“Ben yapmadım ki.”
“Kardeşim vazoyu kırdı.”
“Ödevimi yaptım ama öğretmen bakmadı.”
Çocuğun ağzından çıkmış olan bu cümleler, anne babalarda çoğu durumda aynı alarmı çalıştırabilir: “Çocuğum yalan söylüyor.” Beraberinde kaygı, öfke ve “Çocuğum büyünce de böyle mi olacak?” düşünceleri ortaya çıkabilir. Lakin çocukların söylemiş oldukları her gerçeğe aykırı cümle, yetişkinlerin kullandığı anlamda “yalan” değerlendirmesi yapmak, çocuğun gelişiminin önemli bir kısmını gözden kaçırmak anlamına gelir.
Çünkü çocuklar sanılanın aksine gerçeği saklamak için yalan konuşmazlar. Bazı durumlarda hayal kurdukları için, cezadan kaçınabilmek için, başkasının duygularını koruyabilmek için, bazen de gerçek ile hayali henüz birbirinden tamamen ayırabilecek bilişsel becerilere sahip olamadıkları için gerçek ile uyuşmayan cümleler konuşabilirler.
Çocuklar Ne Zaman Yalan Söylemeye Başlar?
Yalan dediğimiz şey, sanılanın aksine sadece “kötü bir davranış” olarak geçmez. Çocuğun başkasının bilmediği bir şeyi bildiğini fark etmesi ve o kişinin kendi zihninden farklı bir düşünce içerisinde anlamlandırması gerekir. Bu sebeple yalan söyleme davranışı, çocuğun bilişsel ve sosyal gelişimi ile ilişkilidir diyebiliriz.
Okul öncesi dönemlerde çocukların hayal dünyası olduğundan daha canlıdır. “Dün odama ejderha geldi”, “Barbie’m benimle konuştu” veya “Uçabiliyorum” gibi cümleler her zaman olduğu gibi bilinçli bir kandırma girişimi olarak sayılmaz. Çocuk için hayal ile gerçek arasında olan sınır yetişkinlerdeki gibi keskin çizgilerle belirlenmemiştir.
Burada önemli olan çocuğun söylediği şeyin nedenini anlamak.
Her Gerçeğe Aykırı Cümle Yalan Değildir
Çocukların bazı ifadeleri gerçekte hayal güçlerinin bir parçasını ifade eder. Örnek olarak, çocuk hiç gitmediği bir yere gitmiş gibi hikayeler oluşturabilir. Burada amaç başkasını kandırmak değildir; oyun kurmak, kendini ifade etmek ya da hayal dünyasını paylaşmaktır.
Bazı durumlarda da çocuk yaşadığı olayı anlatırken ayrıntıları değiştirebilmektedir. Sebebi bilinçli aldatmaca değildir. Sebebi çocukluk döneminde oluşan belleğin yetişkin belleğinden farklı bir çalışma stiline sahip olmasıdır.
Burada ebeveynin yönlendirdiği “Neden yalan söylüyorsun?” cümlesi yerine “Bunu neden böyle anlattın?” olduğu zaman çocuğun davranışının arkasında yatan ihtiyaca ulaşmak daha mümkün bir hale gelebilir.
Peki, çocuklar neden gerçekten yalan söyler?
Çocukların yalan söylemesinin birçok sebebi bulunabilir. Cezadan kaçınmak bir örnek olarak gösterilebilir. Örnek olarak bir çocuk, odasındaki eşyayı kırdığı zaman ebeveyninin çok sert bir tepki vereceğini düşünerek “Ben yapmadım” diyerek kaçınma davranışı gösterebilir. Yalandan önce burada bakılması gereken çocuğun yaşamış olduğu korkudur.
Başka örnek onaylanma ihtiyacıdır. Çocuk arkadaşlarında daha başarılı, daha yetenekli ya da daha güçlü görünebilmek için gerçekte olmamış olan şeyler anlatabilmektedir. Bazı çocuklarsa başkasının duygularını korumak için gerçeklerle oynayabilirler. “Yaptığın resmi çok beğendim” demek, yetişkinler için nezaket gösterisi iken çocuklar için de benzer biçimde kendini gösterebilir.
Dolayısıyla yalanın arkasında bazı durumlarda korku, kabul edilmeye duyulan istek, mahcubiyet ya da başkasını üzmeme çabası görülebilir.
Ebeveynin Tepkisi Neden Bu Kadar Önemli?
Çocukların yalan söylemesindense yalanı söylediği zaman karşılaştığı ortam davranışlarını etkileyecektir. “Bir daha asla yalan söylemeyeceksin”, “Yalancısın”,
“Sana güvenmiyorum”
gibi cümleler çocukların davranışlarını düzeltmesinden çok, onun kendisini “yalancı bir çocuk” olarak tanımlamasına sebep olacaktır.
Davranış ve kimlik arasında oluşan ayrım burada önemlidir. “Yalan konuştun ve bu davranış üzerine konuşmalıyız” demek ile “Yalancısın” demek aynı değildir. İlk cümlede çocuk davranışını değiştirmeyi öğrenebilecekken, diğerinde doğrudan çocuğun kimliğinin bir parçası olarak barınmasına sebep olacaktır.
Sakin kalabilmek, olayı anlamaya çalışmak çocuğun gerçeği söylemesi için güvenli alanın oluşmasını sağlayacaktır. Böylece daha işlevsel bir iletişim oluşabilir.
“Doğruyu Söylersen Kızmayacağım” Demek Neden Önemli?
Çocukların dürüstlüğü öğrenmeleri sadece “yalan söylemenin kötü bir şey olduğunu” anlatmak ile bitmez. Çocuk aynı anda doğruları söylediği zaman neler olabileceğini de tecrübe etmelidir. Örnek verecek olunursa, çocuk yaptığı hatayı telafi ettiği zaman ebeveyninin ilk tepkisi yoğun öfke olursa çocuk “Gerçeği söylersem başım derde girer” mesajını çıkarabilir. Bunu yapmak yerine ebeveyn, yapılan davranışın sonucunu ele alıp çocuğun dürüstlüğünü takdir edebilir.
“Bunu yapmış olduğun için kızgınım ama bana gerçeği söylediğin için teşekkür ederim. Şimdi bunu nasıl düzelteceğimize odaklanalım.” Bu yaklaşım, hatayı onaylamaz. Tam tersine çocuğa iki önemli mesaj verir. Birincisi hataların sonuçları vardır, ikincisi ise gerçeği söylemek güvenlidir.
Çocukların yalan söylemeleri ebeveynler için çoğu durumda korkutucu bir davranış gibi gözükebilir. Oysa çocuk gelişimi açısından dürüstlük, bir gece içerisinde kazanılamaz. Çocuk gerçeği ve hayali ayırt edebilmeyi, başkalarının zihinlerini anlamayı, hata yapıldığında sorumluluğu almayı ve zor durumlar içerisinde bile gerçeği söylemenin güvenli olduğunu öğrenmelidir.


