Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçişin yaşandığı ve bireyin kendini yeniden keşfetmeye başladığı önemli bir dönemdir. Bu süreçte genç birey ailesinden bağımsızlaşmaya, kendi kararlarını vermeye ve kişisel değerlerini oluşturmaya başlar. “Ben kimim?”, “Nasıl biri olmak istiyorum?”, “Benim için önemli olan şeyler neler?” gibi sorular daha fazla önem kazanır. Ancak bireyselleşme devam ederken bir yandan da bir gruba ait olma ihtiyacı oldukça güçlü olabilir. Bu noktada akranların düşünceleri ve davranışları genç üzerinde daha etkili hale gelebilir. Bazen bir gencin “hayır” diyememesi, ait olma ihtiyacının kendi kararının önüne geçmesinden dolayı olabilir.
Akran baskısı denildiğinde çoğu zaman bir arkadaş grubunun kişiyi istemediği bir şeyi yapmaya zorlaması akla gelir. Bu baskı bazen bir arkadaşın “Bunu yapamazsan korkaksın” demesi gibi açık bir baskı olabilir. Bazen de herkesin yaptığı bir davranışı kişinin yalnızca gruptan dışlanmamak için yapması şeklinde ortaya çıkabilir. Sessizlik, bakışlar, alay edilme korkusu veya herkesin yaptığını görmek de kişiyi kendi kararından uzaklaştırabilir.
Burada önemli noktalardan biri şudur: Genç bireyin arkadaşlarının düşüncelerini önemsemesi tek başına bir problem değildir. Ait olmak, kabul görmek ve arkadaşlık kurmak gelişimin doğal bir parçasıdır. Sorun, kişinin kendi değerleriyle uyuşmayan bir durumda yalnızca kabul görmek ya da dışlanmamak için kendi kararından vazgeçmeye başlamasıyla ortaya çıkar.
Bu Dönemde Gençler Neden Arkadaşlarından Etkilenir?
Akranların gençler üzerindeki etkisi kaçınılmazdır. Bu etki her zaman olumsuz değildir. Gençler arkadaşlık ilişkileri sırasında iletişim kurmayı, işbirliği yapmayı ve sosyal uyumu öğrenir. Ancak kişi kendi değerleriyle uyuşmayan bir durum içerisinde kaldığında istemediği bir davranış sergiliyorsa buna dikkat etmek gerekir. Ergenlik döneminde genç bir yandan bağımsızlaşmaya çalışırken bir yandan da bir gruba ait hissetme ve kabul görme ihtiyacı hissedebilir. Bu iki ihtiyaç arasındaki dengeyi sağlamak kimi zaman gençleri zorlayabilir. “Hayır” demek her zaman düşünüldüğü kadar kolay olmayabilir. Bir yetişkin için basit görünen bir durum, ergen açısından “Arkadaşlarım beni dışlarsa ne olacak?” gibi büyük bir kaygı yaratabilir. Bu noktada asıl amaç, başkalarının etkisini tamamen ortadan kaldırmak değil, başkalarının fikirlerini değerlendirip sonrasında kendi kararını verebilecek bir iç dayanak oluşturmasına yardımcı olmaktır.
Akran Baskısıyla Başa Çıkmak İçin Ne Yapılabilir?
Öncelikle gencin kendi değerleri üzerine düşünmesine yardımcı olmak önemlidir. “Senin için doğru olan nedir?”, “Bir arkadaşlıkta neleri önemli buluyorsun?”, “Yapmak istemediğin bir şeyi sırf arkadaşın istedi diye yaparsan nasıl hissedersin?” gibi sorular, kendi düşüncelerini fark etmesine yardımcı olabilir.
Kendi kararlarının arkasında durabilmek, gerektiğinde hayır diyebilmek öğrenilebilir bir beceridir. Bunun için ebeveynler çocuklarına yalnızca ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, sınır koymayı ve zorlandıkları durumlarda kendilerini ifade etmeyi de öğretmelidir.
İletişim becerileri de bu süreçte oldukça önemlidir. Bir baskıyla karşılaşıldığında nasıl cevap verileceğini önceden konuşmak, sorun yaşandığında nasıl davranacağını öğretmek ve gerektiğinde ortamdan uzaklaşabilmek gencin kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Bunun yanında arkadaş seçimi de önemlidir. Her arkadaş grubunun etkisi aynı değildir. Kişinin sınırlarına saygı gösteren, hayır dediğinde bunu kabul eden ve onu istemediği davranışlara zorlamayan ilişkiler içerisinde olması güvenli bir sosyal çevre sağlayacaktır.
Peki Ebeveynler Ne Yapabilir?
Bazen bir gencin yaşadığı problemi çözmek için hemen öğüt vermek isteriz. Ancak “Ben sana demiştim”, “O arkadaşınla görüşme”, “Bunda korkacak ne var?” gibi cümleler gencin kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir. Öncelikle yaşadığı durumu anlamaya çalışmak daha faydalı olacaktır. “Senin için asıl zor olan ne?”, “O anda ne düşündün, ne hissettin?”, “Sence başka ne yapabilirdin?” gibi sorular çözüm üretme sürecine genci de dahil eder. Yaşadığı problemi küçümsemeden dinlemek, ihtiyaç duyduğunda yanında olmak ve birlikte çözüm aramak, yalnızca o anki sorunla değil, gelecekte yaşayacağı benzer durumlarla da başa çıkmasına yardımcı olur.
Aile içinde birlikte geçirilen zaman ve ebeveynlerin kendi davranışlarıyla örnek olmaları da oldukça kıymetlidir. Bir genç sınır koymayı yalnızca anlatılanlardan değil, çevresindeki yetişkinlerin bunu nasıl yaptığına bakarak da öğrenir.
Sonuç olarak;
Akran baskısıyla başa çıkmak, arkadaşların söylediklerini hiç önemsememek değil; başkalarının düşüncelerini değerlendirirken kendi düşünce ve sınırlarını da fark edebilmektir. Amaç gencin her durumda kendi bildiğini yapması değil, kendi değerlerine uygun kararları verebilmesidir. Bazen hayır diyebilmek, bazen ortamdan uzaklaşmak, bazen yardım istemek… Bunların hepsi öğrenilebilen becerilerdir. Belki de en önemlisi, ihtiyaç duyduğunda konuşabileceği bir yetişkinin olduğunu bilmesidir.


