Hayatta kontrol edebildiğimiz şeyler olduğu gibi, kontrolümüzün dışında kalan da pek çok durum vardır. Buna rağmen bazen kendimizi her şeyi kontrol etmeye çalışırken bulabiliriz. Ne söyleyeceğimizi, başkalarının nasıl davranacağını, gelecekte neler olacağını ya da yaşanabilecek olası sorunları önceden hesaplamaya çalışırız. İlk bakışta bu durum sorumluluk sahibi olmak gibi görünse de, çoğu zaman altında belirsizlikle baş etmekte zorlanmak yatar.
Kontrol etme eğilimi çoğu zaman kaygıyla yakından ilişkilidir. Araştırmalar, belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek bireylerin kaygılarını azaltabilmek için çevrelerini ve yaşamlarını daha fazla kontrol etmeye çalıştıklarını göstermektedir (Sahib ve ark., 2023). Çünkü belirsizlik birçok kişi için rahatsız edici bir deneyimdir. Ne olacağını bilmemek, zihnin sürekli olası senaryolar üretmesine neden olabilir. Bu nedenle kişi, kontrol ederek kendini güvende hissetmeye çalışır.
Kontrolün ilginç tarafı ise çoğu zaman görünenden çok daha ince biçimlerde ortaya çıkmasıdır. Bir konuşmayı defalarca zihinde prova etmek, yapılan bir işi tekrar tekrar kontrol etmek, sürekli plan yapmak ya da çevredeki kişilerin davranışlarını yönlendirmeye çalışmak bunlardan bazılarıdır. Hatta kimi zaman kontrol etme çabası, kişinin kendi duygularını bile yaşamaktan kaçınmasına dönüşebilir. Çünkü kontrol, çoğu zaman belirsizliğin karşısına koyduğumuz bir savunma mekanizması gibidir.
Ancak hayatın doğasında belirsizlik vardır. Çocuklar büyürken, ilişkiler ilerlerken, kariyer planları şekillenirken ya da günlük yaşamın sıradan akışı içinde bile her şeyi önceden bilmek ve yönetmek mümkün değildir. Sürekli kontrol etme çabası ise kişinin zihinsel yükünü artırabilir. Nitekim araştırmalar, belirsizlik karşısında kontrolü artırma davranışlarının kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede kaygının sürmesine katkıda bulunabileceğini göstermektedir (Boswell ve ark., 2013).
Her şeyi kontrol etme isteğinin altında çoğu zaman bazı temel inançlar bulunur: “Eğer kontrolü bırakırsam işler kötü gider”, “Hata yapmamalıyım”, “Hazırlıklı olmazsam baş edemem” ya da “Sorumlu olan kişi her şeyi yönetebilmelidir.” Oysa bu düşünceler, kişiyi giderek daha fazla kontrol etmeye yönlendirirken aynı zamanda daha fazla kaygı yaşamasına da neden olabilir. Çünkü kişi, kontrol etmeye çalıştığı alan genişledikçe kontrol edemediği şeylerle de daha sık karşılaşır.
Kontrolü bırakmak çoğu zaman pasif kalmak ya da vazgeçmek anlamına gelmez. Asıl mesele, neyin bizim sorumluluğumuzda olduğunu neyin olmadığını ayırt edebilmektir. Kontrol edebileceğimiz şeyler; davranışlarımız, seçimlerimiz ve olaylara verdiğimiz tepkilerken; başkalarının düşünceleri, duyguları ve yaşamın tüm olasılıkları kontrol alanımızın dışındadır.
Belki de psikolojik esneklik biraz burada başlar. Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla birlikte hareket edebilmekte. Çünkü hayat, her ayrıntının kontrol edildiği bir süreçten ziyade zaman zaman risk almayı, hata yapmayı ve bilinmeyene alan açmayı gerektiren bir yolculuktur. Araştırmalar da belirsizlik karşısında kesinlik arayışının arttığı durumlarda kontrol davranışlarının yükseldiğini göstermektedir (Sankaran ve ark., 2023).
İnsanın ruhsal yükü, her şeyi kontrol edemeyeceklerini kabul etmeyi öğrendiğinde hafiflemeye başlar. Bu kabul, vazgeçmek ya da sorumluluklardan kaçmak anlamına gelmez. Aksine, kişinin enerjisini gerçekten etkileyebileceği alanlara yönlendirmesine olanak tanır. Çünkü bazen hayatın akışını değiştirmeye çalışmak yerine ona uyum sağlayabilmek, en az kontrol etmek kadar önemlidir. Her şeyi kontrol etmeye çalışmak kısa vadede güven hissi verse de uzun vadede kişiyi yorgun düşürebilir. Bu nedenle zaman zaman durup kendimize şunu hatırlatmak faydalı olabilir: Hayatın tüm belirsizliklerini ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak bu belirsizliklerin içinde yaşamayı, seçimler yapmayı ve yolumuza devam etmeyi öğrenmek mümkündür. Belki de gerçek huzur, her şeyin kontrol altında olmasında değil; kontrolümüz dışında kalan durumlara rağmen yaşamla bağ kurabilmeye devam edebilmektedir.
Kaynakça
- Boswell, J. F., Thompson‐Hollands, J., Farchione, T. J., & Barlow, D. H. (2013). Intolerance of uncertainty: A common factor in the treatment of emotional disorders. Journal of clinical psychology, 69(6), 630-645.
- Sahib, A., Chen, J., Cárdenas, D., & Calear, A. L. (2023). Intolerance of uncertainty and emotion regulation: A meta-analytic and systematic review. Clinical Psychology Review, 101, 102270.
- Sankaran, S., Kossowska, M., & Von Hecker, U. (2023). When do they push the right buttons? Need for closure and the role of perceived control in situations of uncertainty. Personality and Individual Differences, 213, 112316.

