Çarşamba, Eylül 30, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Bazı İnsanların Yanında Kendimiz Gibi Hissedemeyiz?

Hepimizin yanında rahat hissettiği ve kendimizi olduğumuz gibi gösterebildiği insanlar vardır. Onların yanında konuşurken ne söyleyeceğimizi fazla düşünmeyiz, davranışlarımızı sürekli kontrol etmeyiz. Ancak bazı insanların yanındayken bunun tam tersini yaşayabiliriz. Söylediklerimizi tekrar tekrar düşünmek, yanlış anlaşılmaktan çekinmek veya nasıl göründüğümüze fazlasıyla dikkat etmek mümkün olabilir. Peki, neden bazı insanların yanında kendimiz olmak bu kadar zorlaşır?

Bunun nedenlerinden biri kabul edilme ihtiyacımız olabilir. İnsanlar sosyal varlıklardır ve ait olma, kabul edilme ve değer görme ihtiyacı taşırlar. Bu nedenle çevremizdeki insanların bizi nasıl değerlendirdiği zaman zaman bizim için önemli hâle gelebilir. Özellikle bir kişi tarafından kabul edilmemekten veya dışlanmaktan korkuyorsak, onun yanında davranışlarımızı daha fazla kontrol etmeye başlayabiliriz.

Bazen karşımızdaki kişinin bizi yargılayacağını düşünmek de kendimiz gibi davranmamızı zorlaştırabilir. Söylediğimiz bir sözün yanlış anlaşılacağından, düşüncelerimizin küçümseneceğinden veya yeterince iyi bulunmayacağımızdan endişe edebiliriz. Böyle durumlarda kişi, kendi davranışlarını doğal bir şekilde sergilemek yerine karşı tarafın beklentilerine göre şekillendirmeye başlayabilir.

Geçmiş deneyimlerimiz de bu konuda etkili olabilir. Daha önce eleştirilmiş, küçümsenmiş veya dışlanmış olmak, benzer durumların tekrar yaşanacağına dair bir beklenti oluşturabilir. Örneğin, geçmişte düşüncelerini paylaştığında olumsuz tepki alan bir kişi, ilerleyen dönemlerde kendisini ifade etmekten kaçınabilir. Aslında o an karşısındaki kişi aynı tepkiyi vermese bile geçmiş deneyimin oluşturduğu kaygı davranışlarını etkileyebilir.

Bir başka etken ise kişinin kendisiyle ilgili düşünceleridir. Kendisini yeterince değerli veya ilgi çekici görmeyen biri, başkalarının yanında daha fazla onay arayabilir. “Acaba beni seviyor mu?”, “Yanlış bir şey söyledim mi?” veya “Beni garip buldu mu?” gibi düşünceler kişinin dikkatini kendi davranışlarına yöneltebilir. Böylece kişi içinde bulunduğu sohbeti yaşamaktan çok, kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmeye başlayabilir.

Sosyal medya da bu durumu zaman zaman güçlendirebilir. İnsanların hayatlarının yalnızca belirli ve çoğunlukla olumlu anlarını paylaşması, kişinin kendi sosyal hayatını başkalarıyla karşılaştırmasına neden olabilir. Bu karşılaştırmalar sonucunda kişi nasıl görünmesi, nasıl davranması veya nasıl bir hayat yaşaması gerektiği konusunda kendisine baskı uygulayabilir. Oysa sosyal medyada gördüğümüz görüntüler, insanların yaşamlarının tamamını yansıtmaz.

Kendimiz gibi hissedemediğimiz her ilişkiyi sorunlu olarak değerlendirmek de doğru olmayabilir. Bazen yeni tanıştığımız birinin yanında zamanla rahatlayabiliriz. Bazen de karşımızdaki kişiyle iletişim şeklimizin bize uygun olmadığını fark edebiliriz. Önemli olan, bu durumun sürekli olup olmadığını ve kendimizi olduğumuzdan farklı göstermenin bizi ne kadar yorduğunu fark edebilmektir. Sağlıklı ilişkilerde kişi kendisini sürekli olarak kanıtlamak veya karşı tarafın beklentilerini karşılamak zorunda hissetmez. Elbette her ilişkide karşımızdaki kişiye göre iletişim biçimimiz biraz değişebilir. Ancak bu değişim, kendi düşüncelerimizi ve duygularımızı tamamen geri plana atmamıza dönüşüyorsa üzerinde düşünmek gerekebilir.

Belki de kendimize şu soruyu sormakla başlayabiliriz: “Bu kişinin yanında gerçekten kendim gibi miyim, yoksa onun beni nasıl göreceğini düşünerek mi davranıyorum?”

Kendimiz gibi hissedebilmek, her zaman kusursuz veya tamamen rahat olmak anlamına gelmez. Bazen çekinmek, utanmak veya heyecanlanmak da oldukça doğal olabilir. Önemli olan, zaman içinde kendimizi olduğumuz hâlimizle kabul edebildiğimiz ve bunu başkalarının yanında da gösterebildiğimiz ilişkiler kurabilmektir. Çünkü insanın kendisini saklamak zorunda hissetmediği ilişkiler, psikolojik olarak da daha güvenli bir alan oluşturabilir.

Kaynakça

  • Baumeister, R. F., & Leary, M. R. (1995). The need to belong: Desire for interpersonal attachments as a fundamental human motivation. Psychological Bulletin, 117(3), 497–529.
  • Schlenker, B. R., & Leary, M. R. (1982). Social anxiety and self-presentation: A conceptualization and model. Psychological Bulletin, 92(3), 641–669.
  • Neff, K. D. (2011). Self-compassion: The proven power of being kind to yourself. William Morrow.
Yaren Gökbayrak
Yaren Gökbayrak
Psikoloji 2. sınıf öğrencisiyim. Klinik psikolojiye ilgi duyuyor; travma, kaygı ve özgüven konularında içerikler üretmeyi hedefliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar