İsmini bir Yunan efsanesi olan Pygmalion heykelinden almıştır. Bu heykel aslında Galatea’ya aşık olduğu ve ona olan aşkından dolayı canlandığı bir efsaneyi anlatır.
Kendini gerçekleştiren kehanet bireyin bir duruma karşı yoğun korkusu, kaygısı durumunda ortaya çıkabilir. Bu korku da istemeden insanların zihninde tekrar ettikçe aslında içimizde biz farkında olmadan beklentiye dönüşür. Ve bu beklenti durumu, istemsizce davranışlarımızın değişmesine yol açar. Yani şöyle söyleyebiliriz; korkularımız beklentiye dönüşür ve korktuğumuz durumun gerçekleşmesine yönelik davranmaya başlarız. Korktuğumuz şey neredeyse kaçınılmaz olur. Bu yüzden bazı araştırmalar ve makalelerde kendini gerçekleştiren kehanet “temel beklenti etkisi” olarak da geçer.
“İşte sözü edilen bu beklentiler de, hem algılayıcının kendi davranışını, hem de davranışsal uyum yoluyla hedef kişi ya da kişilerin davranışını etkilemektedir… Kendini gerçekleştiren kehanet, başlangıçta, durumun yeni bir davranışa yol açan yanlış bir tanımlamasından ibaretken, sonunda, temelde yanlış olan bir durumu gerçeğe dönüştürür. Rosenthal ve Jacobson’un 1968’de yürütmüş oldukları, öğretmen-öğrenci etkileşimini ele alan Sınıftaki Pygmalion çalışmasında zihinsel gelişim göstereceği söylenen çocukların, gerçekten dikkate değer bir zihinsel gelişme gösterdikleri ortaya konmuştur… Öğretmenler daha iyi gelişim göstereceği söylenmiş olan öğrencilere, geliştirmiş oldukları olumlu beklentiler doğrultusunda daha sabırlı ve yüreklendirici davranmış… Bu durum da öğrencilerin kendilerine ilişkin algılarını olumlu yönde etkileyerek onları daha fazla çalışmaya güdülemiştir.” (Demirtaş, 2004, s. 8).
Bu araştırmaya göre beklentilerin sadece zihnimizde kalmadığını, o beklentilere yönelik davranışlarımızı şekillendirdiğimizi ve sonuçların da buna bağlı olarak değiştiğini, şekillendiğini söyleyebiliriz. Ayrıca kendini gerçekleştiren kehanet yalnızca bireylerin birbiri ile sosyal ilişkilerinde değil, bireylerin kendi benliklerini algılayış biçimlerinde, öz benlik algısı açısından da değerlendirilebilir. Olumsuz beklentiler zamanla bireyin kendisi ile ilgili düşüncelerini, şemalarını pekiştiren bir döngü oluşturur.
Kendini gerçekleştiren kehanet, gerçekleşmesini istemediğimiz her türlü korku ve kaygıda ortaya çıkabilir. Örneğin hasta olacağım korkusu, sınavı geçemem korkusu ya da bir ilişkide beni terk edecek korkusu gibi birçok durumda kendini gösterebilir.
Bu durumla başa çıkmak için aşağıda bahsedeceğim önerileri dikkate alabilirsiniz.
- Korkularının ve kaygılarının farkına var. Ama onları sürekli kafanda tekrar etme. Tekrar edersen gerçekleşeceğini artık biliyorsun. Bu yüzden korkuna odaklanmak yerine korkularını kabul et. Her şeyin senin inancına bağlı olduğunu unutma. Neye inanırsan o gerçek olur.
- Başarabilirim ya da kontrol benim elimde gibi olumlu cümleler kur; durumu kontrol etmek senin elinde.
- Davranışlarının farkına var. Farkında olmadan korktuğun şeyin gerçekleşmesine yönelik davranmadığına emin ol. Yani korkularının davranışlarını etkilemesine izin verme. Bilinçli davran.
- Beklentiye kapılmamalısın. Sonuçları kafanda varsaymak, “Eğer böyle olursa…” diye olumsuz ihtimallerin hayalini kurmak yerine sürece odaklan. Güzel hayaller kur.
Unutma, her şey bizim düşüncelerimize, bizim davranışlarımıza en başta da bizim inançlarımıza bağlıdır. Bu yüzden hep belki de “inanmak başarmanın yarısıdır” denilir.
Kaynakça
- Demirtaş, H. A. (2004). Sosyal sınıflandırma, kişilerarası beklentiler ve kendini doğrulayan kehanet. İletişim Araştırmaları, 2(2), 33–53.

