Cuma, Ağustos 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Terapi Sürecinden Ne Beklemeliyiz? Sorunlar Gerçekten Kaybolur mu?

Bireylerin terapi sürecinden beklentilerinin farkında olmaları ve bu beklentileri gerçekçi bir şekilde belirlemeleri, terapi sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir. Terapiye başlamadan önce oluşturduğumuz öngörülerin sürecin doğasıyla uyumlu olması, gelişimimize yönelik motivasyonumuzu artırarak terapiden daha fazla fayda sağlamamıza yardımcı olur. Terapi sürecini zorlaştıran en önemli unsurlardan biri, kişilerin bu süreçten bir “mucize değnek” etkisi görmeyi beklemesidir. Tüm sorunlarının bir seansla ortadan kalkacağını, bir daha hiç kaygılanmayacağını veya geçmişte yaşadığı yaralayıcı deneyimlerden bir daha etkilenmeyeceğini düşünmek terapiye yönelik gerçekçi olmayan beklentilerin örneklerindendir. Oysa terapi, hayatımızdaki tüm sorunları ortadan kaldırmayı değil, bu sorunlarla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmemize ve duygularımızı daha iyi düzenleyebilmemize yardımcı olmayı amaçlar. Kaygı, üzüntü, stres veya öfke gibi duygular bize aittir ve bunları zaman zaman hissetmek oldukça doğaldır. Bazen bizi zorlayan şey, yaşadığımız duygudan çok, o duyguya verdiğimiz otomatik tepkilerdir. Örneğin kaygılandığımızda hemen kaçmak ya da kaygıya teslim olmak yerine, bir an düşünüp “Şu anda neden böyle hissediyorum?” diyebilmek ve buna rağmen nasıl hareket etmek istediğimize karar verebilmek bizi olduğumuz noktadan daha ileriye taşır. Terapi sürecinin her zaman kolay ve rahatlatıcı ilerleyeceğini düşünmek de bizi hayal kırıklığına uğratabilir. Çünkü iyileşmek, kendimizi iyi hissetmekten önce kendimizle yüzleşmeyi gerektirir. Uzun zamandır kaçtığımız bir duygunun üzerine gitmek, geçmişte yaşadığımız bir olayı yeniden ele almak ya da kendimizle ilgili bazı düşüncelerimizi sorgulamak zorlayıcı olabilir. Hatta bazı seanslardan çıktığımızda kendimizi daha iyi hissetmek yerine, kafamızın daha da karıştığını veya duygusal olarak yorulduğumuzu fark edebiliriz. Çünkü değişim her zaman rahat bir süreç değildir. Ayrıca unutulmamalıdır ki tamamen iyileşmek diye bir şey mümkün değildir, insanın bazı tarafları hep yaralı kalır sadece artık daha az sızlar. Bazen yıllardır alıştığımız düşünce ve davranış biçimlerini sorgulamak, bize güvenli gelen ama aslında bizi zorlayan bazı alışkanlıklarla yüzleşmek anlamına gelir. Bu nedenle terapide zorlandığımız anlar, sürecin işe yaramadığı anlamına gelmez. Aksine, bu zorluklar kendimizle ilgili daha önce fark etmediğimiz şeyleri görmemize ve onları değiştirebilmemiz için bir alan açmamıza yardımcı olabilir. Belki de terapinin en önemli taraflarından biri, kendimizi iyi hissetmediğimiz anlarda kendimize nasıl yaklaşacağımızı öğrenmektir. Çünkü bazen değişim, bizi zorlayan şeylere bakmaya cesaret ettiğimiz anda başlar.

Peki, bütün bunların sonunda terapiden ne beklemeliyiz? Terapiyi başarılı kılan şey, hayatımızda artık hiçbir sorun yaşamamamız değildir. Çünkü hayatın kendisi, her zaman kontrol edemeyeceğimiz olaylarla ve değişen koşullarla doludur. Önemli olan, bu sorunlar karşısında kendimizi nasıl konumlandırdığımız ve onlarla nasıl başa çıktığımızdır. Daha önce bizi günlerce etkileyen bir olay, zamanla yine üzebilir ama hayatımızın tamamını ele geçirmeyebilir. Daha önce kaçındığımız bir durumla karşılaştığımızda yine kaygı hissedebiliriz; ancak bu kez kaygımızın bizi durdurmasına izin vermeden yolumuza devam edebiliriz. Belki de terapideki gelişimi aynı sorunlarla karşılaştığımızda artık onlara verdiğimiz tepkilerin değişmesiyle fark ederiz. Bir zamanlar bizi yerle bir eden şeyler, artık bizi yerle bir etmemeye başlar..

Aydan Ece Semerci
Aydan Ece Semerci
Aydan Ece Semerci, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümü üçüncü sınıf öğrencisidir. American Psychological Association tarafından verilen sertifikalarla bilgisini güçlendirirken, öğrendiklerini hayatın içinden deneyimlemeye önem vermiştir. Şu anda İlkem Psikoloji isimli klinikte stajyer olarak çalışmakta; danışan gözlemleri ve klinik süreçlerde edindiği tecrübelerle kariyerinde ilerlemeye devam etmektedir. İlişkiler, ruh sağlığı, toplumsal algılar, toplumun dayattığı kalıplar, kadın hakları, insanların hayatlarını şekillendiren varoluşsal krizler – içsel çatışmalar hakkında araştırmalar ve yazılar yazmaktadır. Psychology Times dergisi aracılığıyla sesini geniş kitlelere duyurmayı, hem bireyin iç dünyasına hem de toplum yapısına dikkat çekerek insanlarda farkındalık ve yeni bakış açıları oluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar