Çoğumuz izlediğimiz dizi ve filmlerden, okuduğumuz romanlardan o kadar etkileniriz ki, bitirdikten sonra büyük bir hüzün ile baş başa kalırız. Bu dünya ile kurduğumuz bağ o kadar güçlüdür ki, karakterler gerçek insanlar gibi algılanır. Bazen kendimizi o dünyada yaşıyor gibi hayal ederiz. Karakterlerin mutluluğu ve üzüntüsü ile bir bütün haline geliriz. Bu durum, aşırı empati ile benzerlik gösterir. Burada, gerçek hayattaki kişilerle kurulan aşırı empatinin sosyal yaşantıyı etkilemesi yerine, gerçek olmayan bir kurgu dünya ve karakterlerle derin bir empati kurulur. Öyle ki, kişi gerçekten acı hissediyormuş gibi hissedebilir.
Narrative Transportation Nedir?
Narrative Transportation Theory (Türkçeye anlatısal taşınma kuramı olarak çevrilebilir), insanların karakterleri gerçek bireyler olarak algılaması ve derin bir bağ kurmasını açıklar. Bu, kişinin hayatındaki her şeyini bildiği en yakın arkadaşı gibi hissetmesine neden olur. Kişi, günlük yaşamından uzaklaşır ve tüm zihinsel kapasitesini bir kurguya, hikâyeye yönlendirir. Sürükleyici ve iyi anlatımlar, kişinin içeri çekilmesini sağlar. Bu, daha fazla zihinsel imgelemeye yol açar. İşlenen kurgularda akıcılığı sağlayan unsurlar şunlardır: Olay örgüsü, kurgu dünyasının kendi içindeki kuralları, gerilim ve dramatik yoğunluklar (duygusal yoğunluğu artırabilecek kurgular), kişinin görsel canlandırabileceği anlatım biçimleri ve en önemlisi, kişinin kendiyle bağdaştırabileceği karakterlerin gelişimleridir (Vinney, 2026).
Kişi, kitap boyunca karakterlerin gelişimini izler ve onların hayatları hakkında bilgi sahibi olur. Bu süreç boyunca, en yakın arkadaşı gibi onlara eşlik eder. Kişinin gerçeklikten kopmasını sağlayan en önemli etkenler, kurulan evren, anlatım şekli, karakterlerin hikâyeleri ve gelişimleridir. İlk başlarda bunun aşırı empatiye benzer bir durum olduğunu belirtmiştim. Bu durumun empati ile ilgisi elbette vardır. “Empati düzeyi ve duyum arayışı yüksek kişiler, daha fazla içine çekilme deneyimi yaşarken, bu özellikleri düşük olan kişiler daha az etkilenir” (Vinney, 2026).
İnsanlar Neden Bu Hikâyelere Yönelme İsteği Duyar?
Günlük kaygılardan uzaklaşmak, farklı bir dünya deneyimlemek, başka bir açıdan bakabilmek ya da o bakış açısıyla kendisi gibi hissederek hikâyeyi yaşamak… Aslında amaç keyif almaktır. İnsanlar, korku ve üzüntü gibi olumsuz duygulardan da keyif alabilir. Bu duygular, gerçek hayatta deneyimlendiğinde oldukça korkutucu ve zorlayıcı olabilirken, kurgusal dünyada bu olumsuz deneyimler güvenli bir ortamda yaşanabildiği için keyif verici hale gelir (Vinney, 2026). Gerçeklikten kaçmak ve güvenli bir ortamda farklı şeyler deneyimleme fırsatı sunar.
Parasosyal Ayrılık ve Parasosyal İlişki
Bir diğer terim parasosyal ilişkidir. Bu terim, tüm medya içerikleri için genel olarak kullanılabilir (internet, radyo, sosyal medya, TV vb.). Ancak burada kurgusal karakterler için açıklayacağım. Kişinin hiçbir etkileşimi olmamasına rağmen karşıyı arkadaş olarak görmeye başlamasıdır. Sanki karşılıklı bir ilişki varmış gibi hissedilmesidir (Wikipedia, n.d.).
Bu terim, aslında parasosyal etkileşim olarak daha çok ele alınmakta; ancak yabancı kaynaklarda parasosyal ayrılık terimi de sıkça geçmektedir. Bu terim, dizi, film ya da kitap bitince büyük bir boşluğa düşmek, sanki bir yas gibi hayatında acı çekmek ve bir ayrılık yaşanıyormuş gibi hissettirmesi olarak tanımlanabilir. Yaşanan parasosyal ilişkinin sona ermesi, ayrılmasıdır aslında. “Kişinin gerçek bir karşılığı olmayan duygusal bağın bitmesi” (Cambridge University Press & Assessment, n.d.). Bu terim, bir film, dizi veya roman bittiğinde yaşanan yas, boşluk hissini ve birini kaybetmiş gibi yaşanan çaresizliği daha iyi tanımlar. Okuyucu, kitap bittiğinde gerçekten tanıdığı birini kaybetmiş gibi hisseder.
Sonuç
İnsanların gerçeklikten kaçmak ve keyif almak amacıyla okuduğu kitaplar, izlediği dizi ve filmler; kurgusal sağlamlıkları ve akıcılıkları sayesinde kişinin bu evrene çekilmesine sebep olabilir. Kişi, bu dünyayla olan bağı o kadar derin kurar ki, gerçekten acı ve hüzün yaşayabilir. Narrative Transportation’da empati düzeyi ve duyum arayışı yüksek olan kişilerde bu durumun daha sık yaşandığı belirtilmiştir. Bu kurgusal dünyanın bitiminde ise bir boşluk hissi veya ardından yas yaşanabilir. Okuyucu veya izleyici, bu kurgusal karakterlerin gelişimini ve hayatlarının tamamıyla ilgili bilgi sahibi oldukça yakınlık hisseder. Bir süre sonra karşılıklı etkileşim olmamasına rağmen karşısındakine bağ kurma durumu oluşur. Bu durum, parasosyal ayrılık olarak ele alınmıştır. Kişi, sanki en yakın arkadaşını kaybetmiş hissiyle baş başa kalır. İnsanlar, bu hikâyelere gerçeklikten kaçış ve güvenli bir ortamda olumsuz duyguları yaşayabildikleri için de çekilebilirler.


