Bazen insanın en yorucu savaşı dışarıda değil, kendi zihninin içinde yaşanır.
Bir kapıyı kilitlediğini bilirsin ama birkaç dakika sonra yeniden kontrol etme ihtiyacı hissedersin. Ellerini yıkarsın, temiz olduğunu bilirsin ama zihnindeki “ya yetmediyse?” sorusu susmaz. Ya da aklına istemediğin, korktuğun bir düşünce gelir. Onu düşünmek istemedikçe daha çok düşünürsün.
Ve bir süre sonra insan kendisine şu soruyu sormaya başlar:
“Neden duramıyorum?”
Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), çoğu zaman dışarıdan yalnızca tekrarlayan davranışlarla görülür. Ancak kişinin yaşadığı asıl mücadele, çoğu zaman kimsenin göremediği yerde, zihninin içinde gerçekleşir.
OKB’de kişi istemsiz ve yineleyici düşünceler, imgeler veya dürtüler yaşayabilir. Bunlara obsesyon denir. Bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemler ise kompulsiyon olarak adlandırılır (American Psychiatric Association, 2022).
Fakat OKB’yi yalnızca bu tanımlarla anlamak mümkün değildir.
Çünkü bazen insan yaptığı şeyin gereksiz olduğunu bilir.
Kapıyı zaten kilitlediğini bilir.
Ellerinin zaten temiz olduğunu bilir.
Bir düşüncenin yalnızca bir düşünce olduğunu bilir.
Ama yine de zihnindeki o küçük ses:
“Ya emin değilsen?”
demeye devam eder.
Bir düşünce nasıl bu kadar güçlü olabilir?
Aslında hepimizin zihninden tuhaf, korkutucu veya rahatsız edici düşünceler geçebilir. Bir düşüncenin akla gelmesi, onun gerçek olduğu veya kişinin gerçekten bunu istediği anlamına gelmez.
OKB’de ise kişi düşünceye fazlasıyla anlam yükleyebilir. “Bunu düşündüysem gerçekleşebilir”, “Böyle düşündüğüme göre kötü bir insanım” ya da “Tam olarak emin olmalıyım” gibi inançlar kaygıyı artırabilir.
Sonra kontrol başlar.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Sonra bir kez daha…
Kişi kısa süreliğine rahatlar. Fakat bu rahatlama kalıcı değildir. Zihin yeniden şüphe üretir ve döngü tekrar başlar:
Obsesyon → Kaygı → Kompulsiyon → Geçici rahatlama → Yeniden obsesyon.
İşte OKB’nin en yorucu taraflarından biri budur.
İnsan bazen kendi zihninden kaçmaya çalışırken kendi zihninin içinde daha fazla kaybolur.
Görünmeyen kompulsiyonlar
OKB’nin her zaman dışarıdan fark edilmesi gerekmez.
Bazı insanlar saatlerce ellerini yıkamaz veya kapıyı tekrar tekrar kontrol etmez. Bunun yerine zihinsel ritüeller gerçekleştirir. Bir konuşmayı defalarca hatırlamaya çalışabilir, geçmişte yaptığı bir davranışın doğru olup olmadığını sürekli analiz edebilir, kendisinden tekrar tekrar güvence isteyebilir veya bir düşüncenin “doğru” olup olmadığını anlamaya çalışabilir.
Dışarıdan bakıldığında kişi yalnızca düşünüyor gibi görünür.
Oysa içeride büyük bir mücadele vardır.
Bu nedenle OKB yaşayan bir insanın yaşadığı sıkıntı, çoğu zaman çevresindekilerin gördüğünden çok daha büyüktür.
“Sadece yapma” demek neden işe yaramaz?
Çünkü kompulsiyon çoğu zaman basit bir tercih değildir.
Kişi davranışı yapmak istemese bile yoğun bir kaygı yaşayabilir. Kompulsiyonu gerçekleştirdiğinde ise kısa süreli bir rahatlama hisseder. Bu rahatlama, davranışın tekrar edilmesini güçlendirebilir.
Bu yüzden OKB yaşayan birine yalnızca “Takma kafana”, “Bırak artık” veya “Bunun saçma olduğunu biliyorsun” demek, yaşadığı mücadeleyi küçümseyebilir.
Çünkü mesele çoğu zaman düşüncenin mantıklı olup olmadığını bilmek değildir.
Mesele, o düşünce geldiğinde ona cevap vermeden durabilmeyi öğrenebilmektir.
Döngü kırılabilir mi?
Evet.
OKB tedavi edilebilir bir ruhsal bozukluktur. Bilişsel davranışçı terapi ve özellikle maruz bırakma ve tepki önleme (ERP), OKB tedavisinde önemli kanıta dayalı yaklaşımlar arasındadır. ERP’nin temelinde kişi için kaygı yaratan durumlarla terapötik olarak karşılaşmak ve kompulsif davranışı gerçekleştirmemeyi öğrenmek bulunur (NICE, 2005; Rosa-Alcázar et al., 2021).
Amaç zihni tamamen susturmak değildir.
Çünkü belki de iyileşmek, zihninden bir daha hiçbir korkutucu düşüncenin geçmemesi demek değildir.
İyileşmek;
“Ya olursa?”
sorusunun geldiği yerde,
“Bilmiyorum. Ama kontrol etmek zorunda değilim.”
diyebilmektir.
Belki de özgürlük, zihnimizin hiç susmaması değil; onun söylediği her şeye inanmak zorunda olmadığımızı öğrenmektir.
Çünkü bazen aklımıza gelen düşünceler bizim kim olduğumuzu anlatmaz.
Bazı düşünceler sadece düşüncedir.
Ve insan, zihnindeki her düşüncenin peşinden gitmeden de yaşamaya devam edebilir.
Kaynakça
- American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM-5-TR). American Psychiatric Association Publishing.
- National Institute for Health and Care Excellence. (2005). Obsessive-compulsive disorder and body dysmorphic disorder: Treatment (CG31). NICE.
- National Institute of Mental Health. (2024). Obsessive-compulsive disorder: When unwanted thoughts or repetitive behaviors take over. U.S. Department of Health and Human Services.
- Rosa-Alcázar, A. I., et al. (2021). Cognitive behavioural therapy with exposure and response prevention in the treatment of obsessive-compulsive disorder: A systematic review and meta-analysis of randomised controlled trials. Comprehensive Psychiatry, 106, 152223. https://doi.org/10.1016/j.comppsych.2021.152223


