Pazartesi, Ağustos 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kararsızlık Psikolojisi: Seçimler ve Kayıplar

Ne içeceğinize, ne giyeceğinize, hangi bölümü okuyacağınıza veya hangi yoldan ilerleyeceğinize karar verirken hiç zorlandınız mı? Yaşamınız boyunca sürekli karar vermeniz ve iradenizi kullanmanız gereken seçeneklerle karşılaşırsınız. Bunlar karşısında dakikalarca düşünmek ve hatta karar verdikten sonra da verdiğiniz karar ile seçmediğiniz seçenekler arasında düşünmek modern dünyanın sessiz ama yaygın bir unsurudur.

Dışarıdan bakıldığında detaylı düşünmek veya takıntılı olmak gibi görünebilen kararsızlık; insan zihnini yoran, kişiyi içten içe tüketen ve yanlış karar verme endişesiyle yaptığı seçimlerden keyif almasını engelleyen bir psikolojik döngüdür. Peki, sizi bu kararsızlık döngüsünde bırakan ve seçim yapmaktan alıkoyan zihinsel düşünceleriniz nelerdir? Kararsız insanlar genelde toplum tarafından “takıntılı”, “mükemmeliyetçi”, “iradesiz”, “özgüvensiz” ya da “tembel” gibi farklı şekillerde etiketlenebilir.

Oysa gerçekte olan durum psikolojik açıdan bu şekilde değildir; kararsız bir zihin, sıradan bir beyne kıyasla çok daha fazla çalışır ve düşünür. Çünkü kararsız insanların zihinlerindeki karmaşıklık, çoğu zaman ince eleyip sık dokudukları içindir. Kararsızlığın arkasında bazı psikolojik mekanizmalar da mevcuttur.

Bunlardan biri maksimizasyon olarak adlandırılan en iyi seçeneğe ulaşma arzusudur. Bu düşünce yapısındaki bireyler, ihtiyaçlarını karşılayacak olan tatmin edici minimum seçenekten kaçınır ve kendileri için en mükemmel seçeneği hedefler. Bu tür mükemmelliyetçilik döngülerinin insan zihninde yaratabileceği yorgunluğun yanı sıra yaşam üzerinde tatminsizlik hissi gibi olumsuz sonuçları da görülebilir.

Bu yüzden kararsızlık, kronik bir maksimizasyon sorunudur. Bir diğer yandan insan psikolojisinde kayıplardan duyulan acı, kazandıklarınızdan aldığınız zevkten daha etkili hissedilir. Kararsız insanın sahip olduğu zihin, bu sebeple kayıptan kaçınma amacıyla hareket eder.

Birey seçenekler arasından birini seçtiğinde, seçmediği diğer seçenekleri kaybetmenin endişesini yaşar ve diğer seçeneklerin iyi taraflarını “kaçırdığını” düşünür. Bu düşünce yapısındaki kişiler için bir seçenek üzerinde karar vermek, aslında diğer seçeneklerden vazgeçmektir. “Ya verdiğim karar doğru değilse?”, “Daha iyi bir seçenek var mıydı?”, “Ya yanlış bir karar vererek hata yaptıysam?” gibi düşünceler bireyin zihninde bir döngü hâlindedir.

Mümkün olabilecek hataların olası sonuçlarını, yani kaybetme ve kaçırma ihtimalinin sorumluluğunu almak istemeyen kişiler; geçmişte edindikleri deneyimler sonucunda hata yapmayı bir öğrenme aracı olarak değil, telafisi olmayacak ve affedilmez bir kusur olarak kodlamışlardır. Hata yapma korkusu, bireyi kararsızlığa ve dolayısıyla hareketsizliğe sürükler. Günümüzde ihtiyacımız olan her şeye erişim daha kolaydır.

Bir konu hakkında araştırma yapmak istediğinizde önünüze birçok bilgi sekmesi çıkar. Seçenekler arasında eğer tek bir kaynak üzerinde karar verme hakkınız varsa hangisinin size ve aradığınız amaca uygun olduğunu bulmak için dakikalarca uğraşırsınız. Size en uygun ve en iyi gelecek kararı vermek istersiniz.

Bu süreç zihniniz için yoğun ve yorucu geçecektir. Çünkü seçim paradoksu ismiyle bildiğimiz psikoloji durumuna göre, önünüzde ne kadar çok seçeneğiniz bulunursa seçim yapmanız da o kadar çok zorlaşır ve alacağınız karardan hissedeceğiniz tatmin oranınız da aynı oranda düşer. Bu kararsızlık döngüsüne ve sonuçlarına uyumlu olarak Kierkegaard’a göre insan hangi seçimi yaparsa yapsın, diğer ihtimalin yarattığı pişmanlığı hissedecektir (Kierkegaard, 1843).

Kaynakça

  • Kierkegaard, S. (1843). Either/Or.
Rabia Saraçlı
Rabia Saraçlı
Rabia Saraçlı, İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji bölümünü tam burslu olarak tamamlamış ve Yüksek Onur derecesi ile mezun olmuştur. Aldığı Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ve Aile Danışmanlığı eğitimlerinin yanı sıra psikoloji alanındaki kuramsal ve uygulamalı bilgilerini derinleştirmeye odaklanmaktadır. Özellikle Klinik Psikoloji alanına ilgi duymakta ve gelecekte bu alanda ilerlemeyi hedeflemektedir. Psikoloji alanında aktif çalışmalar ve araştırmalar yaparak kendini geliştirmeye çalışmaktadır. Alanına dair bilgi birikimini kullanarak ve geçmiş yazar/editörlük geçmişine dayanarak psikoloji ve yazarlığı ortak bir noktada buluşturmak istemektedir. Böylece yazarlık sayesinde psikolojinin daha erişilebilir hâle gelmesini planlanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar