“Bugün hem akademik çalışmaları hem de iki çocuk annesi olarak edindiği deneyim ve gözlemleri ışığında aile, ebeveynlik ve annelik konularına değinen Sayın Arş. Gör. Sevda Kartal ile birlikteyiz. Röportajımızda, özellikle anne bekçiliği– bekçi anne ve ideal anne kavramlarını tartışacak hem teorik bilgileri hem de pratik gözlemleri üzerinden değerlendirmelerde bulunacağız.”
1. Merhabalar, Bize Kendinizi ve Yaptığınız Çalışmaları Kısaca Anlatır Mısınız?
Sevda Kartal. Ankara Üniversitesinden Çocuk gelişimi alanında doktora yapıyorum. Aynı zamanda Hakkâri Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktayım. Doğayı, farklı ülkeleri ve kültürleri görmeyi, uzun ve yalnız yürüyüşler yapmayı, çocuklarla ilgilenmeyi ve onlar hakkında araştırma yapmayı çok severim.
2. Anne Bekçiliğini Kendi Araştırmalarınız ve Gözlemleriniz Işığında Nasıl Tanımlarsınız?
Anne bekçiliği, ülkemizde kavramsal olarak çok sık dile getirilmese de toplumsal pratikte yaygın biçimde gözlemlenen bir ebeveynlik davranışıdır. Bu kavram, annelerin çocuk bakımı ve eğitimi sürecinde babaların katılımını teşvik eden, sınırlayan ya da kontrol eden tutum ve davranışlarını ifade etmektedir. Anne bekçiliği sergileyen anneler, yalnızca çocuklarına yönelik sorumluluklarını yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda babanın ebeveynlik rolünü yönlendirme, sınırlandırma ve denetleme eğilimi gösterebilmektedir.
3. Bekçi Anne Davranışlarının Arkasında Hangi Psikolojik veya Kültürel Etmenler Bulunuyor?
Anne bekçiliği davranışları hem psikolojik hem de kültürel etmenlerin etkileşimiyle şekillenmektedir. Psikolojik açıdan, annenin kendi çocukluk deneyimleri, ebeveynlerinden gözlemlediği olumlu ya da olumsuz bakım örüntüleri, annelik kimliğini nasıl yapılandırdığı ve ebeveynlikte yeterli olma algısı belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle geçmiş deneyimlere bağlı olarak “daha iyi” ya da “daha farklı” bir anne olma isteği, annenin çocuk bakım sürecinde kontrolü elinde tutma eğilimini artırabilmektedir.
Bunun yanı sıra mükemmeliyetçilik, suçluluk duygusu ve çocuğun ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılama kaygısı da anne bekçiliği davranışlarını besleyen önemli psikolojik faktörler arasında yer almaktadır. Kültürel açıdan ise toplumsal cinsiyet rolleri ve anneliğe yüklenen anlamlar bu davranışların ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Toplumda çocuğun bakımından öncelikli olarak annenin sorumlu olduğuna dair yaygın inançlar, annelerin bu rolü sahiplenmesine ve babanın katılımını bilinçli ya da örtük biçimde sınırlandırmasına yol açabilmektedir.
4. Türkiye’de Anne Bekçiliği Davranışlarına İlişkin Gözlemleriniz Nelerdir?
Türkiye’de anne bekçiliği davranışları, çoğu zaman açıkça adlandırılmasa da gündelik aile yaşamında sıkça gözlemlenen bir durumdur ve genellikle kültürel normlar, annelik algısı ve ebeveynlik rolleri üzerinden şekillenir. Bu bağlamda yapılan gözlemler, annelerin çocuk bakımında merkezi ve belirleyici bir konumda olduğunu; babaların ise çoğu zaman daha sınırlı ve yönlendirilmiş bir rol üstlendiğini göstermektedir.
Örneğin, birçok ailede baba çocuğun bakımına dahil olmak istediğinde annenin “öyle yapma, ben yapayım” ya da “sen yanlış yaparsın” gibi müdahaleleriyle karşılaşabilmektedir. Bu tür durumlar, annenin bakım sürecini daha doğru yürüttüğüne dair inancından kaynaklanmakta ve babanın zamanla geri çekilmesine neden olabilmektedir. Benzer şekilde, babanın çocukla geçirdiği zamanın çoğunlukla oyunla sınırlı kalması; beslenme, uyku düzeni ya da eğitimle ilgili konularda annenin kontrolü elinde tutması da yaygın bir örüntüdür.
Bir diğer örnek, annenin çocukla ilgili kararları tek başına almasıdır. Örneğin, çocuğun hangi okula gideceği, nasıl besleneceği ya da hangi kuralların uygulanacağı gibi konularda babanın görüşünün ya hiç alınmaması ya da sembolik düzeyde kalması, anne bekçiliğinin örtük bir göstergesi olabilir. Bu durum özellikle annenin “çocuğu en iyi ben tanırım” düşüncesiyle ilişkilidir.
5. Çocuğun Gelişimi Açısından Anne Bekçiliğinin Kısa ve Uzun Vadeli Etkileri Nelerdir?
Anne bekçiliği (maternal gatekeeping), annenin babanın çocuk bakımına katılımını teşvik eden ya da sınırlandıran tutum ve davranışlarını ifade etmektedir. Kısa vadede, anne bekçiliğinin özellikle kısıtlayıcı (kontrol edici/eleştirel) biçimleri, babanın çocuk bakımına katılımını azaltarak çocuğun günlük etkileşim çeşitliliğini sınırlar. Bu durum çocuğun sosyal öğrenme fırsatlarını daraltır ve baba ile kurulan bağın zayıflamasına yol açar. Ayrıca Anne ve baba arasındaki fikir ayrılığı, davranış farklılığı, ebeveynler arası gerilimi artabileceği için çocukta stres ve davranış problemleri de görülebilir.
Uzun vadede ise anne bekçiliğinin sürekli kısıtlayıcı olması, çocuğun baba ile güvenli bağ geliştirmesini zorlaştırabilir ve bu durum ilerleyen yıllarda sosyal ilişkiler, öz yeterlik ve kimlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Babanın düşük katılımı; akademik başarı, öz güven ve özellikle erkek çocuklarda rol model gelişimi açısından risk oluşturabilir. Buna karşılık, destekleyici (teşvik edici) anne bekçiliği, babanın katılımını artırarak çocuğun çok yönlü gelişimini destekler; çocuk daha güçlü sosyal beceriler, daha iyi duygusal uyum ve daha yüksek yaşam doyumu geliştirebilir. (Pleck, 2010; Schoppe-Sullivan & Fagan, 2020).
6. Babaların Çocuk Bakımına Katılımını Engelleyen Anne Tutumları Nelerdir?
Babaların çocuk bakımına katılımını engelleyen anne tutumları; kontrol, eleştiri, güvensizlik, geleneksel rol inançları ve dışlayıcı davranışlar etrafında şekillenir. Buna karşılık destekleyici ve teşvik edici tutumlar, babanın katılımını artırarak hem ebeveyn iş birliğini hem de çocuğun gelişimini güçlendirir.
7. Anne ve Baba Arasında Sağlıklı Bir Rol Paylaşımı Nasıl Sağlanabilir?
Öncelikle açık ve düzenli iletişim temel koşuldur. Ebeveynlerin çocuk bakımı, ev içi sorumluluklar ve beklentiler konusunda açıkça konuşmaları, rol belirsizliklerini azaltır. Araştırmalar, ebeveynler arası uyumun (dyadic adjustment) yüksek olduğu ailelerde babaların çocuk bakımına daha aktif katıldığını göstermektedir. Bu nedenle kararların birlikte alınması ve “yardım eden baba” yerine “eşit ebeveynlik” anlayışının benimsenmesi kritik önemdedir. Örneğin baba sadece oyun oynayan değil; bakım, eğitim ve rutin işlerde de aktif rol almalıdır. Bu durum çocuğun her iki ebeveynle de güçlü bağ kurmasını destekler. Ayrıca görevlerin esnek ve adil paylaşımı gerekir. Sabit ve katı rol dağılımı yerine, ebeveynlerin çalışma saatleri, ilgi alanları ve becerilerine göre görev paylaşımı yapılmalıdır.
Annenin babaya alan tanıması ve güvenmesi de önemlidir. Aşırı kontrol edici ya da eleştirel tutumlar, babanın katılımını azaltır. Bunun yerine destekleyici tutumlar (teşvik etme, takdir etme) babanın ebeveynlik öz yeterliğini artırır. Aynı şekilde babanın da sorumluluk almaktan kaçınmaması ve aktif girişimde bulunması gerekir.
8. Çocuğun Gelişimi Açısından İdeal Anne Kavramını Nasıl Yorumluyorsunuz?
Çocuğun gelişimi açısından “ideal anne” kavramı güncel gelişim psikolojisi literatüründe yerini daha gerçekçi ve işlevsel bir kavrama, yani yeterince iyi anne anlayışına bırakmıştır. Donald Winnicott (1953) tarafından ortaya konan bu yaklaşım, annenin kusursuz olmasını değil; çocuğun temel ihtiyaçlarına duyarlı, tutarlı ve zamanla çocuğun bağımsızlaşmasına alan tanıyan bir bakım sunmasını yeterli görür.
Bu perspektifte anne, çocuğun erken dönemdeki ihtiyaçlarına yüksek düzeyde yanıt verirken, ilerleyen süreçte kontrollü bir şekilde “geri çekilerek” çocuğun problem çözme, duygusal düzenleme ve öz yeterlik becerilerini geliştirmesine fırsat tanır. Dolayısıyla “yeterince iyi anne”, aşırı müdahaleci ya da tamamen ilgisiz olmayan; dengeli, esnek ve çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen bir ebeveynlik biçimini ifade eder.
9. İdeal Anne İle Bekçi Anne Davranışları Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
İdeal anne denge, esneklik ve iş birliği ile çocuğun sağlıklı gelişimini desteklerken; bekçi anne yaklaşımı kontrol, sınırlama ve müdahale gibi davranışları kapsar. İdeal anne (güncel literatürde daha çok yeterince iyi anne) ile “bekçi anne” (anne bekçiliği davranışı gösteren anne) arasındaki farklar, temelde kontrol, ebeveynlik anlayışı ve çocuğa tanınan alan açısından ortaya çıkar. Bu farklılıkları birkaç boyutta ele almak mümkündür:
İlk olarak kontrol düzeyi açısından, yeterince iyi anne çocuğa ve babaya alan tanırken; bekçi anne kontrolü merkezileştirir. Bekçi anne, bakım süreçlerini “doğru yapma” kaygısıyla yönetir ve bu durum hem çocuğun özerklik gelişimi hem de babanın ebeveynlik rolünü sınırlayabilmektedir.
İkinci olarak ebeveynler arası ilişki boyutunda, yeterince iyi anne iş birliğine açık ve ortak ebeveynlik anlayışını desteklerken; bekçi anne çoğu zaman eleştirel, yönlendirici veya dışlayıcı davranışlar sergiler. Bu durum babanın ebeveynlik öz yeterliğini azaltarak geri çekilmesine yol açabilmektedir.
Üçüncü olarak çocuğun gelişimi üzerindeki etkiler bakımından, yeterince iyi annelik çocuğun güvenli bağlanma, öz güven ve bağımsızlık gelişimini destekler. Buna karşılık bekçi anne tutumu, çocuğun aşırı bağımlı olmasına, farklı bakım stillerine uyum sağlamakta zorlanmasına ve sosyal öğrenme fırsatlarının sınırlanmasına neden olabilmektedir.
10. Son Olarak, Annelere ve Anne Adaylarına Vermek İstediğiniz En Önemli Mesaj Nedir?
Anneler ve anne adayları için en önemli mesaj, “kusursuz anne” olma baskısından uzaklaşıp çocuğunuz için yeterince iyi bir anne olmanın aslında en sağlıklı yol olduğu gerçeğini benimsemektir. Nitekim yeterince iyi anne anlayışı, çocuğun gelişimi için mükemmeliyetin değil; duyarlılık, tutarlılık ve zamanla alan tanımanın belirleyici olduğunu vurgular. Çocuğunuzun her ihtiyacını eksiksiz karşılamaya çalışmak yerine, onun kendi deneyimlerini yaşamasına ve küçük zorluklarla baş etmesine izin vermek, uzun vadede daha güçlü bir birey olmasına katkı sağlar.
Bu noktada anne bekçiliği davranışlarına dikkat etmek önemlidir. Çocuğunuzun bakımında tüm kontrolü elinizde tutmak ya da babanın katılımını farkında olmadan sınırlamak, hem çocuğun farklı öğrenme deneyimlerini kısıtlayabilir hem de eşinizin ebeveynlik sürecine olan güvenini azaltabilir. Oysa babaların sürece aktif katılımı, çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimini zenginleştirir. Bu nedenle babaya alan açmak, farklı ebeveynlik stillerine izin vermek ve kontrol etmek yerine paylaşmak, çocuğun yararınadır.
Son olarak, kendinize karşı da şefkatli olun. Hata yapmak ebeveynliğin doğal bir parçasıdır. Önemli olan hatasız olmak değil; öğrenmeye açık, esnek ve çocuğunuzun ihtiyaçlarına duyarlı kalabilmektir. Çocuğunuz için en değerli şey, mükemmel bir anne değil; güven veren, destekleyen ve paylaşan bir ebeveynlik ortamıdır.


