Salı, Eylül 29, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Doomscrolling: Neden Kötü Haberleri Kaydırmayı Durduramıyoruz?

Gece yatağa girdiğinizde, uykuya geçmeden önce telefonunuzu elinize alıp haber akışında parmağınızı kaydırmaya başladığınızı düşünün.

Ekonomik krizler, savaşlar, doğal afetler, salgınlar, toplumsal güvenlik tehditleri…

Bir haberin ardından diğerine geçiyor, her yeni gelişmeyle birlikte biraz daha fazla bilgi edinmeye çalışıyorsunuz. Fakat bir noktadan sonra yalnızca bilgi edinmek için değil, bir sonraki kötü haberi kontrol etmek için ekrana bakmaya devam ettiğinizi fark ediyorsunuz.

İşte bu davranış örüntüsü son yıllarda “doomscrolling” olarak adlandırılıyor.

Doomscrolling, özellikle sosyal medya ve dijital haber platformlarında olumsuz haberleri ve tehdit içeren içerikleri yoğun, tekrarlayıcı ve kontrol edilmesi güç biçimde takip etme eğilimini ifade ediyor. Henüz bağımsız bir psikiyatrik bozukluk ya da resmi bir “bağımlılık” tanısı değildir. Bununla birlikte, son yıllarda geliştirilen ölçme araçları ve araştırmalar, doomscrolling’in psikolojik sıkıntı, gelecek kaygısı ve psikolojik iyi oluş gibi değişkenlerle ilişkili olabileceğini göstermektedir (Satici et al., 2023; Shabahang et al., 2023).

Neden Kötü Haberler Dikkatimizi Daha Fazla Çekiyor?

Doomscrolling’i anlamanın yollarından biri olumsuzluk yanlılığı (negativity bias) kavramına bakmaktır.

İnsanlar çoğu durumda olumsuz olaylara, bilgilere ve geri bildirimlere olumlu olanlardan daha fazla dikkat gösterebilir. Baumeister ve arkadaşlarının (2001) kapsamlı değerlendirmesi, olumsuz olayların ve bilgilerin psikolojik süreçlerde olumlu olanlara kıyasla daha güçlü etkiler oluşturabildiğini göstermektedir.

Bu durumun evrimsel açıdan anlaşılabilir bir yönü vardır. Tehditleri fark etmek ve olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmak hayatta kalma açısından önemli bir avantaj sağlamış olabilir.

Ancak günümüzde karşılaştığımız tehditlerin önemli bir bölümü doğrudan içinde bulunduğumuz çevreden gelmez. Telefon ekranımız aracılığıyla dünyanın farklı bölgelerindeki savaşları, kazaları, doğal afetleri ve toplumsal krizleri aynı gün içerisinde yüzlerce kez görebiliriz.

Dolayısıyla tehditlere yönelik dikkat süreçleri, dijital ortamda çok daha fazla ve sürekli bilgiyle karşı karşıya kalabilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, “amigdalanın ele geçirilmesi” gibi popüler nörobilimsel ifadelerden ziyade, tehdit ve duygusal olarak yüklü içeriklerin dikkat ve bilgi işleme süreçlerini etkileyebileceğini kabul etmektir.

Sürekli Kötü Haber Takibi Stresle İlişkili Olabilir mi?

Kriz dönemlerinde haberleri takip etmek doğal ve işlevsel bir davranıştır. İnsanlar belirsizliği azaltmak, kendilerini ve yakınlarını korumak ve gelişmelerden haberdar olmak için daha fazla bilgi arayabilir.

Ancak bilgi edinme davranışı sürekli bir kontrol döngüsüne dönüştüğünde durum farklılaşabilir.

Araştırmalar, kriz dönemlerinde yoğun haber tüketiminin psikolojik stres ve endişeyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Örneğin COVID-19 döneminde yapılan bir araştırmada COVID-19 haber tüketimi, pandemiye ilişkin psikolojik stres ve yakınlarının hastalanmasına ilişkin endişelerle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur (Ladis et al., 2023).

Stresin biyolojik boyutunda ise hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseni ve otonom sinir sistemi önemli rol oynar. Kronik stresin bu sistemlerin düzenlenmesi ve kortizol dinamikleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir (O’Connor et al., 2021).

Bununla birlikte, burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Doomscrolling’in tek başına HPA eksenini sürekli aktive ettiği veya doğrudan kronik kortizol yüksekliğine neden olduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunmamaktadır.

Daha doğru ifade, yoğun ve tekrarlayan olumsuz haber maruziyetinin bazı kişilerde stres, kaygı ve psikolojik sıkıntıyla ilişkili olabileceğidir.

“Bir Habere Daha Bakayım” Döngüsü

Doomscrolling’in dikkat çekici taraflarından biri, kişinin çoğu zaman haberleri yalnızca meraktan değil, belirsizliği azaltma amacıyla takip etmesidir.

“Acaba yeni bir gelişme oldu mu?”

“Bir şey kaçırıyor olabilir miyim?”

“Durum daha kötüye gitti mi?”

Bu sorular kişiyi tekrar tekrar ekrana yönlendirebilir.

Ancak her yeni haber belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaz. Aksine, yeni bilgiler yeni sorular doğurabilir. Böylece kişi kısa süreli bir kontrol hissi yaşarken tekrar haber aramaya yönelebilir.

Doomscrolling araştırmaları da bu davranışın geleceğe ilişkin kaygı ve psikolojik sıkıntıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Shabahang ve arkadaşlarının (2023) çalışmasında doomscrolling; daha düşük psikolojik iyi oluş ve yaşam doyumu ile, daha yüksek depresyon ve gelecek kaygısı ile ilişkili bulunmuştur. Çalışmanın kesitsel yapısı nedeniyle bu ilişkilerin doğrudan nedensellik anlamına gelmediği unutulmamalıdır.

Çaresizlik Hissi Nereden Gelebilir?

Dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen savaşları, ekonomik krizleri, doğal afetleri veya toplumsal sorunları anlık olarak takip etmek, kişiye çok fazla bilgi sağlayabilir; fakat bu olayların önemli bir bölümü bireyin doğrudan kontrol alanının dışında kalır.

Burada kontrol algısı önemli hale gelir.

Martin Seligman’ın öğrenilmiş çaresizlik kuramı, kontrol edilemeyen olumsuz deneyimlerin bireyin gelecekteki davranışları ve kontrol beklentileri üzerinde etkili olabileceğini ortaya koymuştur (Seligman, 1972).

Ancak doomscrolling ile öğrenilmiş çaresizlik arasında doğrudan ve kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değildir.

Daha temkinli bir ifadeyle, sürekli kontrol edilemeyen tehditlere ve olumsuz haberlere maruz kalmanın bazı bireylerde çaresizlik, umutsuzluk veya kontrol kaybı algısıyla ilişkili olabileceği söylenebilir.

Nitekim Shabahang ve arkadaşlarının (2024) İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nden üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanıcılarından oluşan örneklemleriyle gerçekleştirdiği çalışmada doomscrolling, her iki örneklemde de daha yüksek varoluşsal kaygıyla ilişkili bulunmuştur. Ancak çalışmanın kesitsel yapısı nedeniyle bu bulgu nedensellik olarak yorumlanmamalıdır.

Peki Dijital Haber Tüketimini Nasıl Daha Sağlıklı Hale Getirebiliriz?

Kaynakça

  • Baumeister, R. F., Bratslavsky, E., Finkenauer, C., & Vohs, K. D. (2001). Bad is stronger than good. Review of General Psychology, 5(4), 323–370. https://doi.org/10.1037/1089-2680.5.4.323
  • Ladis, I., Gao, C., & Scullin, M. K. (2023). COVID-19-related news consumption linked with stress and worry, but not sleep quality, early in the pandemic. Psychology, Health & Medicine, 28(4), 980–994. https://doi.org/10.1080/13548506.2022.2141281
  • O'Connor, D. B., Thayer, J. F., & Vedhara, K. (2021). Stress and health: A review of psychobiological processes. Annual Review of Psychology, 72, 663–688. https://doi.org/10.1146/annurev-psych-062520-122331
  • Satici, S. A., Gocet Tekin, E., Deniz, M. E., & Satici, B. (2023). Doomscrolling scale: Its association with personality traits, psychological distress, social media use, and wellbeing. Applied Research in Quality of Life, 18(2), 833–847. https://doi.org/10.1007/s11482-022-10110-7
  • Seligman, M. E. P. (1972). Learned helplessness. Annual Review of Medicine, 23, 407–412. https://doi.org/10.1146/annurev.me.23.020172.002203
  • Shabahang, R., Kim, S., Hosseinkhanzadeh, A. A., Aruguete, M. S., & Kakabaraee, K. (2023). “Give your thumb a break” from surfing tragic posts: Potential corrosive consequences of social media users’ doomscrolling. Media Psychology, 26(4), 460–479. https://doi.org/10.1080/15213269.2022.2157287
  • Shabahang, R., Hwang, H., Thomas, E. F., Aruguete, M. S., McCutcheon, L. E., Orosz, G., Hossein Khanzadeh, A. A., Mokhtari Chirani, B., & Zsila, Á. (2024). Doomscrolling evokes existential anxiety and fosters pessimism about human nature? Evidence from Iran and the United States. Computers in Human Behavior Reports, 15, 100438. https://doi.org/10.1016/j.chbr.2024.100438
  • Taşkın, S., Yıldırım Kurtuluş, H., Satici, S. A., & Deniz, M. E. (2024). Doomscrolling and mental well-being in social media users: A serial mediation through mindfulness and secondary traumatic stress. Journal of Community Psychology, 52(3), 512–524. https://doi.org/10.1002/jcop.23111
ahmet hasan kuzucuoğlu
ahmet hasan kuzucuoğlu
Psikolog ve hemşire kimliğimi sosyoloji vizyonuyla birleştirerek insan ruhuna multidisipliner bir pencereden bakıyorum. Sanal gerçeklik (VR) terapisi ve yapay zekanın terapötik bağdaki gücüne odaklanan projeler geliştiriyorum ve bunları araştırmaya yazıya doküyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar