Cumartesi, Eylül 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ben Asla Böyle Olmam

İnsanlar bazı davranışlar hakkında kesin cümleler kurar.

“Ben asla böyle biri olmam.”
“Bunu yapanları anlayamıyorum.”

“Ben olsam böyle davranmazdım.”

Bir arkadaşın bir ilişkiye tutunma biçimi yargılanır. Birinin suskunluğu zayıflık olarak görülür. Bir başkasının sınır koyamayışı ya da tam tersine fazlasıyla sert oluşu eleştirilir.

Ve çoğu zaman bütün bu yargıların sonunda aynı cümle belirir:

“Ben asla böyle olmam.”

Bu cümle, çoğu zaman güvenli bir mesafeden kurulur. Henüz o koşullar yaşanmamıştır. O duygunun içinden geçilmemiş, o kaybın ağırlığı taşınmamış, o korkuyla baş başa kalınmamıştır. Deneyimlenmemiş bir hayatın dışından bakmak kolaydır.

Bir insanın bir ilişkiden kopamamasının ardında yalnızca “güçsüzlük” olmayabilir. Yalnız kalma korkusu, geçmiş deneyimler, bağlanma biçimleri, ekonomik ya da sosyal koşullar, yoğun bir kayıp duygusu veya kişinin o anda sahip olduğu baş etme kaynaklarının sınırlılığı rol oynayabilir.

Birinin susması da her zaman zayıflık değildir. Bazen kişi çatışmadan kaçınmayı öğrenmiştir. Bazen kendini ifade etmenin güvenli olmadığı bir ortamda büyümüştür. Bazen de söyleyeceklerinin karşı tarafta hiçbir karşılık bulmayacağına inanıyordur.

“Asla” döngülerinin en çarpıcı örneği ise ‘asla onun gibi olmayacağım’ diyerek yola çıkanların, yıllar sonra en çok eleştirdikleri o ebeveynin bir kopyasına dönüşmesidir.

Bu dönüşüm bilinçli bir tercih değil, çoğu zaman fark edilmemiş bir yaranın, iyileşmemiş ve nesiller arası aktarılmış bir mirasın sonucudur. Çocuklukta yalnızca söylenen sözler değil, ilişki kurma biçimleri de öğrenilir. Öfkeyle nasıl baş edildiği, yakınlığın nasıl kurulduğu, çatışma karşısında ne yapıldığı, sevginin nasıl ifade edildiği ve sınırların nasıl çizildiğini gözlemlenir.

İnsan kendisini inciten şeye karşı durduğunu sanırken, o acının kaynağını ve kendi içinde neye dokunduğunu keşfetmediğinde fark etmeden aynı dili konuşmaya devam eder.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Bir davranışın nedenini anlamak, o davranışı haklı bulmak değildir.

Bir gün kendimizi daha önce eleştirdiğimiz bir davranışın içinde bulduğumuzda, ilk yapmamız gereken şey kendimizi yargılamak değil, durup bakmaktır.

“Ben nasıl böyle oldum?” sorusu bizi çoğu zaman suçluluğa götürür.

Oysa daha dönüştürücü bir soru vardır:

“Beni buraya getiren ne oldu?”

Çünkü insan, ne yaşadığını ve hangi ihtiyaçla hareket ettiğini gördüğünde, neyi değiştirmek istediğine daha dürüst biçimde karar verebilir.

Hayat bazen bizi hiç beklemediğimiz yerlere götürür. Bir kayıp, bir ayrılık, uzun süren bir yalnızlık ya da taşıyamadığımızı düşündüğümüz bir duygusal yük, yıllardır kendimiz hakkında kurduğumuz cümleleri değiştirebilir.

Dün dışarıdan bakıp eleştirdiğimiz bir davranışın içinde, bugün kendimizi bulabiliriz.

Asıl mesele, bir gün kendimizi eleştirdiğimiz bir yerde bulduğumuzda, kendimize de başkalarına da biraz daha dürüst, biraz daha merhametli bakabilmek. Asıl farkındalık “ben asla böyle olmam” diyebilmek değil, insanın hayatın bir gün kendisini hiç beklemediği bir yerden sınayabileceğini unutmamasıdır.

Hatice Özcan
Hatice Özcan
Maltepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezunum. İnsan davranışları, iletişim dinamikleri ve duygusal süreçlerin günlük yaşam üzerindeki etkileriyle ilgileniyorum. Özellikle bireysel farkındalık, insan ilişkileri ve içsel dönüşüm üzerine düşünmeyi ve üretmeyi seviyorum. Profesyonel hayatımda perakende sektöründe eğitim, ekip gelişimi ve insan ilişkileri alanlarında aktif olarak çalışıyorum. İş hayatında edindiğim deneyimleri psikoloji bakış açısıyla değerlendirerek; yazılarımda teorik bilgiyi yaşamın içinden gözlemlerle buluşturmayı ve psikolojik farkındalık üzerine içerik üretmeyi amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar