Cumartesi, Ağustos 29, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağlanma Öğrenilir mi, Yoksa Doğuştan mı Gelir?

Bir bebeğin bakım verene bağlanması sadece ihtiyaçlarının karşılanmasıyla mı açıklanabilir, yoksa tekrar eden bu deneyimler zaman içinde bebeğin güven duygusunu da mı şekillendirir? Öğrenme kuramı, bağlanmayı doğuştan gelen bir özellik olarak değil, bebeğin bakım veren kişiyle yaşadığı deneyimler sonucunda gelişen ve pekişen bir davranış olarak ele almaktadır. Bu nedenle bebeğin ağlama, rahatlama ve bakım verenle kurduğu tekrar eden etkileşimler, bağlanmanın nasıl oluştuğunu anlamak açısından önemli bir yere sahiptir.

Bağlanmanın Öğrenme Yoluyla Gelişimi

Bağlanma öğrenme kuramına göre, doğuştan gelen bir biyolojik mekanizma değildir. Bir bireyin ona bakım veren kişiyle yaşadığı deneyimleri sonucunda öğrendiği bir davranıştır. Bu yaklaşım davranışçı psikolojiye dayanmaktadır. Ve bu da edimsel koşullanma ve klasik koşullanma ile açıklanır. Klasik koşullanmaya göre bebek daha başlangıçta besin ile doyum yaşar. Ve zaman içinde bu olumlu deneyimle besini sağlayan bakım vereni ilişkilendirir. Bu sayede, bakım veren kişi, rahatlık hissi ve güven oluşturan koşullu uyarıcıdır. Edimsel koşullanmaya göre de, bebeğin ağlama davranışı bakım veren kişi tarafından rahatlama veya beslenme ile ödüllendirilmesi durumunda bu davranış pekişir. Bununla birlikte, bakım veren kişi de bebeğin sakinleşmesi durumunu olumlu bir sonuç olarak değerlendirir. Böylelikle bakım davranışlarını sürdürmeye devam eder (Bosmans et al., 2020).

Öğrenme Kuramının Güçlü Yönleri

Öğrenme kuramında güçlü yönlerine gelirsek, bağlanmanın gelişmesinde bakım veren ile çocuk arasındaki ve çevresel deneyim süreçlerinin tekrar etmekte olan etkileşimlerinin öneminin vurgulanmasıdır. Özellikle bakım veren kişinin çocuğun ihtiyaçlarına uygun ve tutarlı şekilde cevap vermesi, güven duygusunun öğrenilmesini ve pekişmesini sağlar. Güncel araştırmalara göre, bağlanmanın oluşumunda öğrenme süreçlerinin önemli bir rol oynadığını ve çocuğun bakım verene karşı beklentilerinin zaman içinde geliştiğini gösterir (Bosmans et al., 2020). Aynı zamanda, bağlanmayı tek başına açıklamakta öğrenme kuramı yetersiz görülebilmektedir. Bowlby’ye göre bağlanma sadece beslenmeye bağlı değildir. Ona göre bebeğin korunma ve güvenlik ihtiyacını karşılamak için doğuştan gelen biyolojik olan bir bağlanma sistemiyle dünyaya doğduğunu ifade etmiştir (Bowlby, 1969). Ayrıca, Harry Harlow’un rhesus maymunları üzerinde yaptığı deneylerde yavru maymunlar, süt sağlayan tel yapıdaki yapay anneyi tercih etmek yerine yumuşak kumaşla kaplı yapay anneyi tercih etmişlerdir. Bu sonuç, beslenmedense, güven hissinin ve fiziksel temasın daha önemli olacağını gösterir (Harlow, 1958). Bundan dolayı günümüzde psikologlar, bağlanmayı açıklarken öğrenme kuramının önemli katkıları olduğunu fakat duygusal ve biyolojik süreçler ile birlikte değerlendirilmesini kabul eder (Bosmans et al., 2020).

Bakım Verenin Rolü ve Bağlanma

Bununla birlikte, bağlanma örüntüsü öğrenme kuramına göre, bebeğin bakım veren kişi ile yaşamakta olduğu tekrar eden deneyimler ile gelişmektedir. Bebek rahatsızlık, açlık veya korku yaşaması durumunda bakım veren kişi tarafından rahatlatılma ve beslenme gibi olumlu tepkilerle karşılaşır. Bu devam etmekte olan deneyimler sayesinde bakım veren kişi rahatlama ve güvenlikle ilişkilendirilir. Buna göre, bebekte kendisini güvende hissettiği kişiye yakın olmayı öğrenir. Bu aşamalar ve süreçler, edimsel ve klasik koşullanmanın birlikte çalışmasıyla açıklanır (Bosmans et al., 2020). Öğrenme kuramı, bağlanmanın gelişmesinde bakım verenin duyarlı ve tutarlı davranışlarının önemi olduğunu ileri sürmektedir. Çocuğun ihtiyaçlarına zamanında cevap verilmesi olumlu öğrenme deneyimini artırır. Düzensiz veya yetersiz bakımın ise güvensiz bağlanmayı tetiklediğini göstermektedir. Bundan dolayı, erken çocukluk döneminde olan günlük etkileşimin bağlanmanın kalitesi konusunda etkili olduğu düşünülür. Araştırmalara göre, güvenli bağlanma ile bakım verenin duyarlılığı arasında anlamlı ilişkiler olduğunu gösterir (Bosmans et al., 2020). Bunun dışında, öğrenme kuramı bağlanmanın gelişim yolculuğunu tam olarak açıklayamaz. Araştırmalara göre, bebek yalnızca besin sağlayan kişiye değil, kendisine güven veren bakım verene de güçlü bağlar geliştirdiğini ortaya koyar. Bowlby(1969), bağlanma sürecinin biyolojik olarak programlanmış bir davranış olduğunu ve bebeğin bakım vereni güvenli bir üs olarak kullandığını ifade etmiştir. Ayrıca Harlow’un deneylerine göre, duygusal yakınlığın beslenmeden daha önemli olacağını göstermiş, öğrenme kuramının sınırlılığını ifade etmiştir (Harlow, 1958).

Genel Değerlendirme ve Uygulama

Sonuç itibariyle, öğrenme kuramı, bağlanmanın gelişmesinde çevresel öğrenme süreçleri ve bakım veren kişi ile tekrar etmekte olan olumlu deneyimlerin önemini açıklamaktadır. Ancak günümüzde bağlanma yalnızca öğrenme ilkeleriyle açıklanamayacağını gösterir. Bakım verenin duyarlılığı, biyolojik yatkınlık ve duygusal etkileşimin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Bosmans et al., 2020). Bu nedenle erken çocukluk döneminde bağlanmanın sağlıklı gelişebilmesi için bakım verenlerin bebeğin ihtiyaçlarına karşı duyarlı, tutarlı ve zamanında cevap vermesi önemlidir. Bebeğin ağlama veya korku gibi durumlarında yalnız bırakılmak yerine sakinleştirilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması, bakım vereni güven ve rahatlama ile ilişkilendirmesine yardımcı olabilir. Bunun yanında, çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının değil, temas, yakınlık ve duygusal desteğe olan ihtiyaçlarının da dikkate alınması gerekir. Ebeveynlere ve bakım verenlere bağlanmanın önemi konusunda erken dönemde destek verilmesi, çocukla kurulan günlük etkileşimlerin daha sağlıklı olmasına katkı sağlayabilir. Bana göre bağlanmayı yalnızca öğrenilmiş bir davranış olarak değerlendirmek yerine, çocuğun yaşadığı çevresel deneyimleri, bakım verenin davranışlarını ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarını birlikte ele almak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Kaynakça

  • Bosmans, G., Bakermans-Kranenburg, M. J., Vervoort, E., Verhees, M., & van IJzendoorn, M. H. (2020). In search of the attachment system: A review of the empirical evidence for attachment theory. Psychological Bulletin, 146(9), 783–813. https://doi.org/10.1037/bul0000301
  • Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.
  • Harlow, H. F. (1958). The nature of love. American Psychologist, 13(12), 673–685. https://doi.org/10.1037/h0047884
Rojda Didem Özen Günaydın
Rojda Didem Özen Günaydın
Rojda Didem Özen Günaydın, stratejik yönetim, kurumsal yönetim ve organizasyonel gelişim alanlarında çok yönlü deneyime sahiptir. Lisans eğitimini İstanbul Bilgi Üniversitesi İngilizce İşletme programında tamamlamış; akademik altyapısını satış, pazarlama, insan kaynakları ve operasyon yönetimi gibi farklı disiplinlerde edindiği saha tecrübesiyle güçlendirmiştir. Kurumsal kariyeri ile birlikte sosyal sorumluluk ve gönüllülük çalışmalarına da önem veren Günaydın; İHH İnsani Yardım Vakfı, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ve çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olarak görev almış, dezavantajlı bireylerin desteklenmesine yönelik projelerde aktif rol üstlenmiştir. Kadınların iş gücüne katılımını artırmayı hedefleyen platform ve projelerde yer alarak sosyal etki odaklı çalışmalara katkı sağlamıştır. Bunun yanı sıra NLP Practitioner ve Yaşam Koçluğu, Transaksiyonel Analiz, EFT, farkındalık, psikoloji ve iletişim temelli çeşitli eğitim ve sertifika programlarını tamamlamıştır. Bu birikim, liderlik yaklaşımını insan odaklı, bütüncül ve iletişim gücü yüksek bir zemine taşımaktadır. Ayrıca, Rojda Didem Özen Günaydın iyi düzeyde İngilizce bilmektedir. Çok disiplinli bakış açısı, güçlü iletişim becerileri ve stratejik düşünme yetkinliğiyle hem iş dünyasında hem de sosyal alanda değer üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar