Çarşamba, Eylül 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

5-8 Yaş Aralığında Değişen Kaygı Yapısı: Somut Korkulardan Soyut Kaygılara

Çocuk büyütürken pek çok anne babanın gözden kaçırdığı ya da anlamlandırmakta zorlandığı çok kritik bir dönüşüm eşiği vardır. Bu eşik çocuğun korkularının nitelik değiştirmesidir. 5 yaş civarında karanlıktan, dolabın arkasındaki canavardan ya da yüksek sesten korkan çocuk; 7-8 yaşlarına geldiğinde korktuğu şeyler değişir. “Okula geç kalırsak ne olur?”, “Ya öğretmen bana kızarsa?”, “Sınavda ya hata yaparsam?” ya da “Siz beni hala seviyor musunuz?” gibi sorular sormaya başlar. Birçok ebeveyn bu yüzden çocuklarının birden çok evhamlı olduğunu ve neden her şeyi bu kadar kafasına taktığını sorgular. Oysa burada yaşanan şey bir gerileme değil, tam aksine çocuğun zihinsel gelişiminde yaşanan çok doğal ve büyük bir sıçramadır.

Bu dönüşümü doğru okuyabilmek için önce zihin nasıl bir gelişim izlediğine bakmak gerekir. 5 yaşındaki bir çocuğun dünyası somut nesneler ve doğrudan algılar üzerinden şekillenir. Dış dünyada gördüğü, dokunduğu veya hayalinde somutlaştırdığı şeyler onun temel odak noktasıdır. Bu yüzden o yaştaki korkular da somuttur. Örneğin, karanlık, gürültü, hayali yaratıklar veya yalnız kalmak. Çocuk, göremediği ya da kontrol edemediği somut tehlikelere karşı tepki verir.

Ancak 7-8 yaşlarına doğru gelindiğinde, beyinde soyut düşünme becerileri, neden-sonuç ilişkileri kurma kapasitesi ve sosyal farkındalık hızla gelişmeye başlar. Çocuk artık sadece “şu an” içinde yaşamaz; geleceği, olasılıkları ve başkalarının zihninde kendisinin nasıl göründüğünü düşünmeye başlar. İşte tam bu noktada korkuların adresi değişir. Somut canavarlar yerini, soyut ve sosyal kaygılara bırakır.

Eğer çocuğunuz son zamanlarda şu davranışları sergiliyorsa, tam olarak bu geçiş evresinin içindesiniz demektir:

  • Okul çantasını akşamdan defalarca kontrol etme veya sabah okula gitmeden önce aşırı bir telaş yaşama,
  • Yaptığı ödevde en ufak bir hatayı kabul etmeyip sayfayı tekrar tekrar silip yeniden yazma,
  • Öğretmenin söylediği bir sözü veya bir arkadaşının ona karşı takındığı tavrı evde gün boyu düşünüp üzerine sorular sorma,
  • “Hata yaparsam ne olur?”, “Bana kızar mısın?”, “Beni gruptan çıkarırlar mı?” gibi onay arayan soruların artması,
  • Performans sergilemesi gereken durumlardan (derste söz alma, bir etkinlikte öne çıkma vb.) kaçınma eğilimi veya karın/baş ağrısı gibi somatik şikayetler.

Anne babalar genelde bu durumları gördüklerinde refleks olarak “Korkacak bir şey yok”, “Neden bu kadar abartıyorsun?” ya da “Öğretmenin sana bir şey yapmaz, rahat ol” gibi teselli edici cümleler kurarlar. Ancak bu yaklaşım çoğu zaman çocuğun kaygısını yatıştırmaz, aksine anlaşılamadığı hissini yaratabilir. Çünkü çocuk için o an hissedilen şey gerçek bir tehdittir. Zihni artık gelecekteki olumsuz senaryoları üretebilecek kadar gelişmiştir ama bu senaryolara nasıl baş edeceğini bilecek kadar tecrübeli değildir. Yani kapasite artmış, fakat baş etme mekanizmaları henüz aynı hızla olgunlaşmamıştır.

Peki, bu süreçte ebeveyn olarak nasıl bir tutum sergilemek gerekir?

İlk olarak, çocuğun yaşadığı bu soyut kaygıları bir uyum sorunu değil, bir gelişim göstergesi olarak kabul etmekle başlamalıyız. Çocuğunuz artık toplumun bir parçası olduğunun, kuralların varlığının ve sosyal değerlendirmenin farkındadır. Bu durum onun sorumluluk bilincinin ve empati yeteneğinin geliştiğini gösterir.

İkinci adım, kaygıyı geçiştirmek yerine adını koymaktır. “Saçmalama, bunda korkacak ne var?” demek yerine; “Şu an hata yapmaktan endişeleniyorsun, anlıyorum. Hata yaptığında ne olacağını düşünüyorsun?” şeklinde yaklaşarak zihnindeki o soyut senaryoyu somutlaştırmasına yardım etmek gerekir. Soyut kaygılar konuşuldukça ve netleştirildikçe yönetilebilir hale gelir.

Üçüncü olarak, “mükemmel olma” baskısını azaltacak bir ev ortamı yaratılmalıdır. 7-8 yaş çocuğu, okulun başlamasıyla birlikte sürekli bir değerlendirilme (notlar, kurallar, arkadaş ilişkileri) altına girer. Eğer evde de performans odaklı bir yaklaşım varsa, çocuğun soyut kaygıları katlanarak artar. Hatanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğu, sonucun değil harcanan çabanın değerli olduğu mesajı net bir şekilde verilmelidir.

Son olarak, belirsizlikleri azaltmak bu yaş grubuna çok iyi gelir. Çocuklar kontrol edebildikleri anlarda kendilerini güvende hissederler. Örneğin, sabah yaşanacak geç kalma kaygısını gidermek için akşamdan rutini birlikte planlamak ve adım adım ne yapılacağını belirlemek, zihnindeki o “ya geç kalırsak” fırtınasını dindirir.

Özetle, çocuğunuzun karanlık korkusunun yerini hata yapma veya kabul görmeme korkusu aldıysa, bilmelisiniz ki çocuğunuz zihinsel olarak bir üst basamağa geçmiştir. Onun dünyası artık sadece gördüklerinden değil, düşündüklerinden ve olasılıklardan oluşmaktadır. Ebeveyn olarak yapmamız gereken şey bu korkuları yok saymak değil; onun büyüyen zihnine rehberlik ederek, soyut kaygılarla nasıl sağlıklı baş edebileceğini öğretmektir.

Unutulmamalıdır ki, çocuğun bu dönemde hissettiği onaylanma ve güvende olma ihtiyacı, yetişkinlikteki öz-saygısının ve problem çözme becerilerinin temelini oluşturur. Ona “Seni sadece başarılı olduğunda değil, olduğun halinle ve hatalarınla birlikte seviyoruz” mesajını tutarlı bir şekilde verebildiğimizde, zihinsel gelişiminin getirdiği bu doğal kaygı yerini güvenli bir olgunlaşma sürecine bırakacaktır.

Ece Pelin Güler
Ece Pelin Güler
Ece Pelin Güler, Başkent Üniversitesi Psikoloji bölümünden onur belgesiyle mezun olmuştur. Ruh sağlığı hakkında bilgi edinmek amacıyla yaptığı stajların ardından klinik psikoloji alanına yönelmiştir. Bu doğrultuda Nöropsikolojik Testler (NPT) eğitimimi tamamlamış ve güncel olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimi almaktadır. Psikoloji alanını mesleki sınırların ötesinde psikolojik okuryazarlığı artırma aracı olarak gören Ece Pelin; sade, anlaşılır ve farkındalık yaratan bir dil kullanmayı hedefler. Klinik psikoloji birikimini herkesin anlayabileceği bir dille sunmayı amaçlayan Ece Pelin; bilimsel bilgiyi gündelik yaşama rehberlik edecek şekilde aktarmaya odaklanır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar