Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji alanında kullanılan bir sistem olmaktan çıkıp günlük hayatın birçok alanında karşımıza çıkmaktadır. Sağlık, eğitim, iletişim ve psikoloji de bu değişimden etkilenmektedir. Özellikle son yıllarda ruh sağlığı alanında yapay zekâ destekli uygulamaların sayısının artması, psikoterapide bu teknolojinin nasıl kullanılabileceği konusunda yeni tartışmalar ortaya çıkarmıştır (Atılgan & Uslu, 2024; Ülker & Akkan, 2023).
Yapay zekânın psikoloji alanındaki kullanımı oldukça geniştir. Bilgi verme, psikoeğitim, bazı değerlendirme süreçlerine destek olma, metinleri analiz etme ve danışmanlara bazı görevlerde yardımcı olma gibi farklı kullanım alanlarından söz edilebilir. Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır. Bir yapay zekâ sisteminin psikolojiyle ilgili bilgi vermesi ile bir insanla profesyonel psikoterapi yürütmesi aynı şey değildir. Bu nedenle yapay zekânın psikoterapideki rolünü değerlendirirken teknolojinin sağlayabileceği kolaylıklarla profesyonel psikoterapinin gerektirdiği insanî özellikleri birbirinden ayırmak gerekir (Konyalı et al., 2025).
Psikoterapide Yapay Zekâ Ne İçin Kullanılabilir?
Yapay zekâ destekli sistemler özellikle psikoeğitim ve genel psikolojik bilgi verme konusunda kullanılabilir. Kişiler stres, kaygı, uyku veya günlük yaşamda karşılaştıkları bazı psikolojik sorunlar hakkında temel bilgilere hızlı şekilde ulaşabilmektedir. Bunun yanında bazı sohbet tabanlı uygulamalar kullanıcılarla belirli bir iletişim kurarak onların düşüncelerini ve duygularını ifade etmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır (Vaidyam et al., 2019).
Bu durum özellikle psikolojik desteğe ulaşmanın zor olduğu veya profesyonel yardım alma konusunda çekincelerin bulunduğu kişiler açısından önemli bir fırsat oluşturabilir. Ancak bu uygulamaların psikoterapinin yerini tamamen alabileceğini söylemek doğru değildir. Psikoterapi, yalnızca sorulara cevap vermek veya bilgi sağlamak değildir. Danışanın yaşadığı problemi anlamak, terapötik ilişki kurmak, danışanın ihtiyaçlarını değerlendirmek ve gerektiğinde uygun müdahaleyi seçmek profesyonel bir süreçtir (Bal, 2025).
Yapay Zekânın Sağlayabileceği Faydalar
Yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki en önemli avantajlarından biri erişilebilirliktir. İnsanlar günün farklı saatlerinde bazı yapay zekâ sistemlerine ulaşabilmektedir. Bu durum özellikle psikolojik destek hizmetlerine ulaşmanın sınırlı olduğu durumlarda destekleyici olabilir. Ayrıca bazı yapay zekâ sistemleri kişiye verilen bilgileri hızlı şekilde düzenleyebilmekte ve belirli görevlerde terapiste yardımcı olabilmektedir (Beg et al., 2025).
Bunun yanında yapay zekânın bazı uygulamalarda terapötik süreçle ilişkili olumlu sonuçlar verebildiğine yönelik araştırmalar da bulunmaktadır. Örneğin konuşma tabanlı bazı sistemlerin psikolojik belirtiler ve kullanıcı deneyimleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ancak bu sonuçların yapay zekânın bütün psikoterapi süreçlerinde insan terapistin yerini alabileceği anlamına gelmediği özellikle vurgulanmalıdır.
Asıl Tartışma: Etik
Yapay zekânın psikoterapide kullanılmaya başlanmasıyla birlikte en önemli konulardan biri etik olmaktadır. Çünkü psikoterapi sırasında danışanlar aile ilişkileri, travmalar, korkular, sağlık bilgileri ve başka insanlarla paylaşmadıkları birçok özel bilgiyi terapistle paylaşabilir. Bu bilgilerin bir yapay zekâ sistemine aktarılması durumunda verilerin nerede tutulduğu, nasıl işlendiği ve kimlerin erişebileceği önemli bir soru haline gelmektedir (Akgöz et al., 2022; Pamfili & Namlı, 2026).
Bu nedenle gizlilik ve veri güvenliği psikoterapide yapay zekâ kullanımının temel konularından biridir. Danışanın yapay zekâ kullanılan bir sistemle konuştuğunu bilmesi ve bilgilerinin nasıl işleneceği konusunda açık şekilde bilgilendirilmesi gerekir. Bu nokta aynı zamanda bilgilendirilmiş onam konusuyla da ilişkilidir.
Bir diğer önemli konu ise yapay zekânın yanlış veya eksik bilgi verme ihtimalidir. Yapay zekâ oldukça gelişmiş olsa da her zaman doğru sonuç üretmeyebilir. Özellikle intihar düşüncesi, kendine zarar verme, ağır depresyon veya başka yüksek riskli durumlarda yanlış bir yönlendirme ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yüksek riskli durumlarda insan uzmanının değerlendirmesinin korunması gerekir.
Terapötik İlişki İnsan Terapistin Yerini Tutabilir mi?
Psikoterapinin önemli unsurlarından biri terapist ile danışan arasındaki ilişkidir. Danışanın anlaşıldığını hissetmesi, güven oluşturması ve terapistle kurduğu ilişki terapi sürecinin önemli parçalarıdır. Yapay zekâ insanlarla doğal bir şekilde iletişim kurabilse de insan terapistin deneyimini, klinik sorumluluğunu ve ilişki kurma biçimini tamamen aynı şekilde karşılayabileceğini söylemek için yeterli kanıt bulunmamaktadır (Fiske et al., 2019).
Burada yapay zekâyı doğrudan “terapistin rakibi” olarak görmek yerine, terapiste yardımcı olabilecek bir araç olarak değerlendirmek daha gerçekçi olabilir. Örneğin psikoeğitim materyallerinin hazırlanması, bazı bilgilerin düzenlenmesi veya terapi sürecine yardımcı olacak bazı teknik görevlerde yapay zekâdan yararlanılabilir. Ancak nihai klinik değerlendirme ve sorumluluk insan uzmanda kalmalıdır.
Adalet ve Önyargı Sorunu
Yapay zekâ sistemlerinin bir diğer etik sorunu adalet ve önyargıdır. Bir sistem belirli yaş, cinsiyet, kültür veya dil gruplarına ait verilerle daha fazla eğitilmişse diğer gruplardaki kişiler için aynı başarıyı göstermeyebilir. Ruh sağlığı alanında bu durum özellikle önemlidir çünkü insanların psikolojik sorunları kültürden, sosyal çevreden ve yaşam koşullarından etkilenebilmektedir.
Bu nedenle yapay zekâ sistemlerinin farklı gruplarda test edilmesi ve ortaya çıkabilecek algoritmik önyargıların takip edilmesi gerekir. Yapay zekânın tarafsız olduğu düşüncesi otomatik olarak kabul edilmemelidir. Etik yapay zekâ için insan denetimi, şeffaflık ve hesap verebilirlik önemlidir (Jobin et al., 2019; Shneiderman, 2020).
Yapay Zekâ Kullanılırken Psikoloğun Sorumluluğu
Yapay zekâ kullanılması durumunda sorumluluğun tamamen teknolojiye bırakılması doğru değildir. Psikolog veya psikolojik danışman yapay zekânın verdiği bilgileri değerlendirmeli ve gerektiğinde düzeltmelidir. Özellikle danışanın güvenliği söz konusu olduğunda insan uzmanının karar verme yetkisi korunmalıdır.
Bu nedenle gelecekte psikologların yalnızca psikoterapi bilgisine değil, aynı zamanda temel yapay zekâ okuryazarlığına da sahip olması önemli hale gelebilir. Yapay zekânın ne yaptığı, hangi durumlarda hata yapabileceği ve hangi bilgilerin sisteme aktarılmaması gerektiği konusunda uzmanların bilgi sahibi olması hem danışanın hem de mesleğin korunmasına yardımcı olabilir (Shinners et al., 2020).
Sonuç
Sonuç olarak yapay zekâ psikoterapi alanında önemli fırsatlar sunmaktadır. Erişilebilirlik, psikoeğitim ve bazı destekleyici görevler açısından faydalı olabilir. Ancak psikoterapinin insan ilişkisine dayanan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Gizlilik, bilgilendirilmiş onam, veri güvenliği, yanlış bilgi, algoritmik önyargı, terapötik ilişki ve sorumluluk gibi konular yapay zekânın psikoterapide kullanımında dikkatle ele alınmalıdır.
Bu nedenle gelecekte en uygun yaklaşımın yapay zekâyı tamamen reddetmek veya insan terapistin yerine koymak yerine, insan uzmanının kontrolünde ve etik sınırlar içerisinde yardımcı bir araç olarak kullanmak olduğu söylenebilir. Teknoloji geliştikçe psikoloji alanındaki etik kuralların da bu değişime göre yeniden değerlendirilmesi gerekecektir.
Kaynakça
- Akgöz, N., Ülker, S. V., Keskin, E., & Arasan Doğan, İ. (2022). Günümüz ve gelecekteki teknolojinin psikoterapi uygulamalarına etkisi ve etik tartışmalar. International Journal of Social, Humanities and Administrative Sciences, 8, 1840–1848.
- Atılgan, E., & Uslu, E. (2024). Ruh sağlığı alanında yapay zeka araştırmaları: Bibliyometrik bir değerlendirme. Osmangazi Tıp Dergisi, 46(4).
- Bal, F. (2025). Artificial intelligence and psychotherapy. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 17(4), 643–660.
- Beg, M. J., Verma, M., Chanthar, V. C. K. M. M., & Verma, M. K. (2025). Artificial intelligence for psychotherapy: A review of the current state and future directions. Indian Journal of Psychological Medicine, 47(4), 314–325.
- Fiske, A., Henningsen, P., & Buyx, A. (2019). Your robot therapist will see you now: Ethical implications of embodied artificial intelligence in psychiatry, psychology, and psychotherapy. Journal of Medical Internet Research, 21(5), e13216.
- Jobin, A., Ienca, M., & Vayena, E. (2019). The global landscape of AI ethics guidelines. Nature Machine Intelligence, 1, 389–399.
- Konyalı, A., Naipoğlu, C., Güner, S., Bakkal, İ., & Çelik, A. R. (2025). Psikolojide yapay zekâ kullanımı ve uygulamaları. Journal of Kocaeli Health and Technology University, 3(1), 1–17.
- Pamfili, C., & Namlı, N. İ. (2026). Yapay zekâ ile terapi: Terapötik süreçte algoritmaların etkisi ve etik sorunlar. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 28(1), 314–333.
- Shinners, L., Aggar, C., Grace, S., & Smith, S. (2020). Exploring healthcare professionals’ understanding and experiences of artificial intelligence. Health Informatics Journal, 26(2), 1241–1250.
- Shneiderman, B. (2020). Human-centered artificial intelligence: Reliable, safe & trustworthy. International Journal of Human–Computer Interaction, 36(6), 495–504.
- Ülker, S. V., & Akkan, G. (2023). Ruh sağlığı hizmetlerinde yapay zeka uygulamaları ve ilişkili teknolojiler. Fenerbahçe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 3(2), 242–263.
- Vaidyam, A. N., Wisniewski, H., Halamka, J. D., Kashavan, M. S., & Torous, J. B. (2019). Chatbots and conversational agents in mental health: A review of the psychiatric landscape. Canadian Journal of Psychiatry, 64(7), 456–464.

