Cumartesi, Ağustos 29, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkilerde Michelangelo Etkisi

Kusursuz heykel var mıdır? Danışanlarımdan biri "Onunla birlikteyken sanki daha iyi bir insan oluyorum." demişti. Bu cümle ilk etapta kulağa biraz romantik film repliği gibi gelebilir, ama arkasında oldukça somut bir psikolojik mekanizma var. İnsanlar bazen bir ilişkisini tarif ederken tam olarak bunu söylüyor. Yanındaki kişi onları olmak istedikleri hale doğru çekiyormuş gibi hissettiriyor. Sanki mermer bir bloğun içinden heykeli ortaya çıkaran bir usta gibi. Sosyal psikologlar bu benzetmeyi öyle çok sevmişler ki adına Michelangelo Etkisi demişler.

Giriş Efsaneye göre Michelangelo'ya, mermer bloğa bakarken ne gördüğü sorulduğunda "Heykel zaten mermerin içinde, benim yaptığım sadece fazlalıkları yontup atmak." cevabını veriyor. Bu alıntı büyük ölçüde bir mit olarak kabul edilse de metafor o kadar yerinde ki, sosyal psikologlar Rusbult, Finkel ve Kumashiro bunu 2009'da yayımladıkları bir ilişki modeline dönüştürüyorlar. Bu modele göre yakın ilişkideki iki insan, aslında birbirlerinin benliğini sürekli yontuyor. Kimi zaman farkında bile olmadan, partnerlerinin olmak istedikleri kişiye dönüşmesini kolaylaştırıyor ya da zorlaştırıyorlar. Bunu teknik bir müdahale gibi değil de bir tutum olarak ele almak daha doğrudur. Çünkü kimse ilişkisine "Bugün partnerimi ideal benliğine doğru yönlendireceğim" diyerek başlamıyor. Meselenin özü, günlük hayatın küçük anlarında birbirimize nasıl baktığımızla ilgili.

İki Mekanizma ve Tek Soru Literatüre baktığımızda bu süreç genellikle iki temel başlık altında toplanıyor: • Olumlu Bakış Açısı ve Algılama: Partnerinizin şu anki halini değil, olmak istediği kişiyi görebiliyor musunuz? Ve bunu tutumlarınıza yansıtabiliyor musunuz? • Davranışsal Açıdan Uyum: Onun varmak istediği yolda kendinizi bir engel mi, yoksa o yolu kolaylaştıran biri olarak mı konumlandırıyorsunuz? Drigotas ve arkadaşlarının çalışmasında (1999), bu iki dinamiğin güçlü olduğu çiftlerde yakınlık, karşılıklı destek ve ilişki doyumunun belirgin olarak yükseldiği gösteriliyor. Gözlemlediğim yakın ilişkilerde de benzer bir manzara göze çarpıyor; partnerini eksikleri üzerinden değil, potansiyeli açısından değerlendiren çiftler, çatışma anlarında bile birbirlerine karşı daha az savunmacı yaklaşıyorlar. Tabii ki bu gözlemim, klinik ortamda elde edilen sistematik bir araştırmaya dayanmıyor, yalnızca tekrar eden bir izlenim. Ancak literatürle gösterdiği paralellik oldukça çarpıcı geliyor. Bu noktada bir parantez açmam gerek, çünkü bu kavram bazen fazla romantikleştirilebilir.

Michelangelo Etkisi'nin Gölge Yönü Michelangelo etkisinin bir de gölge tarafı var. Bu durum literatürde Karşı-Michelangelo Etkisi olarak geçiyor. Biri partnerini desteklemek yerine onu kendi kontrol ihtiyacına ya da kaygısına göre şekillendirmeye çalıştığında ortaya çıkan şey, gelişim değil yıpranma oluyor. Çalışmalarımda karşılaştığım en zor vakalar genellikle bu dinamiklerin yaşandığı durumlar. Çünkü bir taraf "Seni iyileştiriyorum" derken aslında kendi güvensizliğini yönetmeye çalışıyor, diğer taraf da bunu sezdiği için kabuğuna çekiliyor. Çoğu zaman ikisi de bunu tam olarak bilinçli yapmıyor. İki kavramı birbirinden ayıran basit bir ölçüt var; verilen destek, karşınızdakinin kendi tanımladığı hedeflere mi hizmet ediyor, yoksa sizin onun için uygun gördüğünüz bir kalıba mı? Fark küçük gibi görünse de doğurduğu sonuçlar son derece fazla.

Sonuç ve Öneriler Bu durum için kesin bir reçete vermek mümkün değil, çünkü her ilişkinin yapısı, dokusu kendine hastır. Ama öneri olarak paylaşılabileceklerim şunlar; 1. Eleştiriyi Doğrudan Hedefe Yönlendirin: Hataya takılı kalıp "Yine geç kaldın" demek yerine "Bu durum sana da zaman kaybı gibi geliyor mu, acaba nasıl kolaylaştırabiliriz?" gibi bir çerçeve, aynı sorunu bambaşka bir düzleme taşır. 2. Partnerinizin Kendi Başına İnşa Ettiği Alanlara Müdahale Etmeyin: Bir hobi, arkadaş ilişkileri, yalnız kalma ihtiyaçları… Bunlar kişinin kendi benliğini sürdürdüğü sığınaklardır. 3. Takdirinizi Mutlaka Dile Getirin: Çoğu kişi partnerinin çabasını fark ettiğini söyler ama bunu onun kendisine söylemez. Oysa olumlu gördüğünüz şeyleri sözlü olarak pekiştirmeniz, ilişkideki en ucuz ama en yüksek getirili yatırımdır. Bu modelin beni etkileyen yanı, tek seferlik bir uyum testi olmanın ötesinde ortaklaşa yürütülen ve sürdürülebilir bir süreç olması. Kusursuz bir eş aramak yerine, birbirimizin içindeki cevheri ortaya çıkarmaya cesaret etmek bana kalırsa terapötik açıdan çok daha gerçekçi. Tabii şunu da eklemeden geçmeyeyim; bu yaklaşım, ilişkideki her sorunun çözümünde sihirli bir anahtar değil. Derin uyumsuzluklar, çözülmemiş değer çatışmaları ya da onarılmamış bağ yaraları varsa, "Hadi birbirimizi yontalım" yaklaşımı tek başına yetersiz kalacaktır. Ancak sağlıklı bir zemin varsa, üzerine inşa edilebilecek en güzel çerçevelerden birini sunar.

Kaynakça

  • 1. Drigotas, S. M., Rusbult, C. E., Wieselquist, J., & Whitton, S. W. (1999). Close relationships as adaptation simulators: The Michelangelo phenomenon. Journal of Personality and Social Psychology, 77(2), 293–314.
  • 2. Rusbult, C. E., Finkel, E. J., & Kumashiro, M. (2009). The Michelangelo phenomenon. Current Directions in Psychological Science, 18(6), 305–309.
Hülya Ayçiçek
Hülya Ayçiçek
Hülya Ayçiçek, eğitime meraklı, “güçlü ve bilge insan; mutlu ve aydın toplum” bakış açısında bir cumhuriyet kadını ve sağlık profesyonelidir. İlk lisans ve yüksek lisansını Ebelik alanında tamamlamış; üçüncü basamak sağlık kurumlarında klinisyen, meslektaş eğitimlerinde öğretim görevlisi olarak görev almış, birinci basamak sağlık hizmetlerinde aktif roller üstlenmiştir. Akademik çalışmalarda geniş deneyime sahiptir. Çok sayıda kurs, kongre, sempozyumda katılımcı, düzenleyici, konuşmacı olarak yer almış, makale ve bildirileri bulunmaktadır. Çalışmalarında bireylerin ruh sağlığını koruyup, güçlendirmeden sağlık bakım hizmetlerinde ilerleme sağlanamayacağı farkındalığı sonrası ruh sağlığı alanına yönelmiştir. İkinci lisans eğitimini FSMVÜ Psikoloji Bölümünde tamamlamış ve İstanbul Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans Programında eğitimini sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar