Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya ve sosyal ağlar, kişilerin hayatlarında önemli bir yer edinmiş ve etkileri giderek artmaya başlamıştır. Sosyal medya, bireylerin üye oldukları platformlarda kullanıcı adları veya gerçek isimleri ile birlikte yazılar, fotoğraflar, videolar ve hikâyeler gibi paylaşımlarda bulunduğu; arkadaş edinme, konuşma ve dijital ağ içerisinde web’de dolaşma gibi birçok farklı alanda kullanılabilen platformlardır.
Dünya geneline bakıldığında, yaklaşık olarak 5,79 milyar kişinin günde ortalama 2 saat 21 dakika düzenli olarak sosyal medyada vakit ayırdığı görülmektedir. Sosyal medyayı en çok kullanan ülkeler arasında Çin ve Hindistan listenin başlarında yer almaktadır. En çok kullanılan sosyal medya uygulamaları arasında ise Facebook, Instagram, YouTube, WhatsApp, TikTok, Snapchat ve X gibi birçok uygulama sayılabilir (Singh, 2026).
Araştırmalara bakıldığında, sosyal medyanın hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin bulunduğu gözlemlenmiştir.
Olumsuz etkileri açısından; sosyal medya ve sosyal ağları kullanan bireylerin ruh sağlığından fiziksel sağlığa kadar çeşitli alanlarda olumsuz etkilenebildiği, anksiyete ve depresyona yol açabildiği, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve içe kapanma gibi durumların yaşanabildiği ve siber zorbalık gibi çeşitli zorbalık türlerine maruz kalınabildiği görülmektedir (Paljug, 2026).
Yatmadan önce veya uyandıktan hemen sonra ekrana bakmak gibi alışkanlıklar uyku problemlerine yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra, kontrolsüz sosyal medya kullanımı odaklanma süresinin kısalmasına, bağımlılık davranışlarının ortaya çıkmasına ve bireylerin sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanmasına neden olabilmektedir. Bu durum, bireylerin fiziksel ve zihinsel sağlıkları açısından çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmasına yol açabilmektedir.
Başka araştırmalara bakıldığında ise çocukların dijital ortamlarda kandırılma, izlenme, kontrol edilme ve takip edilme gibi durumlarla karşı karşıya kalabildiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, çocukların istekleri dışında cinsel içerikli mesajlaşmalara maruz bırakılması ve bu içeriklerin kötüye kullanılması gibi durumlar da cinsel istismar ve taciz açısından önemli riskler oluşturmaktadır.
Olumlu etkileri açısından ise sosyal medya ve sosyal ağların bireyler arasındaki iletişimin sürekliliğini sağladığı ve sosyal dayanışmayı desteklediği görülmektedir. Bu sayede hızlı iletişim kurulabilmekte, bilgilere ve güncel gelişmelere daha kolay ulaşılabilmekte, önemli olaylar ve acil durumlar sırasında dayanışma artabilmektedir. Ayrıca sosyal medya aracılığıyla iş ilanlarına ve mesleki gelişim olanaklarına erişim sağlanabilmektedir. Bireylerin duygu ve düşüncelerini aktarması, hayal güçlerini ve üretkenliklerini kullanması ve yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmesi, sosyal medyanın bilinçli kullanımının kişisel hayatı daha elverişli hâle getirebileceğini göstermektedir.
Kaynaklara bakıldığında, Türkiye ve dünya genelinde sosyal medya ve sosyal ağları en fazla kullanan yaş grubunun üniversite dönemindeki genç bireylerden oluştuğu görülmektedir. Bu yaş grubundaki gençlerin sosyal medya kullanımının hem fiziksel sağlıkları hem de psikolojik iyi oluşları açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Günde iki saat ve daha fazla sosyal medya kullanımının ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle sosyal medya kullanımını zaman içerisinde azaltmak ve düzenli bir program oluşturarak gün içerisindeki kullanım sürelerini belirlemek önemlidir. Kullanımın kontrol edilmesinde zorlanılan durumlarda ise gerekli uzmanlardan profesyonel destek alınmalıdır.
Kaynakça
- https://www-investopedia-com.translate.goog/terms/s/social-media.asp?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc https://www-investopedia-com.translate.goog/terms/s/social-media.asp?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc

