“Hayatım doğru yönde ilerliyor mu?”
Belki de hepimiz hayatımızın bir döneminde bu soruyu kendimize sormuşuzdur. Bazen her şey yolunda görünmesine rağmen içimizde açıklayamadığımız bir boşluk hissederiz. İşimiz vardır, sevdiklerimiz yanımızdadır, günlük hayatımız devam ediyordur; fakat yine de yaşamımızın anlamına ilişkin sessiz bir sorgulama sürer. İşte tam da bu noktada psikolojinin son yıllarda üzerinde daha fazla durduğu bir kavram karşımıza çıkar: ontolojik iyi oluş.
İyi hissetmek her zaman iyi olmak anlamına gelir mi?
Psikolojide uzun yıllar boyunca iyi oluş, çoğunlukla mutluluk, yaşam doyumu ve olumlu duygular üzerinden değerlendirildi. Elbette bunlar ruh sağlığının önemli parçalarıdır. Ancak insan deneyimi yalnızca mutlu hissetmekten ibaret değildir. Bazen çok mutlu olduğumuz bir dönemde bile yaşamımızın yönünü sorgulayabiliriz. Tam tersine, zorlayıcı bir süreçten geçerken bile hayatımızın anlamlı olduğunu hissedebiliriz. İşte ontolojik iyi oluş, tam da bu ayrımı görünür kılar.
Ontolojik iyi oluş nedir?
Ontolojik iyi oluş, bireyin yaşamını yalnızca “şu anda nasıl hissettiği” üzerinden değil, geçmişini, bugününü ve geleceğini birlikte değerlendirerek anlamlandırabilme kapasitesidir. Başka bir ifadeyle kişi, hayatını birbirinden kopuk anların toplamı olarak değil, devam eden bir yaşam hikâyesi olarak görebildiğinde ontolojik iyi oluş güçlenir. Bu yaklaşım, bireyin yaşamını bütüncül bir “yaşam projesi” olarak ele almasına dayanır. Bu nedenle ontolojik iyi oluş, yalnızca “Mutlu muyum?” sorusunu değil, aynı zamanda şu soruları da kapsar: Geçmişimle barışık mıyım? Bugün yaptıklarım bana anlam veriyor mu? Geleceğe dair umut taşıyor muyum? Bu üç soruya verilen yanıtlar, kişinin yaşamına nasıl baktığını önemli ölçüde şekillendirir.
Geçmiş, bugün ve gelecek neden birlikte değerlendirilir?
Hepimizin yaşamında gurur duyduğu anılar olduğu gibi pişmanlık duyduğu deneyimler de vardır. Ontolojik iyi oluş, geçmişi değiştirmeyi değil; geçmişi bugünkü benliğimizin bir parçası olarak kabul edebilmeyi içerir. Şimdiki zaman ise kişinin yaşamına ne kadar dahil olduğunu gösterir. Sabah uyandığında yaptığı işlerin bir anlam taşıdığını hissedebiliyor mu? Yaşamında ilerlediğini düşünüyor mu? Gelecek boyutu ise umutla ilişkilidir. Umut, yalnızca “her şey güzel olacak” düşüncesi değildir. Daha çok, hayatın devam etmeye değer olduğuna dair içsel bir inançtır. Bu üç zaman dilimi birbirini beslediğinde kişi, yaşamını daha tutarlı ve anlamlı bir bütün olarak deneyimler.
Ontolojik iyi oluş neden önemlidir?
Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri yalnızca stres değil, aynı zamanda yönünü kaybetme hissidir. Sürekli değişen ilişkiler, kariyer belirsizlikleri, sosyal medya karşılaştırmaları ve gelecek kaygısı birçok kişinin kendi yaşam öyküsünden uzaklaşmasına neden olabiliyor. Ontolojik iyi oluş ise kişiye şu soruyu sordurur:
“Hayatımı gerçekten ben mi yaşıyorum, yoksa sadece günleri mi geçiriyorum?”
Bu soru zaman zaman rahatsız edici olabilir. Ancak aynı zamanda kişinin yaşamını yeniden düzenleyebilmesi için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Ontolojik iyi oluş geliştirilebilir mi? Evet. Ontolojik iyi oluş, doğuştan sahip olunan sabit bir özellik değildir. Yaşam deneyimleriyle birlikte şekillenir ve güçlenebilir. Bunun için kendimize zaman zaman şu soruları sormak faydalı olabilir: Geçmiş deneyimlerim bana ne öğretti? Bugün yaptıklarım değerlerimle ne kadar uyumlu?
Geleceğe dair beni heyecanlandıran küçük de olsa bir hedefim var mı?
Bu soruların tek bir doğru cevabı yoktur. Ancak cevapları aramaya başlamak bile kişinin yaşamıyla yeniden bağ kurmasına yardımcı olabilir.
Son söz
Mutluluk gelip geçebilir. Yaşam koşulları değişebilir. Ancak insanın kendi yaşamını anlamlı, tutarlı ve devam eden bir hikâye olarak görebilmesi çok daha derin bir psikolojik dayanıklılık sağlar. Belki de iyi olmanın en güçlü göstergesi, her gün mutlu hissetmek değil; hayatımızın bize ait olduğunu hissedebilmektir.
Kaynakça
- Şimşek, Ö. F. (2009). Happiness Revisited: Ontological Well-Being as a Theory-Based Construct of Subjective Well-Being. Journal of Happiness Studies, 10, 505–522.


