Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?
Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin sürekli negatif olaylara ve durumlara maruz kalmasından dolayı geliştirdiği, bu durumlardan kurtulamayacağına dair bir inançtır. Kişi defalarca başarısız girişimlerde bulunduysa öğrenilmiş çaresizlik durumu içinde olur. “Ne olursa olsun, ben artık başaramayacağım.” inancına kapılır ve pes eder. Kontrol edilemeyen durumlardan dolayı gelişir. Bu durumdayken yoğun bir motivasyon eksikliği yaşanır. Kişi eyleme geçmek yerine pasif bir durumda kalır.
Martin Seligman, köpeklerle yaptığı deneyde bu olguyu açıklamıştır. Deneyin ilk aşamasında belirlenmiş bir alanda köpeklere elektrik şoku verilir ve sonrasında köpeklerin o alandan kaçmalarına izin verilir. İkinci aşamada verilen şoktan sonra köpeklerin kaçmasına izin verilmez. Köpekler kaçmaya çabalasa da kaçma girişimleri sonuçsuz kalır. Son aşamada ise köpeklere şok verilmeye devam edilir ve sonrasında tekrardan kaçmalarına izin verilir fakat köpekler kaçma girişiminde bulunmaz ve acı çekseler de o alanda kalmaya devam ederler. Köpekler çaresizliğe şartlanmıştır. Bu deneyden de yola çıkarak bazı durumlarda kişilerin acıdan kaçmamak ve konfor alanında kalmak için de öğrenilmiş çaresizlik yaşadığı söylenebilir. Aynı zamanda değişimlere kapalı bir tutum sergilenmiş olur.
Günlük hayatta bu durumun çok fazla örneği bulunmaktadır. Ağır hastalıklar geçiren insanlar, asla iyileşemeyeceklerini düşünüp öğrenilmiş çaresizlik yaşayabilirler ve bu durum hastalıklarını daha da kötü etkileyebilir. Sürekli düşük not alan bir öğrenci, her zaman böyle olacağına inanıp ders çalışmayı bırakabilir.
Öz değeri düşük olan insanlar öğrenilmiş çaresizlik durumuna daha kolay kapılabilirler. Özellikle çocukluk döneminden beri ebeveynleri tarafından yetersiz görülen kişiler bu durumu içselleştirmiştir. Aynı zamanda öğrenilmiş çaresizliğe kapılan bir kişinin öz değeri düşebilir. Burada iki yönlü bir ilişki bulunmaktadır.
Öğrenilmiş Çaresizlik ve Ruhsal Sorunların İlişkisi
Öğrenilmiş çaresizliğin birçok ruhsal sorunla ilişkisi olduğu söylenebilir. Bunların başında depresyon ve anksiyete gelmektedir. Kişi, bir daha mutlu olamayacağı, hayatındaki sorunları değiştiremeyeceği düşüncelerine kapıldığında depresyona girebilir. Depresyonda olan bir kişi yoğun bir umutsuzluk içerisindedir. Anksiyete durumunda ise kişi belirsizlik ve kontrol edilemeyen durumlar yüzünden yoğun bir stres yaşar ve sonrasında hiçbir şeyi kontrol edemeyeceğine dair bir inanç geliştirerek öğrenilmiş çaresizliğe düşebilir. Bu durumda psikolojik direnç de azalır.
Öğrenilmiş Çaresizlik ile Nasıl Başa Çıkılır?
Bu durumla başa çıkabilmek için pasif bir bekleyiş içerisinde olmamak, yaşananların farkında olmak gerekir. Harekete geçmek, mevcut şartlarda neler yapılabileceğini analiz etmek, şimdi ve geleceğe dair bir planlama yapmak gerekmektedir. Kontrol edilemeyen bir durumda bunu kabullenebilmek, koşullara adapte olabilmek ve o durumdan en az zararla kurtulabilmek önemlidir. Viktor Frankl’ın toplama kampındayken yaptığı gibi yaşanan acıya bir anlam yüklemek ve yaşamak için bir anlam bulabilmek, vazgeçmemeyi ve mücadele etmeyi sağlayacaktır. Burada umut etmek de önemlidir. Fakat bu umut pasif bir şekilde olmamalıdır. Beklemek değil, harekete geçmek önemlidir. Toksik bir pozitiflikten çok gerçekçi düşünülmeli ve bu yönde umut edilmelidir. Konfor alanından çıkabilmek de son derece önemlidir. Yaşanılan çaresizlikleri güvenli alan haline getirmemek gerekir. Bunların dışında terapi almak ve çevreden sosyal destek almak da bu durumun üstesinden gelmeyi kolaylaştıracaktır.
Kaynakça
- Uzbay, T. (2024). Öğrenilmiş çaresizlik. Destek Yayınları.
- Aktan, C. C. ve Yay, S. (2016). Öğrenilmiş çaresizlik ve değişime karşı pasif direnç. Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 8(2), 58-71. https://izlik.org/JA92TA79LX


