Cuma, Haziran 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Hayatımızın Ne Kadarı Kendi Seçimimiz?

Bugün yaptığınız son seçimi hatırlıyor musunuz? Belki telefonunuza uzandınız, bir mesaja cevap verdiniz, kahve yerine çay içmeyi tercih ettiniz ya da bir düşüncenin peşinden gitmeye karar verdiniz. Aslında gözlerinizi açtığınız andan itibaren seçimler yapmaya başlarsınız. Ne giyeceğinize, hangi yoldan gideceğinize, kiminle konuşacağınıza, neye güleceğinize ve neyi görmezden geleceğinize karar verirsiniz. Gün boyunca farkında olarak ya da olmadan yüzlerce seçim yaparsınız. Ve çoğumuz bu seçimlerin doğal olarak bize ait olduğunu düşünürüz. Hayatımızın direksiyonunda olduğumuza, kararlarımızı bilinçli bir şekilde verdiğimize ve yaşamımızı kendi tercihimiz doğrultusunda şekillendirdiğimize inanırız.

Peki ya durum sandığımız kadar basit değilse? Ya verdiğimizi düşündüğümüz kararların bir kısmı, farkında olmadığımız deneyimlerin, öğrenilmiş kalıpların, alışkanlıkların ve sessizce çalışan zihinsel süreçlerin etkisi altında şekilleniyorsa?

Belki de insanın kendisine sorması gereken en rahatsız edici sorulardan biri budur. Çünkü özgür iradeye inanmak hoşumuza gider. Düşüncelerimizin bize ait olduğunu, kararlarımızı tamamen bilinçli bir şekilde verdiğimizi düşünmek isteriz. Kendimizi hayatımızın yazarı olarak görmek bize güven verir. Ancak zihnimizin perde arkasında işler biraz daha farklı yürür.

Zihnin Görünmeyen Mimarı

Farkında olmadan öğrendiğimiz kalıplar, çocukluğumuzdan taşıdığımız deneyimler, ailemizden duyduklarımız, yaşadığımız toplumun bize çizdiği sınırlar ve hatta dün izlediğimiz kısa bir video bile bugün vereceğimiz kararları etkileyebilir. Çoğu zaman bir düşüncenin zihnimize nasıl geldiğini bilmeyiz. Sadece geldiğini fark ederiz. Bir insandan hoşlanırız ama nedenini açıklayamayız. Bir ortamda kendimizi rahatsız hissederiz fakat bunun kaynağını bulamayız. Bazı hayaller kurar, bazılarından vazgeçeriz. Ve tüm bunların arasında görünmez bir el gibi çalışan geçmiş deneyimlerimiz sessizce seçimlerimize yön verir. Belki de bu yüzden bazen kendi hayatımızda bile kendimize yabancı hissederiz. Çünkü birçok kararımızı bilinçli olarak vermiyor olabiliriz.

Psikoloji, insan davranışlarının önemli bir kısmının otomatik süreçlerle şekillendiğini söyler. Zihnimiz her saniye sayısız bilgiyi işler, sınıflandırır ve yorumlar. Ancak bunların yalnızca küçük bir kısmı bilincimize ulaşır. Geri kalan her şey sessiz bir şekilde perde arkasında çalışmaya devam eder. Bir bakıma hepimiz hayatımızın bir bölümünü otomatik pilotta yaşarız. Belki de bu yüzden aynı hatalara tekrar tekrar düşeriz. Aynı tür insanlardan hoşlanırız. Aynı korkuların etrafında dolaşırız. Ve bazen özgürce seçim yaptığımızı düşünürken, yıllardır içimizde yaşayan alışkanlıkların izinden gideriz. Fakat mesele kararlarımızın ne kadarının bize ait olmadığı değildir. Asıl mesele, bunu fark ettiğimizde ne olacağıdır. İnsan zihninin en etkileyici özelliği, kendisini gözlemleyebilmesidir. Bir düşünceyi fark edebilir, bir duyguyu izleyebilir ve bir davranışını sorgulayabilir.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Bu gerçekten benim seçimim mi, yoksa bana öğretilmiş bir seçim mi?” Değişim tam olarak kendimize sorduğumuz sorular ile başlar. Çünkü farkındalık, zihnin karanlıkta çalışan mekanizmalarına tutulan bir ışık gibidir. Işık yandığında her şey bir anda değişmez. Ancak artık görmeye başlarız.

Belki ilk kez neden bu kadar mükemmel olmaya çalıştığımızı… Belki ilk kez neden sürekli onay aradığımızı… Belki ilk kez neden bazı hayallerimizi ertelediğimizi… Ve bazen yıllardır bize ait sandığımız düşüncelerin aslında bize ait olmadığını fark ederiz.

Hikâyenin Kontrolünü Geri Almak

İnsan olmanın en büyük paradokslarından biri şudur: Özgür olduğumuzu düşünerek yaşarız, ancak çoğu zaman fark etmediğimiz etkilerin izinden gideriz. Geçmiş deneyimlerimiz, öğrendiğimiz kalıplar, korkularımız, beklentilerimiz ve alışkanlıklarımız; seçimlerimizin arka planında sessizce yer almaya devam eder. Özgürlük; bizi neyin etkilediğini görebilmek, hangi düşüncenin bize ait olduğunu, hangisinin yıllar içinde içselleştirilmiş bir ses olduğunu ayırt edebilmektir.

İnsan hayatındaki her şeyi kontrol edemez. Geçmişini değiştiremez. Başkalarının davranışlarını yönetemez. Karşısına çıkacak her olayı seçemez. Ancak kendisine dönüp bakabilir. Bir düşüncenin peşinden neden gittiğini sorgulayabilir. Korkularının, arzularının ve kararlarının kökenini keşfedebilir. Ve belki de ilk kez, alışkanlıklarının değil farkındalığının rehberliğinde seçim yapabilir. İşte o anda hayat değişmeye başlar. Çünkü hayatımızın tamamı bize ait olmayabilir; fakat farkına vardığımız her düşünce, sorguladığımız her inanç ve bilinçli olarak verdiğimiz her karar, yaşamımızı biraz daha bize ait kılar.

Hayatın iplerinin elimizde olduğunu sanmak değil; onu çoğu zaman görünmez etkilerle paylaştığımızı fark etmek ve gerektiğinde kontrolü yeniden elimize alabilme cesaretini taşıyabilmekte saklıdır.

Senanur Kanioğlu
Senanur Kanioğlu
Psikolog Senanur Kanioğlu, lisans eğitimini Pamukkale Üniversitesi Psikoloji bölümünde onur derecesiyle tamamladı. Psikolog ve yazar olarak bireylerin gelişim yolculuklarına eşlik etmeyi seven, insan odaklı çalışmalara tutkuyla yaklaşan ve sürekli gelişime açık bir yapıya sahiptir. Psikoloji alanındaki akademik bilgisini saha deneyimiyle birleştirerek, ruh sağlığı ve sosyal farkındalık konularında çeşitli çalışmalarda yer almıştır. Psikolojik değerlendirme süreçleri, grup çalışmaları ve klinik gözlemler yapma fırsatı bulduğu; psikolojik danışmanlık merkezi, hastane, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde stajyer olarak görev almıştır. Gönüllülük ve proje bazlı çalışmalarla psikolojiyi toplumsal faydaya dönüştürme hedefiyle hareket ederek; Erasmus+, TÜBİTAK ve sosyal girişimcilik projelerinde edindiği deneyimler sayesinde proje geliştirme, yürütme ve değerlendirme süreçlerinde aktif rol almıştır. Psikolojiye olan akademik ilgisini yazıya dökerek ifade eden yazar, ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik içerikler üretmeye devam etmektedir. Mesleki uygulamalarında etik değerlere bağlı, bireysel ruh sağlığının toplumsal iyilik hâlinin önemli bir belirleyeni olduğu perspektifiyle çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar