Vedaların bazen veda gerektirmemesi, ne yazık ki bazı aşkların ve bazı sevgilerin uğrak noktasıdır. Bazı vedalar bir kapının kapanmasıyla değil, insanın içinde bir şeylerin sessizce yer değiştirmesiyle gerçekleşir. Bazen insanlar birbirlerinden çok uzaklaşır; fakat aralarındaki bağ, mesafeden bağımsız bir biçimde yaşamaya devam eder. Çünkü bazı aşklar, bitmekten çok biçim değiştirir.
Aşkın yaşanabilmesi için her zaman doğru bir eşleşme olması gerekmez. Bazen yalnızca “tanıdık” olması yeterlidir. Şema terapinin “şema kimyası” olarak açıklayabileceğimiz perspektifi tam da burada devreye girer. İnsanlar yalnızca bilinçli seçimleriyle değil, çocukluklarından itibaren şekillenen temel duygusal ihtiyaçları ve öğrenilmiş ilişki kalıplarıyla da birbirlerine çekilirler. Erken dönem yaşantılarının oluşturduğu bilişsel ve duygusal örüntüler, yetişkinlikte kişinin kendisini, diğerlerini ve ilişkilerini algılama biçimini etkileyebilir (Young et al., 2003).
Bize iyi gelen kadar tanıdık gelen şeylere de bağlanırız. Hatta kimi zaman tanıdıklığı, güven zannederiz. Çünkü ruh, her zaman sağlıklı olanı değil, bildiği şeyi arar.
Örneğin terk edilme şeması güçlü olan bir insan, duygusal olarak ulaşılması zor birine karşı yoğun bir çekim hissedebilir. Bu şema, önemli kişilerin istikrarsız, öngörülemez veya sonunda kişiyi terk edeceğine ilişkin beklentilerle ilişkilidir (Young et al., 2003). Kusurluluk/değersizlik şeması taşıyan biri ise kendisini temelde kusurlu, değersiz veya sevilmeye layık olmayan biri olarak algılayabilir; bu nedenle sevgiyi doğal bir hak gibi kabul etmek yerine, onu kazanılması gereken bir şey olarak yaşayabilir (Young et al., 2003).
Duygusal yoksunluk şeması olan biri ise ihtiyaçlarının yeterince karşılanmayacağı beklentisiyle, duygusal açıdan mesafeli ilişkilere tekrar tekrar yönelebilir (Young et al., 2003). Çünkü bilinçdışında tanıdık olan acı, bilinmeyen huzurdan daha güvenli gelebilir.
İşte şema kimyası biraz da budur: İki insanın birbirine yalnızca kim oldukları için değil, birbirlerinin eski yaralarına dokundukları için çekilmesi.
Bu yüzden bazı ilişkiler bittiğinde yalnızca bir insanı kaybetmeyiz. O ilişkinin içinde olduğumuz kişiyi de kaybederiz. Onunla birlikte kurduğumuz dili, kullandığımız sıfatları, kendimize verdiğimiz anlamları ve geleceğe dair kurduğumuz ihtimalleri de geride bırakmamız gerekir.
Belki de en zor veda budur. Çünkü yetişkin olmak, çoğu zaman geçmiş hayatımıza bir veda etmektir.
Cümlelerin, sıfatların, hayallerin ve “biz” dediğimiz şeyin bu kadar evrilmesi korkutucu olabilir. Bir zamanlar sonsuzluk anlamına gelen bir insanın, bir gün geçmiş zaman cümlesinin öznesine dönüşmesi kolay değildir. Hele ki o insanla kurduğumuz bağ, çocukluğumuzdan taşıdığımız bir şemayı besliyorsa…
Bu nedenle bazı vedalar neden bu kadar uzun sürer? Çünkü bazen özlediğimiz kişi değil, onun yanında tamamlanacağına inandığımız kendimizdir.
Şema kimyası bize aşkın yalnızca romantik bir çekim olmadığını hatırlatır. Aşk, geçmiş deneyimlerimizin bugünkü ilişkilerimize sızdığı karmaşık bir alandır. Kişinin erken dönem ilişkilerinden geliştirdiği zihinsel temsillerin sonraki yakın ilişkilerindeki beklenti ve davranışlarını etkileyebileceği, bağlanma ve ilişki literatüründe de uzun süredir tartışılmaktadır (Bowlby, 1969; Hazan & Shaver, 1987).
Kimi zaman partnerimizi seçerken aslında eski bir hikâyenin yeni oyuncusunu seçeriz. Aynı duyguyu yeniden yaşar, aynı yarayı başka bir yüzün üzerinde tanırız.
Fakat iyileşmek, hikâyeyi sonsuza kadar tekrar etmek değildir.
Bir noktada insan şunu fark etmek zorunda kalır: Tanıdık olan her şey güvenli değildir. Yoğun olan her şey aşk değildir. Özlemek, geri dönmek gerektiği anlamına gelmez. Ve bir ilişkinin bitmesi, o ilişkinin yaşanmamış olduğu anlamına hiç gelmez.
Belki de yetişkinlik tam olarak burada başlar. Geçmişteki halimizi küçümsemeden, onu geride bırakabilmekte.
Çünkü bazı aşklar bize kalmak için değil, kendimizi tanımak için gelir. Bazı insanlar hayatımızda bir gelecek kurmak için değil, hangi döngünün içinde olduğumuzu göstermek için belirir.
Ve bazen veda etmek, birini hayatımızdan çıkarmak değildir. Onunla birlikte olduğumuz eski kendimize teşekkür edip, yeni kendimize doğru yürümektir.
Ben yetişkin olmanın geçmiş hayatına bir veda olduğunu düşünüyorsam, belki de hâlâ hazır değilim. Ama belki hazır olmak da gerekmiyordur.
Çünkü bazı vedalar hazır olduğumuz için değil, artık aynı yerde kalamadığımız için gerçekleşir.
Kaynakça
- Kaynakça
- Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.
- Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511
- Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

