Salı, Mayıs 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yenilgiye Alışmak: Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin sürekli olarak negatif olaylara ve durumlara maruz kalması sonucunda geliştirdiği, bu durumlardan kurtulamayacağına dair bir inançtır. Kişi, defalarca başarısız girişimlerde bulunduğunda, “Ne olursa olsun, ben artık başaramayacağım.” düşüncesine kapılır ve pes eder. Bu durum, kontrol edilemeyen olaylardan kaynaklanır ve kişi, eyleme geçmek yerine pasif bir durumda kalır.

Martin Seligman, köpeklerle yaptığı deneyle bu olguyu açıklamıştır. Deneyin ilk aşamasında belirli bir alanda köpeklere elektrik şoku verilir ve sonrasında köpeklerin o alandan kaçmalarına izin verilir. İkinci aşamada, verilen şoktan sonra köpeklerin kaçmasına izin verilmez. Köpekler kaçmaya çalışsalar da bu girişimleri sonuçsuz kalır. Son aşamada, köpeklere şok verilmeye devam edilir ve ardından tekrar kaçmalarına izin verilir; ancak köpekler kaçma girişiminde bulunmaz ve acı çekseler de o alanda kalmaya devam ederler. Bu durum, köpeklerin çaresizliğe şartlandığını gösterir. Bu deneyden yola çıkarak, bazı durumlarda kişilerin acıdan kaçmamak ve konfor alanında kalmak için de öğrenilmiş çaresizlik yaşadığı söylenebilir. Aynı zamanda değişimlere kapalı bir tutum sergilenmiş olur.

Günlük hayatta bu durumun birçok örneği bulunmaktadır. Ağır hastalıklar geçiren bireyler, asla iyileşemeyeceklerini düşünerek öğrenilmiş çaresizlik yaşayabilirler ve bu durum hastalıklarını daha da kötü etkileyebilir. Sürekli düşük not alan bir öğrenci, her zaman böyle olacağına inanarak ders çalışmayı bırakabilir.

Öz değeri düşük olan bireyler, öğrenilmiş çaresizlik durumuna daha kolay kapılabilirler. Özellikle çocukluk döneminde ebeveynleri tarafından yetersiz görülen kişiler, bu durumu içselleştirir. Öğrenilmiş çaresizliğe kapılan bir kişinin öz değeri düşebilir; burada iki yönlü bir ilişki bulunmaktadır.

Öğrenilmiş Çaresizlik ve Ruhsal Sorunların İlişkisi

Öğrenilmiş çaresizliğin birçok ruhsal sorunla ilişkisi vardır. Bunların başında depresyon ve anksiyete gelmektedir. Kişi, bir daha mutlu olamayacağı ve hayatındaki sorunları değiştiremeyeceği düşüncelerine kapıldığında depresyona girebilir. Depresyondaki bir kişi, yoğun bir umutsuzluk içerisindedir. Anksiyete durumunda ise kişi, belirsizlik ve kontrol edilemeyen durumlar yüzünden yoğun bir stres yaşar ve sonrasında hiçbir şeyi kontrol edemeyeceğine dair bir inanç geliştirerek öğrenilmiş çaresizliğe düşebilir. Bu durumda psikolojik direnç de azalır.

Öğrenilmiş Çaresizlik ile Nasıl Başa Çıkılır?

Bu durumla başa çıkabilmek için pasif bir bekleyiş içerisinde olmamak ve yaşananların farkında olmak gerekir. Harekete geçmek, mevcut şartlarda neler yapılabileceğini analiz etmek ve şimdi ile geleceğe dair bir planlama yapmak önemlidir. Kontrol edilemeyen bir durumda bunu kabullenebilmek, koşullara adapte olabilmek ve o durumdan en az zararla kurtulabilmek önemlidir. Viktor Frankl’ın toplama kampındayken yaptığı gibi, yaşanan acıya bir anlam yüklemek ve yaşamak için bir anlam bulabilmek, vazgeçmemeyi ve mücadele etmeyi sağlayacaktır. Burada umut etmek de önemlidir; ancak bu umut pasif bir şekilde olmamalıdır. Beklemek değil, harekete geçmek önemlidir. Toksik bir pozitiflikten çok, gerçekçi düşünmek ve bu yönde umut etmek gerekmektedir. Konfor alanından çıkabilmek de son derece önemlidir. Yaşanılan çaresizlikleri güvenli bir alan haline getirmemek gerekir. Bunun dışında terapi almak ve çevreden sosyal destek almak da bu durumun üstesinden gelmeyi kolaylaştıracaktır.

Beyza Kobalas
Beyza Kobalas
Beyza Kobalas, Marmara Üniversitesi Psikoloji Bölümü lisans öğrencisidir. Klinik psikoloji başta olmak üzere psikolojinin alanları üzerine araştırmalar yapmaktadır. Çeşitli eğitim ve seminerlere katılarak kendini kişisel ve akademik olarak geliştirmektedir. Psikoloji alanında akademik makaleler okumaktadır. Psikoloji hakkında çeşitli içerikler üreterek kitlelere ulaşmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar