Yastığa Başımızı Koyduğumuzda Başlayan Sessiz Huzursuzluk
Yastığa başımızı koyduğumuz an, tam da herkes uykuya çekilmişken, düşüncelerimizin içinde belirsizliklerle büyüyen bir karanlık belirir: Gece anksiyetesi. Günlük hayatta birçok birey farkında olmadan bu huzursuzluğu yaşar; gün boyu ertelenen stres, geceyle birlikte yoğunlaşarak daha belirgin bir hâl alır. Sessizlik, karanlık ve dış uyaranların azalmasıyla birlikte zihnin sesi yükselir.
Anksiyete Nedir?
Anksiyete; aşırı kaygı ve endişe hâlinin, bireyin vücudunda tehdit olarak algıladığı bir problem veya duruma karşı verdiği kaygı ve uyarılma tepkisidir. Kaygı hissedildiği anda nabız atışları hızlanır, ellerde titreme, sıcak–soğuk basmaları görülmeye başlanır. Ancak bu yoğun duyumlar ve tepkiler günlük yaşamın büyük bir bölümünü belirlemeye başladığında, anksiyete bozukluğu olarak tanımlanabilmektedir.
Genellikle birey zihinsel olarak “kötü bir şey olacakmış” hissi, düşüncelerini durduramama gibi belirtiler yaşarken; fiziksel olarak nefes darlığı, çarpıntı gibi semptomlar hisseder. Davranışsal açıdan ise kaçınma, odaklanmada güçlük ve sürekli huzursuzluk ön plandadır (Çoban ve ark., 2016).
Anksiyetenin oluşmasındaki temel nedenler arasında yoğun iş temposu, kronik stres, travmatik yaşantılar, genetik yatkınlıklar ve gelecek kaygısı yer almaktadır. Öğrencilerde, ağır iş koşullarında çalışan bireylerde, hasta veya yaşlı bakımı üstlenenlerde, doğal afet yaşamış kişilerde, çocukluk döneminde duygusal ya da fiziksel istismara maruz kalanlarda ve uyku düzensizliği olan bireylerde daha sık görülmektedir. Aile öyküsünde psikiyatrik bozukluk bulunması da riski artırmaktadır. Tedavi edilmediğinde depresyon ve OKB gibi diğer psikopatolojilerle birlikte seyredebilir (Ergen ve ark., 2022).
Anksiyete, herkesin zaman zaman yaşayabildiği koruyucu bir duygu olsa da; tanı koyabilmek için kaygının en az altı ay boyunca, çoğu gün devam etmesi, kontrol edilememesi, iş–okul–sosyal yaşam ya da uyku düzenini bozması ve çarpıntı, nefes darlığı, titreme, mide problemleri gibi fiziksel belirtilerin eşlik etmesi gerekir (Oflaz ve Vural, 2010). Yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete ve fobik bozukluklar bu başlık altında değerlendirilen türler arasındadır (Buldan ve Kurban, 2018).
Gece Anksiyetesi Nedir?
Gece anksiyetesi, uyku sırasında veya uykuya geçiş sürecinde ortaya çıkan yoğun kaygı ve endişe hâlidir. Bireyde huzursuzluk ve bedensel stres belirtileri görülür. Gece olduğunda sessizlik ve karanlıkla birlikte zihnin boşlukta kalması, düşüncelerin daha da yoğunlaşmasına neden olur.
Bu süreçte sıklıkla; gece çarpıntı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, ani uyanmalar, kötü bir şey olacakmış hissi, panik atak benzeri belirtiler, kas gerginliği, kabuslar ve uykuya dalamama yaşanır. Sabah yorgun uyanma ve uyumadan önce zihnin aşırı düşünmeye başlaması da sık görülen belirtiler arasındadır (Ekinci ve Ekinci, 2021).
Gün içinde bastırılan duygular, aşırı kafein tüketimi, tükenmişlik, okul veya iş stresi, hormonsal değişimler ve yaygın anksiyete ya da panik bozukluğun gece saatlerinde artış göstermesi bu tabloyu tetikleyebilir (Küçükelçi, 2019).
Gece Anksiyetesi Nasıl Önlenir?
Bireyin yaşadığı anksiyete türüne göre farklı tedavi yaklaşımları planlanmaktadır. Psikoterapi desteği, özellikle bilişsel davranışçı terapi, yaygın olarak kullanılan yöntemlerdendir. Gerekli durumlarda antidepresan ilaç tedavisi de uygulanabilir.
Yaşam tarzına yönelik düzenlemeler de önemli bir yer tutar. Düzenli uyku alışkanlığı kazanmak, meditasyon ve mindfulness uygulamaları, 4–7–8 nefes tekniği ve diğer nefes egzersizleri önerilmektedir. Yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak, bir uyku rutini oluşturmak, aynı saatlerde yatıp kalkmak ve gün içinde duyguları bastırmamak kaygı düzeyini azaltmaya yardımcı olabilir (Tamam ve Demirkol, 2019).
Sonuç: Zihin Neden Geceleri Daha Gürültülü?
Gece anksiyetesi, zihnin gün boyu bastırılan duygu ve düşünceleri işleyecek alanı bulmasıyla ortaya çıkan doğal ama yorucu bir süreçtir. Anksiyete, gece anksiyetesi ve uyku problemleri birbiriyle yakından ilişkilidir. Bu belirtileri anlamak, bireyin kendine karşı daha şefkatli yaklaşmasını ve uygun destek yollarını aramasını kolaylaştırır. Zihin geceleri susmaz; çünkü anlatacak çok şeyi vardır. Onu susturmaya çalışmak yerine anlamaya çalışmak, iyileşmenin ilk adımıdır.
Kaynakça
Buldan, Ö., & Kurban, N. K. (2018). Kronik hastalığı olan olguların anksiyete ve depresyon düzeyleri ile hemşirelik bakımı algısı arasındaki ilişki. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi, 11(4), 274–282.
Çoban, E. K., Özerdem, M., Gül, G., Eren, F., & Kırbaş, D. (2016). İnme geçiren hastalarda depresyon ve kaygı bozukluğunun sıklığı nedir? Hangi faktörlerle ilişkilidir?. Türkiye Klinikleri Neurology-Special Topics, 9(4), 8–12.
Ergen, A., Başpınar, M. M., & Basat, O. (2022). Covid-19 anksiyete sıklığında sosyal medya bağımlılığının rolü nedir? Kesitsel bir çalışma. Ege Tıp Dergisi, 61(3), 334–341.
Oflaz, F., & Vural, H. (2010). Yatan hastaların anksiyete ve depresyon düzeyleri ve ilişkili faktörlerin incelenmesi. Medical Journal of Süleyman Demirel University, 17(1), 1–7.
Tamam, L., & Demirkol, M. E. (2019). Anksiyete bozuklukları. Bütüncül Tıp: Birinci Basamakta ve Aile Hekimliğinde Güncel Tanı-Tedavi, 1641–1644.
Küçükelçi, D. T. (2019). Hastane anksiyete ve depresyon ölçeği (HADS) üzerine bir çalışma. Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi, 3(5), 85–91.
Ekinci, İ., & Ekinci, E. (2021). Covid-19 pandemi döneminde sağlık çalışanlarında anksiyete, depresyon, duygu düzenleme güçlüğü ve uyku kalitesinin incelenmesi. İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Tıp Dergisi, 13(2).


