Cumartesi, Eylül 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sağlıklı Yardım Etmek İle Kendini Feda Etmek Arasındaki İnce Çizgi: Kendi Ruh Sağlığını Koruyarak El Uzatabilmek

Kendi işlerin, dertlerin dağ gibi birikmişken başkasının dertlerine koşmak senin için bir refleks mi oldu? İnsanların yanına koşmaktan, onları dinlemekten kendini bile unuttuğun o noktada olmak… Belki de kendine geç kalmış hissedişin bundan. “Hayır” diyemeyenlerin, sürekli herkesin yardımına koşanların dünyasına hoş geldin! Dışarıdan bakıldığında imrenilecek, “Ne kadar da yardımsever biri” denilecek bu durum; senin açından fark edilmeyen derin bir yorgunluğun habercisi olabilir. Peki ama neden? Hadi gelin, bu yazıda biraz bunu konuşalım.

Çocukluğumuzdan beri öğrendiğimiz bir şey var: “Uslu bir çocuk ol.” Tüm bu uslu olma hâlinin içine de bir sürü görev yüklendi: Yardım et, sessiz ol, dinle, ne derlerse yap… Peki, bunların kaçını gerçekten yapmak istedik? Kaç tanesi kendi öz niyetimizle yapıldı? Yoksa bir noktada sevilmek ve onaylanmak adına giymeyi alışkanlık hâline getirdiğimiz o pelerini, hâlâ sorgulamadan taşımaya devam mı ediyoruz?

Alışkanlık hâline getirdiğimiz bu davranışlar bizi hep geri plana atmaya odaklı. Bir başkasının yangınını söndürmeye çalışmak, onun dertleriyle uyuyup uyanmak… Bu, belki sadece bir annenin bebeğine gösterebileceği bir özveri. Bir anne bebeğiyle ilgilenirken etrafında olan bitene odaklanamaz, hatta kendini dahi geride bırakır. Bu satırları okurken belki de hâlihazırda birilerine —ya da geçmişte birilerine— annelik yaptığınızı fark ettiniz. Tam da bu noktadayken sormak isterim: Bu annelik şefkatini kendinize ne kadar gösterdiniz? Birileri için başrolde olmanız gereken kendi hayatınızda ne zamandır figüransınız?

Çoğu zaman başkasının yangınına koşmak, kendi evimizdeki küçük bir dumanı görmekten daha kolay gelir. Belirsizliklerimizle, başkaları için ertelediğimiz isteklerimizle, kararlarımızla ve belki de içimizdeki o yalnızlık hissiyle yüzleşmek yerine, bir başkasının hayatını “tamir etmeye” odaklanırız. Çünkü birini iyileştirmek, kendimizi iyileştirmekten daha hızlı bir tatmin sağlar. Ancak bu kısa süreli bir tatmindir; zira iyileşme bizim hayatımızda değil, karşımızdakinin hayatında gerçekleşir. Etkisi geçtiğinde ise geriye sadece derin bir tükenmişlik kalır.

Seanslarda sıkça kullandığımız harika bir örnek vardır: “Tehlike anında oksijen maskesini önce kendinize, sonra yanınızdakine takın.” İlk duyduğunuzda kulağınıza bencillik gibi gelse de mantığı çok basittir: Kendi nefesi tükenmiş biri, başkasına hayat veremez. Tıpkı deposu boş bir aracın, yolda kalan başka bir aracı çekemeyeceği gibi… Kendi işleriniz başınızdan aşmışken bir arkadaşınız telefonda yardım istediğinde ona “hayır” demek bencillik gibi gelebilir. Sonuçta sizden bir talepte bulunulmuştur ve karşı taraf zor durumdadır. Peki ya siz? Ya sizin başınızdan aşan dertleriniz? Eğer bu durum size “bencilliği” çağrıştırıyorsa, belki de hayatınızda biraz “bencilliğe” ihtiyaç vardır.

Birine “Şu an sana yardım edemem” demek; onu sevmediğiniz ya da ona değer vermediğiniz anlamına gelmez. Bu sadece sınırlarınız olduğunu hem kendinize hem de karşınızdakine hatırlatmanıza yardımcı olur. Unutmayın, dünyadaki tüm yangınları söndürmek sizin göreviniz değil. Bazen birine yapabileceğiniz en büyük yardım; onun kendi sorumluluğunu almasına izin vermek ve kendinize geç kalmamaktır.

Şimdi, yazının sonuna gelirken tekrar sorayım: Gerçekten sizin olmayan bir bebeğe bakmak, onun derdiyle kendini unutmak ne kadar iyileştirici ve sağlıklı olabilir?

Deniz Emine Şengil
Deniz Emine Şengil
Deniz Emine Şengil, Psikolog & Psikolojik Danışman ve yazar olarak akademik alanda geniş bir deneyime sahiptir. Lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü ayrıca Yüksek Onur öğrencisi olarak çift anadal programıyla Psikoloji bölümlerinde tamamlamıştır. Şengil, lisans eğitimi sürecinde birçok farklı kademedeki okulda rehberlik biriminde stajyerlik yaparak deneyim kazanmıştır. Uzmanlık alanını nitelikli kılmak amacıyla; Bireyle Psikolojik Danışmanlık Uygulamaları Süpervizyon Eğitimi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Kaygı Bozukluğu, Sınav Kaygısı, Oyun Terapisi teorik ve mesleki eğitimleri tamamlamıştır. Kendini geliştirmenin tıpkı psikolojik danışmanlık sürecinde olduğu gibi duraksamayan bir keşif yolculuğu olduğu anlayışı ile kendisini sürekli geliştirmeyi amaçlayan Deniz Emine Şengil, psikoloji ve kişisel gelişim üzerine yazılar kaleme almakta ve dijital mecralarda bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar