir ilişki her zaman kolay olmak zorunda değildir; ama sürekli olarak seni kendinden uzaklaştırmamalıdır. Ve bazen iyileşmenin ilk adımı, karşındaki kişiye değil, kendi hislerine yeniden güvenmeyi öğrenmektir.

Ezgi Acar
Ezgi Acar
Ezgi Acar, 1998 yılında İstanbul’da doğmuştur. Lisans eğitimini Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamlayan Acar, aynı zamanda İşletme alanında çift anadal yaparak İnsan Kaynakları Yönetimi alanında uzmanlaşmıştır. Acar, eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi Klinik Psikoloji (tezli) yüksek lisans programında devam etmekte olup, uzmanlık alanı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) üzerine yoğunlaşmaktadır. Mesleki gelişimine üniversite yıllarından itibaren önem veren Acar, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Lape Hastanesi gibi kurumlarda staj yaparak farklı klinik ortamlarda deneyim kazanmıştır. Ayrıca klinik uygulamalarını güçlendirmek amacıyla Bilişsel Davranışçı Terapi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi, Mindfulness Temelli Terapi, Sanat Terapisi, Spor Psikolojisi gibi farklı terapi yaklaşımlarına yönelik eğitimler almış; MMPI, MOXO Dikkat Testi ve CNS Vital Signs gibi psikometrik testlerin uygulama ve raporlama yetkinliklerini kazanmıştır. Bunun yanı sıra travma, anksiyete, depresyon, psikotik bozukluklar, kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, bağımlılık, şema terapi, çift-aile terapisi ve psikodinamik yaklaşımlar gibi konularda birçok seminer ve vaka sunumuna katılmıştır. Araştırma ve ilgi alanları arasında travmalar, yeme bozuklukları, duygusal yeme, psikoonkoloji ve hastalıkların psikolojisi yer alan Acar, bu konularda bilimsel bilgi ile klinik deneyimi bütünleştirmeyi amaçlamaktadır. Psikoloji alanındaki bilgi birikimini toplumla paylaşma motivasyonuyla yazarlık yapan Acar, Psychology Times Türkiye’de ruh sağlığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen, anlaşılır ve erişilebilir içerikler kaleme almaktadır. Akademik ve mesleki gelişimini sürdürürken, gelecekte klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı ve kitap yazarak hem bilimsel hem de edebi üretimlerini geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar