Cuma, Ekim 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Korkudan Haz Almak: Neden Korkmayı Seviyoruz?

Korku kavramı genellikle olumsuz duygularla ilişkilendirilir. Tehdit ya da tehlike karşısında ortaya çıkan korku, bizi olası risklere karşı uyaran ve kendimizi korumaya iten temel duygulardan biridir. Kalp atışlarının hızlanması, nefes alışverişinin sıklaşması, kasların gerilmesi, terleme, dikkatin tehdidin kaynağında yoğunlaşması gibi fiziksel ve zihinsel tepkilerle kendini gösterebilir. Beden, algılanan veya gerçek tehdide karşı harekete geçmeye hazırlanır. İlginçtir ki bazı insanlar, gerçek bir tehlike altında olmadıklarını bildikleri durumlarda tam da bu rahatsız edici duyguyu gönüllü olarak arar. Korku filmi izlemek, korku evlerine gitmek, korku temalı oyunlar oynamak gibi deneyimlerle korkuyu gönüllü olarak deneyimleyen ve bundan haz alanların sayısı hiç de azımsanacak gibi değil.

Peki, normalde uzak durmaya çalıştığımız bir duyguyu, güvenli olduğunu bildiğimiz ortamda da olsak, neden kendi isteğimizle arıyoruz? Bu soru bizi rekreasyonel korku kavramına yönlendiriyor. Rekreasyonel korku, insanların olumsuz duygular uyandıran etkinliklere gönüllü olarak yöneldiği ve bu duygulardan haz almayı beklediği davranışlar olarak tanımlanabilir. Bu ilginç olguyu yakından anlamaya çalışan isimlerden biri: Mathias Clasen. Clasen ve meslektaşları, 2016’dan bu yana yürüttükleri çalışmaların ardından 2020 yılında Aarhus Üniversitesi bünyesinde Recreational Fear Lab’i (Rekreasyonel Korku Laboratuvarı) kurdu. Burada korku yalnızca filmler üzerinden değil; korku evleri, video oyunları ve farklı korkutucu uyaranlar üzerinden de inceleniyor. Araştırmacılar bir yandan insanların ne kadar korktuğunu ve bundan ne kadar keyif aldığını araştırırken, bir yandan da korku sırasında ortaya çıkan fizyolojik tepkileri ölçüyor. Bizi normalde kaçınmaya iten bir duygu hangi noktada haz veren bir deneyime dönüşüyor?

Korkunun Tatlı Noktası

Tam da bu sorulara cevap arayan Mathias Clasen ve arkadaşlarının çalışmalarını oldukça değerli buluyorum. Korkudan neden haz aldığımıza dair merakımızı yalnızca teorik olarak tartışmakla kalmayıp, korkuyu farklı deneyimler içerisinde incelemeleri bu konuyu benim için daha da ilgi çekici hâle getiriyor.

Laboratuvarın çalışmalarından elde edilen bulgular oldukça ilginç. Bulgulardan biri, daha fazla korkunun her zaman daha fazla haz anlamına gelmediğini gösteriyor. Andersen ve arkadaşlarının (2020) bir korku evinde gerçekleştirdiği çalışmada, korku ile haz arasında ters-U şeklinde bir ilişki olduğu görülüyor. Yani, deneyim yeterince korkutucu olmadığında sıkılıyoruz; fazla korkutucu olduğunda ise bunalmaya başlıyoruz ve aldığımız haz azalıyor. İki uç noktanın arasında ise korkunun keyif verdiği ideal bir nokta var. Clasen (2023), buna korkunun tatlı noktası (sweet spot of fear) diyor. Ancak bu tatlı nokta herkes için aynı yerde değil.

Kimimiz daha hafif bir gerilimden keyif alırken kimimiz korkunun dozunun biraz daha yüksek olmasını tercih edebiliyor. Korkudan ne kadar keyif aldığımız, yalnızca deneyimin ne kadar korkutucu olduğuyla değil, o korkuyu nasıl deneyimlediğimizle de ilgili. Bunun sebepleri arasında kişilik özelliklerimizden merakımıza, heyecan arayışımızdan içinde bulunduğumuz ortamı ne kadar güvenli ve kontrol edilebilir algıladığımıza kadar pek çok etken olabilir.

Korkudan keyif alabilmemizde, kendimizi güvende hissetmemiz önemli bir rol oynuyor. Clasen (2023), burada psikolojik mesafenin (psychological distance) kilit önemde olduğunu belirtiyor. Gerçek bir tehlikenin olmadığını bildiğimiz sürece korkunun yarattığı duygusal ve fizyolojik uyarılmadan keyif alabileceğimizi ifade ediyor. Bu durum, Rozin ve arkadaşlarının (2013) benign masochism (iyi huylu mazoşizm) olarak adlandırdığı kavramla da açıklanabilir. Araştırmacılar bunu, başlangıçta olumsuz olan ve bedenin tehdit edici olarak yorumladığı deneyimlerden, gerçekte bir tehlike olmadığının farkına varılmasıyla haz alınması olarak tanımlıyor. Hatta bu farkındalığın, kişinin bedensel tepkileri üzerinde zihinsel bir hâkimiyet hissetmesinden doğan bir haz yaratabileceğini öne sürüyorlar.

Neden Bazılarımız Korkuya Daha Çok Çekiliyor?

Güvenlik hissinin yanında merak da devreye giriyor. Ölüm, şiddet, tehlike veya paranormal olaylar gibi rahatsız edici konulara duyulan merakı ifade eden morbid curiosity, korkuya neden isteyerek yaklaştığımızı anlamamıza yardımcı olan kavramlardan biri. Kiss ve arkadaşlarının (2024) çalışmasında da morbid curiosity ile korku filmi sahnelerinden alınan heyecan ve haz arasında pozitif bir ilişki bulunuyor.

Heyecan arayışı da korkudan aldığımız hazla ilişkilendirilen özelliklerden biri. Martin’in (2019) derlemesinde, heyecan arayışı (sensation seeking) ile korku içeriklerinden hoşlanma arasında pozitif ilişkiler bildiren çalışmalar olduğu, ancak bu ilişkinin tüm araştırmalarda tutarlı biçimde görülmediği belirtiliyor. Bu da korkudan keyif almanın tek bir kişilik özelliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor.

Heyecan arayışının yanı sıra, korkuyu nasıl yorumladığımız da yaşadığımız duyguyu şekillendirebilir. Bilişsel değerlendirme yaklaşımına göre duygularımız, yaşadığımız durumları nasıl yorumladığımızla yakından ilişkilidir (Yeo & Ong, 2024). Dolayısıyla heyecan arayışı korkudan aldığımız hazzın bir parçası olabilir, ancak tek başına yeterli bir açıklama gibi görünmüyor.

Korkuyu gönüllü olarak deneyimlemek yalnızca o an aldığımız hazla da sınırlı olmayabilir. Bazı araştırmacılar, güvenli bir ortamda korkuyla karşılaşmanın korku ve kaygı gibi olumsuz duygularla başa çıkarken kullandığımız duygu düzenleme stratejilerini deneyimlemek ve pratik etmek için bir fırsat sunabileceğini öne sürüyor (Scrivner et al., 2023). Elbette bu, korku filmi izlemenin bizi otomatik olarak daha dayanıklı hâle getirdiği anlamına gelmiyor; ancak korkuyu güvenli bir bağlamda deneyimlemenin yalnızca eğlenceyle sınırlı olmayabileceğini düşündürüyor.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde, korkudan aldığımız hazzın tek bir nedene bağlı olmadığını görüyoruz. Gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya olmadığımızı bilirken korkunun yarattığı heyecanı deneyimleyebiliyor, hatta bundan haz alabiliyoruz. Merakımız, heyecan arayışımız, korkuyu nasıl yorumladığımız ve kendimizi ne kadar güvende hissettiğimiz bu deneyimden aldığımız hazzı şekillendirebiliyor. Bana kalırsa; korkuyu bu kadar ilgi çekici yapan şey tam olarak bu: Normalde kaçınmak istediğimiz bir duyguyu, sınırlarını bildiğimiz güvenli bir ortamda deneyimleyip ondan keyif alabilmek.

Korkmak Sadece Eğlenceli mi?

Yazıyı bitirirken biraz da kendi deneyimimden bahsetmek istiyorum. Güvenli bir ortamda korkuyu deneyimlemeyi sık sık tercih eden; korku filmlerine, korku edebiyatına ve korku temalı oyunlara hayranlık duyan biri olarak, bu deneyimlerde bir çeşit rahatlama da buluyorum. Literatürü araştırırken korkudan haz almanın katarsis (catharsis) bağlamında da ele alındığını görmek bu yüzden özellikle ilgimi çekti. Korkuyla kurduğumuz bu paradoksal ilişkiyi yalnızca “adrenalin bağımlılığı” gibi açıklamalarla ya da korkuya duyulan ilgiyi psikopatiyle ilişkilendiren klişelerle açıklamak bana biraz sıkıcı geliyor. Korku-haz paradoksunu araştıran çalışmalarla daha sık karşılaşmayı isterim; yalnızca kendimi anlamak için değil, aynı korkunun nasıl farklı yorumlanabildiğini ve kişiden kişiye nasıl bambaşka deneyimlere dönüşebildiğini araştırmanın da oldukça ilgi çekici olduğunu düşünüyorum.

Psikolog Ayça Akbıyık

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Andersen, M. M., Schjoedt, U., Price, H., Rosas, F. E., Scrivner, C., & Clasen, M. (2020). Playing with fear: A field study in recreational horror. Psychological Science, 31(12), 1497–1510.
  • Clasen, M. (2023). The new science of recreational fear. Engelskmeddelelser, 2023(207), 36–41.
  • Kiss, B. L., Deak, A., Veszprémi, M. D., Blénessy, A., & Zsido, A. N. (2024). The role of excitement and enjoyment through subjective evaluation of horror film scenes. Scientific Reports, 14, 2987.
  • Martin, G. N. (2019). (Why) do you like scary movies? A review of the empirical research on psychological responses to horror films. Frontiers in Psychology, 10, 2298.
  • Rozin, P., Guillot, L., Fincher, K., Rozin, A., & Tsukayama, E. (2013). Glad to be sad, and other examples of benign masochism. Judgment and Decision Making, 8(4), 439–447.
  • Scrivner, C., Andersen, M. M., Schjødt, U., & Clasen, M. (2023). The psychological benefits of scary play in three types of horror fans. Journal of Media Psychology, 35(2), 87–98.
  • Yeo, G. C., & Ong, D. C. (2024). Associations between cognitive appraisals and emotions: A meta-analytic review. Psychological Bulletin, 150(12), 1440–1471.
Ayça Akbıyık
Ayça Akbıyık
Ayça Akbıyık, Haliç Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü mezunudur. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirdiği staj sürecinde MMPI, Mini-Mental Durum Testi, Porteus Labirentleri, Metropolitan School Readiness Testi ve WAIS gibi psikolojik değerlendirme araçlarının klinik uygulama süreçlerini gözlemleme fırsatı edinmiştir. Küçükçekmece Belediyesi Anaokulu’ndaki stajında ise okul öncesi çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişim süreçleri ile rehberlik uygulamalarını gözlemlemiştir. İlgi alanları arasında gelişim psikolojisi, feminist psikoloji, toplumsal cinsiyet çalışmaları, toplumsal olayların psikolojik etkileri ile kültür, medya ve sinema-psikoloji ilişkisi yer almaktadır. Bu alanlarda bilimsel literatürü temel alan popüler bilim yazıları kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar