Son dönemde Türkiye gündeminde yatırım fonlarının tasfiye süreçlerine ilişkin gelişmeler, yalnızca finansal bir mesele olarak değil, bireylerin güven ve belirsizlik algısını etkileyen bir konu olarak da gündemde yer alıyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 1 Ekim 2026 tarihli açıklamasında, tasfiye sürecindeki belirli fonlarda mutabakatı tamamlanan yatırımcılara nihai tasfiye tutarından mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılacağı duyuruldu. [SPK duyurusu]
Bu gelişmelerin finansal ve hukuki boyutu ilgili uzmanlık alanları içerisinde değerlendirilmelidir. Psikolojik açıdan ise farklı bir soru ortaya çıkmaktadır: Belirsizliğin kendisi insan psikolojisini nasıl etkiler?
Çünkü birey açısından mesele yalnızca maddi kayıp ihtimali değildir. Aynı zamanda geleceğin öngörülebilirliği, kontrol algısı, güvenlik hissi ve alınan kararların sonuçlarına ilişkin beklentiler de etkilenebilir.
Belirsizlik neden kaygı yaratır?
Klinik psikoloji literatüründe belirsizliğe tahammülsüzlük (intolerance of uncertainty), bireyin belirsiz durumları tehdit edici olarak değerlendirme ve “bilmeme” durumuna olumsuz tepki verme eğilimi olarak ele alınmaktadır. Araştırmalar, bu yapının farklı kaygı ve depresyon belirtileriyle ilişkili transdiagnostik bir süreç olduğunu göstermektedir (McEvoy et al., 2019).
Belirsizlik arttığında zihin geleceği öngörmeye ve olası tehditleri belirlemeye çalışabilir. “Paramı ne zaman alacağım?”, “Ya tekrar böyle bir durum yaşanırsa?” veya “Bundan sonra neye güvenebilirim?” gibi sorular, bir noktadan sonra çözüm üretmekten çok endişe ve tekrarlayıcı olumsuz düşünme döngüsüne dönüşebilir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Bir durumun mümkün olması, mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmez. Ancak kaygı yükseldiğinde zihin olasılıkları kesinlik gibi değerlendirmeye daha yatkın olabilir.
Güvence arama döngüsü
Belirsizlik karşısında bireyler sıklıkla kontrol ve güvence arama davranışlarına yönelir. Sosyal medyada sürekli gelişmeleri takip etmek, aynı haberi farklı kaynaklardan tekrar tekrar okumak, çevreden teyit almak veya sürekli yeni bir açıklama gelip gelmediğini kontrol etmek bunlara örnek verilebilir.
Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltabilir. Ancak rahatlama geçici olduğunda bir döngü ortaya çıkabilir:
Belirsizlik → kaygı → kontrol/güvence arama → kısa süreli rahatlama → yeniden belirsizlik.
Bu nedenle bilgi edinmek ile kaygıyı düzenlemek amacıyla sürekli bilgi aramak arasında önemli bir fark vardır.
Güven duygusu neden sarsılabilir?
Finansal kaynaklar yalnızca maddi bir değer taşımaz; aynı zamanda bireyin gelecek planları, güvenlik algısı ve özerklik duygusu ile ilişkilidir. Bu nedenle finansal belirsizlik, bazı kişiler için yalnızca “para kaybetme” korkusu değil, geleceğe ilişkin zihinsel temsilin bozulması anlamına da gelebilir.
Kişi bir alanda öngörülebilirliğin azaldığını düşündüğünde, bunu başka alanlara da genelleyebilir. “Buna güvenemiyorsam başka neye güvenebilirim?” düşüncesi böyle bir genellemenin örneğidir.
Ancak bu deneyimin herkes üzerinde aynı psikolojik etkiyi yaratmayacağını vurgulamak gerekir. Bireyin geçmiş yaşantıları, mevcut stres düzeyi, sosyal destek kaynakları, ekonomik koşulları ve belirsizliğe tahammül düzeyi olayın nasıl anlamlandırılacağını etkileyebilir.
Hipervijilans ve sürekli tehdit tarama
Yoğun belirsizlik dönemlerinde bazı bireylerde hipervijilans, yani potansiyel tehditlere karşı artmış uyanıklık görülebilir. Telefonu sürekli kontrol etmek, sosyal medyayı taramak ve yeni bir gelişme olup olmadığını tekrar tekrar araştırmak buna örnek olabilir.
Bu davranışların kendisi otomatik olarak psikopatolojik değildir. Belirsiz bir durumda bilgi edinmek işlevsel olabilir. Ancak tehdit tarama davranışı süreklilik kazandığında dikkat kaynaklarını tüketebilir; uyku, konsantrasyon ve günlük işlevsellik üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Psikolojik dayanıklılık belirsizliği ortadan kaldırmak değildir
Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle psikolojik dayanıklılık, hiç kaygı yaşamamak anlamına gelmez. Daha çok belirsizlik mevcutken bilişsel esnekliği, duygu düzenleme kapasitesini ve günlük işlevselliği sürdürebilme becerisidir.
Birey için işlevsel olan; kontrol edebildiği ve edemediği alanları ayırt etmek, güvenilir kaynaklardan gerektiği kadar bilgi almak, sürekli kontrol döngüsünü fark etmek ve “mümkün” ile “kesin” arasındaki farkı koruyabilmektir.
Belirsizliğe tahammülsüzlük üzerine yapılan araştırmalar, bu sürecin psikoterapötik müdahalelerle değiştirilebilir bir hedef olabileceğini de göstermektedir (Näsling et al., 2024).
Sonuç olarak, güncel finansal gelişmelerin psikolojik boyutunu yalnızca “insanlar parasını kaybetmekten korkuyor” şeklinde değerlendirmek yetersiz kalabilir. Daha derinde güvenlik, kontrol, öngörülebilirlik ve belirsizliğe tahammül gibi psikolojik süreçler bulunmaktadır.
Belki de bugün kendimize yalnızca “Param güvende mi?” diye sormak yerine bir soru daha eklemek gerekir:
“Belirsizlik karşısında psikolojik güvenliğimi nasıl koruyabilirim?”
Çünkü dış dünyanın tamamen öngörülebilir hâle gelmesi her zaman mümkün değildir. Ancak belirsizlik karşısındaki düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve duygusal tepkilerimizi fark etmek; psikolojik dayanıklılığın önemli bir parçasıdır.
Kaynakça
McEvoy, P. M., Hyett, M. P., Shihata, S., Price, J. E., & Strachan, L. (2019). The impact of methodological and measurement factors on transdiagnostic associations with intolerance of uncertainty: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 73, 101778. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2019.101778
Näsling, J., Åström, E., Jacobsson, L., & Ljungberg, J. K. (2024). Effect of psychotherapy on intolerance of uncertainty: A systematic review and meta-analysis. Clinical Psychology & Psychotherapy. https://doi.org/10.1002/cpp.3026
Tanovic, E., Gee, D. G., & Joormann, J. (2018). Intolerance of uncertainty: Neural and psychophysiological correlates of the perception of uncertainty as threatening. Clinical Psychology Review, 60, 87–99. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2018.01.001
Kaynakça
- Kaynakça
- McEvoy, P. M., Hyett, M. P., Shihata, S., Price, J. E., & Strachan, L. (2019). The impact of methodological and measurement factors on transdiagnostic associations with intolerance of uncertainty: A meta-analysis. *Clinical Psychology Review, 73*, 101778. [https://doi.org/10.1016/j.cpr.2019.101778](https://doi.org/10.1016/j.cpr.2019.101778)
- Näsling, J., Åström, E., Jacobsson, L., & Ljungberg, J. K. (2024). Effect of psychotherapy on intolerance of uncertainty: A systematic review and meta-analysis. *Clinical Psychology & Psychotherapy*. [https://doi.org/10.1002/cpp.3026](https://doi.org/10.1002/cpp.3026)
- Tanovic, E., Gee, D. G., & Joormann, J. (2018). Intolerance of uncertainty: Neural and psychophysiological correlates of the perception of uncertainty as threatening. *Clinical Psychology Review, 60*, 87–99. [https://doi.org/10.1016/j.cpr.2018.01.001](https://doi.org/10.1016/j.cpr.2018.01.001)


