Pazar, Eylül 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden İlk Pankekler Her Zaman Kötü Olur?

Mutfakta ilk pankeki yapan herkesin bildiği küçük bir gerçek vardır: İlk pankek çoğu zaman diğerleri kadar güzel olmaz. Kimi zaman tava yeterince ısınmamıştır, kimi zaman hamurun kıvamı beklediğimiz gibi değildir. Bazen fazla yağ kullanır, bazen pankeki tavaya dökerken ölçüyü tutturamayız. İlk pankek fazla kalın, fazla ince, yanmış ya da bir tarafı diğerinden daha pişmiş olabilir. Sonra ikinci pankek gelir. Tavanın sıcaklığını artık biliyoruzdur. Hamurun nasıl aktığını görmüşüzdür. Ne kadar yağ kullanmamız gerektiğini anlamış, ateşi biraz kısmış ya da yükseltmişizdir. İkinci pankek çoğu zaman ilkinden daha iyi olur. Üçüncüsü ise biraz daha düzgün…

Peki neden? Belki de hayatımızdaki pek çok başlangıcı anlamak için mutfağa bakmak gerekir. İlk pankekin kötü olması her zaman bizim beceriksiz olduğumuzu göstermez. Çünkü ilk denemede henüz bilmediğimiz değişkenler vardır. Tavanın gerçek sıcaklığını görmemişizdir, hamurun davranışını bilmiyoruzdur ve elimizde yalnızca tarif vardır. Başka bir ifadeyle, başlamadan önce sahip olduğumuz bilgi ile başladıktan sonra elde ettiğimiz bilgi aynı değildir.

Psikolojik açıdan bakıldığında da birçok başlangıç benzer şekilde işler. Yeni bir işe başlarken, yeni bir ilişkiye adım atarken, ilk kez bir topluluk önünde konuşurken, yeni bir sınava hazırlanırken ya da yıllardır ertelediğimiz bir şeyi yapmaya karar verdiğimizde çoğu zaman kendimizden daha ilk anda kusursuz olmamızı bekleriz. Oysa bir şeyin ilk aşamasında yalnızca sonuç üretmeyiz; aynı zamanda nasıl yapacağımızı öğreniriz. İlk deneme bu nedenle yalnızca bir performans değildir. Aynı zamanda bir öğrenme alanıdır.

Psikolojide beceri kazanımı üzerine yapılan çalışmalar, performansın tekrar, geri bildirim ve kişinin yaptığı hatalar üzerinde çalışmasıyla geliştiğini göstermektedir. Özellikle “deliberate practice” olarak adlandırılan kasıtlı pratik yaklaşımında, yalnızca tekrar etmek değil; belirli bir beceriyi geliştirmek amacıyla dikkatli tekrar yapmak, geri bildirim almak ve hataları düzeltmek önemlidir. Uzmanlık bir anda ortaya çıkmaz; kişi yaptığı her denemeden aldığı bilgiyi bir sonraki denemeye taşır. İlk pankek tam da bunu yapar.

Bize tarifte yazmayan bir şeyi öğretir: Gerçek koşulları

Çünkü bazı şeyleri başlamadan önce öğrenemeyiz. Bir işin nasıl hissettirdiğini, ne kadar zaman alacağını, hangi noktada zorlanacağımızı ya da hangi becerimizin eksik olduğunu ancak o işin içine girdiğimizde fark ederiz. Bu nedenle bazı başlangıçların kusurlu olması, yanlış bir yola girdiğimizi değil, henüz yolun başında olduğumuzu gösterebilir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır. Her başarısızlık otomatik olarak öğretici değildir. Başarısız olduğumuzda yalnızca “Ben yapamıyorum.” sonucuna varırsak ilk pankek bize hiçbir şey öğretmez. Hatta başarısızlık, kişinin kendisine ilişkin inancını zedeleyebilir. Albert Bandura’nın özyeterlik kavramı, bireyin belirli bir görevi başarabileceğine ilişkin inancını ifade eder. Kişinin kendi performans deneyimleri bu inancın önemli kaynaklarından biridir. Başarılar özyeterliği güçlendirebilirken, özellikle kişinin kendisini yetersiz olarak yorumladığı başarısızlıklar özyeterlik algısını zayıflatabilir.

Bu yüzden ilk pankekten sonra kendimize ne söylediğimiz önemlidir. “Ben beceremiyorum.” dediğimizde başarısızlığı kimliğimizin bir parçası hâline getiririz. “İlk kez yapıyorum ve nerede hata yaptığımı artık biliyorum.” dediğimizde ise başarısızlığı bilgiye dönüştürürüz. İki cümle arasında yalnızca dil farkı yoktur. İkinci cümlede kişi, başarısızlığı kendisi hakkında verilmiş kesin bir hüküm olarak değil, öğrenme sürecinin bir parçası olarak değerlendirir.

Yeni bir işe başlayan birinin ilk gününde deneyimli biri kadar hızlı olmaması başarısızlık değildir. İlk kez ders anlatan bir öğretmenin bazı noktaları istediği gibi yönetememesi başarısızlık değildir. İlk danışan görüşmesinde heyecanlanmak, ilk sunumda kelimeleri karıştırmak ya da yeni bir beceriyi öğrenirken defalarca hata yapmak da kişinin o konuda hiçbir zaman iyi olamayacağını göstermez. Çünkü deneyim, başlangıçta sahip olunabilecek bir şey değildir. Deneyim, ancak başlayarak kazanılır.

Günümüzde ise özellikle sosyal medya aracılığıyla insanların çoğunlukla sonuçlarını görüyoruz. Birinin yıllar içinde geliştirdiği mesleki başarısını, kusursuz görünen işini, yaptığı sanat eserini, kurduğu şirketi ya da ulaştığı noktayı görüyoruz. Fakat onun ilk denemelerini çoğu zaman görmüyoruz. İlk konuşmasını, ilk çizimini, ilk başarısız projesini, ilk reddedilişini ya da ilk kez “Acaba doğru mu yapıyorum?” diye düşündüğü anı bilmiyoruz. Böylece başkalarının üçüncü, beşinci ya da yüzüncü pankekleriyle kendi ilk pankekimizi karşılaştırıyoruz. Sonra da neden bizimki onlarınki kadar güzel değil diye düşünüyoruz. Oysa karşılaştırdığımız şey aynı aşamaya ait değildir.

Belki de bu yüzden başlangıçlar insana yalnızca sabır değil, gerçekçilik de öğretir. Her yeni deneyimde şartların tamamen hazır olmasını beklemek, bazen hiç başlamamak anlamına gelir. Çünkü hayatın bütün değişkenlerini önceden kontrol etmek mümkün değildir. Bazen tavayı ancak hamuru döktükten sonra tanırız. Bazen neyi bilmediğimizi ancak deneyince fark ederiz.

İlk pankekin mutfaktaki görevi belki de kusursuz olmak değildir. Tavanın ne kadar sıcak olduğunu bize göstermek, hamurun kıvamını anlamamızı sağlamak ve ikinci pankeke neyi farklı yapacağımızı öğretmektir. Belki de bazı başlangıçların kötü gitmesine izin vermek gerekir. Çünkü ilk pankek, her zaman başarısızlığın kanıtı değildir. Bazen yalnızca ikinci pankekin nasıl daha iyi olacağını bize gösteren ilk deneyimdir.

Betül Yıldırım
Betül Yıldırım
Betül Yıldırım psikolog, rehber öğretmen, psikoterapist ve yazar olarak danışmanlık, psikoterapi ve eğitim alanlarında çalışmaktadır. Lisan eğitimini Süleyman Demirel Üniversitesinde psikoloji programında tamamlamasının ardından pedagojik formasyon, yetişkinler için BDT eğitimlerini de aldı. Uzmanlaşmak için kendisine daha yakın hissettiği çocuk ve ergen psikolojisi alanını seçen Yıldırım çocuk merkezli oyun terapi, çocuk ve ergenler için BDT ve uygulamalı çocuk psikolojisi alanlarında stajlarını tamamlayarak alanda emin adımlarla ilerlemeye devam etmektedir. Çocuk ve ergen psikolojisini anlamanın hem yetişkinlerin içindeki çocuğa kulak vermesine, hem de genç bireylere dünyayı anlamlandırmalarında yardımcı olmak adına kilit bir rol oynadığına inanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar