Salı, Ekim 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkilerde Sınır Nerede Başlar, Saygı Nerede Biter?

İlişkilerde Sınır Nerede Başlar, Saygı Nerede Biter?

İlişkilerde tartışmak aslında olağan bir durumdur. İki insanın her konuda aynı düşünmesi mümkün değildir. Bazen fikir ayrılıkları, kıskançlık, yanlış anlaşılmalar ya da günlük stresler çiftlerin tartışmasına neden olabilir. Ancak tartışmanın kendisinden çok, tartışma sırasında kullanılan davranışlar ilişkinin sağlığı açısından önemlidir. Çünkü bir tartışma sırasında söylenen bazı sözler, yalnızca o an yaşanan öfkenin bir sonucu olmayabilir; ilişkideki saygı sınırlarının aşıldığını da gösterebilir.

Özellikle küfür etmek, hakaret etmek, karşı tarafı küçümsemek veya kişiliğine saldırmak zaman zaman “sinirle söylendi” diyerek normalleştirilebiliyor. Oysa öfkelenmek ile karşıdaki kişiye zarar verici şekilde davranmak aynı şey değildir. İnsan öfkelenebilir, sesini yükseltebilir veya tartışmadan uzaklaşmak isteyebilir. Fakat öfke, karşıdaki kişiye hakaret etmenin ya da onu aşağılamanın bir gerekçesi haline geldiğinde ilişkide önemli bir sınır ortaya çıkar.

John Gottman ve arkadaşlarının çiftler üzerine yaptığı çalışmalar, özellikle küçümseme, eleştiri, savunmacılık ve duvar örme gibi davranışların ilişki açısından önemli sorunlarla ilişkili olduğunu göstermiştir (Gottman & Levenson, 2000). Burada özellikle küçümseme dikkat çekmektedir. “Sen zaten hiçbir şeyi beceremezsin”, “Senden bir şey olmaz” veya “Ne kadar aptalsın” gibi ifadeler yalnızca tartışılan konuya yönelik değildir; doğrudan kişinin değerine ve benliğine yönelir.

Bu nedenle ilişkide sağlıklı bir sınır, “Benimle aynı fikirde olmak zorundasın.” demek değildir. Daha çok, “Benimle aynı fikirde olmayabilirsin ama bana hakaret edemezsin.” diyebilmektir. Bir çift tartışabilir, hatta bir konuda çok ciddi şekilde anlaşmazlık yaşayabilir. Ancak anlaşmazlık sırasında karşılıklı saygının korunması, ilişkinin devamı açısından önemlidir.

Bazen çiftler arasında “Biz birbirimize küfür ediyoruz ama ikimiz de bunu sorun etmiyoruz.” şeklinde bir yaklaşım da görülebilir. Burada önemli olan her küfürlü ifadenin aynı anlama gelmediğini kabul etmektir. Çiftlerin kendi aralarında kullandıkları şakalaşma ifadeleri ile öfke sırasında karşı tarafı aşağılamak amacıyla kullanılan hakaretler aynı değildir. Asıl önemli olan, söylenen sözün karşı tarafta nasıl bir etki oluşturduğu ve kişinin kendisini değersiz, korkmuş veya aşağılanmış hissedip hissetmediğidir.

Tartışmalarda bir diğer problem ise bağırmanın ve tehditkâr davranışların normalleşmesidir. “Sinirlenince kendimi tutamıyorum” demek öfkenin nedenini açıklayabilir, ancak davranışın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Öfke yönetimi üzerine yapılan çalışmalar, öfkenin kendisinden çok öfkenin nasıl ifade edildiğinin kişilerarası ilişkiler açısından önemli olduğunu göstermektedir (Deffenbacher, 1999). Bu nedenle kişi öfkelendiğinde tartışmaya kısa bir ara vermek, sakinleşmek ve daha sonra konuşmak sağlıklı bir alternatif olabilir.

İlişkilerde sınır koymak bazen yanlış anlaşılabiliyor. Sınır koymak, “Bir daha asla kavga etmeyeceğiz.” demek değildir. Daha gerçekçi bir sınır, “Kavga edebiliriz ama birbirimize küfür etmeyeceğiz.” veya “Bağırmaya başladığımızda konuşmaya ara vereceğiz.” şeklinde olabilir. Böylece sınır, ilişkiyi bitirmek için değil, tartışmanın zarar verici bir hale gelmesini önlemek için kullanılabilir.

Burada özür dilemek de önemli bir noktadır. Bir kişinin tartışma sırasında kırıcı davranıp daha sonra özür dilemesi olumlu bir adım olabilir. Ancak aynı davranışın sürekli tekrarlanması ve her seferinde “Sinirliydim, o yüzden söyledim.” denilmesi farklı bir durumdur. Özür, davranış değişikliğiyle desteklenmediğinde zamanla anlamını kaybedebilir.

Sonuç olarak sağlıklı bir ilişki hiç kavga edilmeyen ilişki değildir. Bence asıl önemli olan, kavga ederken birbirimize nasıl davrandığımızdır. Sevdiğimiz bir insanla tartışırken öfkelenebiliriz, kırılabiliriz ve hatta bir süre konuşmak istemeyebiliriz. Fakat bütün bunların arasında korunması gereken bir çizgi vardır. Çünkü bir ilişkide tartışmanın olması normal olabilir; hakaretin, aşağılamanın ve sürekli olarak birbirini değersiz hissettirmenin normalleştirilmesi ise sağlıklı bir iletişim biçimi olarak görülmemelidir. Bir ilişkide “seni seviyorum” demek kadar, “sana kızgın olsam bile sana saygısızlık etmeyeceğim” diyebilmek de önemlidir.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Deffenbacher, J. L. (1999). Cognitive-behavioral conceptualization and treatment of anger. Journal of Clinical Psychology, 55(3), 295–309.
  • Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (2000). The timing of divorce: Predicting when a couple will divorce over a 14-year period. Journal of Marriage and Family, 62(3), 737–745.
  • Gottman, J. M., & Silver, N. (2015). The seven principles for making marriage work. Harmony Books.
  • Overall, N. C., Fletcher, G. J. O., Simpson, J. A., & Sibley, C. G. (2009). Regulating partners in intimate relationships: The costs and benefits of different communication strategies. Journal of Personality and Social Psychology, 96(3), 620–639.
Melike Sude Savcın
Melike Sude Savcın
Melike Sude Savcın, psikoloji lisans öğrencisi olarak öğrenim görmektedir. İnsan davranışları ve zihinsel süreçler üzerine araştırmalar yapmayı, akademik yazılar kaleme almayı ve yeni bilgiler üretmeyi tutkuyla seven Sude, özellikle sosyal psikoloji ve klinik psikoloji alanlarında derinleşmeyi hedeflemektedir. Araştırmalarını ve analizlerini paylaşarak psikoloji alanında hem akademik hem de toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar