Geçmişin Esiri Olmak
İnsan hayatını bir zincire benzetebiliriz. Her halka, kendinden önceki halkayla bağlantılıdır; fakat zincirin nereye uzanacağını yalnızca ilk halka belirlemez. Geçmişimiz de bu zincirin halkaları gibidir. Çocukluk deneyimlerimiz, ilişkilerimiz, kayıplarımız, başarılarımız, hatalarımız ve aldığımız kararlar bugün olduğumuz kişiye ulaşan halkaları oluşturur. Her biri bizi bir noktaya taşımıştır. Ancak geçmişte oluşan bir halka, zincirin geri kalanının nasıl şekilleneceğini sonsuza kadar belirlemek zorunda değildir. Geçmişi bir yük olarak görmüyorum. Çünkü geçmişimizi tamamen ortadan kaldırabilseydik yalnızca canımızı acıtan anılar değil; bizi biz yapan deneyimlerimiz, öğrendiklerimiz ve hayatımıza kattığımız anlamlar da silinirdi. İnsan kendisini büyük ölçüde yaşadıkları üzerinden tanır. Bu nedenle geçmiş, yalnızca geride bırakılmış olaylardan oluşmaz; benlik algımızın, ilişkilerimizin ve dünyayı yorumlama biçimimizin oluşumunda da rol oynar. Ancak geçmişi hatırlamak ile geçmişin içinde yaşamak aynı şey değildir. İnsan zihni zamanda yolculuk yapmaya oldukça yatkındır. Bazen yıllar önce yaşadığımız bir olayı tekrar tekrar düşünürüz. “Keşke böyle yapmasaydım.”, “Neden bunu söyledim?”, “O gün farklı davransaydım ne olurdu?” gibi sorular zihnimizi geçmişe götürür. Geçmişi değerlendirmek aslında oldukça işlevsel olabilir. Çünkü insan deneyimlerinden öğrenir. Bir hata bize neyi değiştirmemiz gerektiğini gösterebilir. Bir kayıp, hayatımızda neyin önemli olduğunu fark ettirebilir. Bir ilişki, sınırlarımızı ve ihtiyaçlarımızı anlamamıza yardımcı olabilir. Fakat düşünmek ile geçmişte takılı kalmak arasında önemli bir fark vardır. Aynı olayı çözüm üretmeden tekrar tekrar zihinde yaşamak ruminasyon olarak tanımlanır. Ruminasyonda kişi geçmişte yaşanan olayın nedenlerini, sonuçlarını ve kendi davranışlarını sürekli analiz eder; fakat bu düşünme çoğu zaman yeni bir çözüm üretmez. Zihin aynı halkaya tekrar tekrar döner. Bir zincirin aynı halkasında takılı kalmak gibi… İnsan ilerlemek ister ama zihni sürekli aynı yere geri döner. Olay yıllar önce bitmiştir; fakat kişi onu zihninde yeniden yaşattığı için duygusal etkisi bugün de devam edebilir. Böylece geçmişte yaşanan bir olay, fiziksel olarak artık mevcut olmasa bile kişinin bugünkü deneyimini şekillendirmeye devam eder. Üstelik insan zihni yalnızca geçmişe değil, geleceğe de gider. Henüz yaşanmamış olayları düşünür, ihtimaller üretir ve geleceği kontrol etmeye çalışır. “Ya başarısız olursam?”, “Ya yine incinirsem?”, “Ya istediğim gibi olmazsa?” gibi düşünceler henüz gerçekleşmemiş bir geleceği bugünün içine taşıyabilir. Böylece insan bir yandan geride kalan halkalara bakarken diğer yandan henüz oluşmamış halkaların nasıl olacağını tahmin etmeye çalışır. Ve bazen şu anı kaçırır. Oysa zincirin en önemli halkası, kişinin şu anda bulunduğu halkadır. Çünkü geçmişteki halkaları değiştiremeyiz. Gelecekteki halkaların nasıl oluşacağını da tamamen bilemeyiz. Fakat bugün oluşturacağımız halkaya müdahale edebiliriz. Bu nedenle psikolojik olarak önemli olan geçmişi silmek değil, geçmişle kurduğumuz ilişkiyi değiştirmektir. Bazı insanlar geçmişte yaşadıkları olayları unutmaya çalışır. Ancak düşünceleri zorla bastırmak her zaman işe yaramaz. Daniel Wegner’in ironik süreçler kuramı, bir düşünceyi bastırmaya çalışırken zihnin aynı düşüncenin ortaya çıkıp çıkmadığını kontrol etmeye devam edebileceğini ortaya koyar. Bunun en bilinen örneklerinden biri Pembe Fil Paradoksudur. Birine “Pembe fili düşünme.” dediğimizde, zihnin önce pembe fil kavramını oluşturması gerekir. Bu nedenle geçmişi zihinden tamamen silmeye çalışmak bazen tam tersine onun daha fazla görünür olmasına neden olabilir. Belki de amaç zinciri koparmak değildir. Çünkü zincirin önceki halkalarını kopardığımızda kendi hikâyemizin bir parçasını da yok etmiş oluruz. Ama halkaların bizi sürüklemesine izin vermek de zorunda değiliz. Geçmişte yaşanan bir deneyim bugünkü davranışlarımızı etkileyebilir; fakat bizi tamamen tanımlamak zorunda değildir. Bir çocukluk deneyimi, yetişkinlikteki ilişkilerimizi etkileyebilir. Bir reddedilme deneyimi, kendimize ilişkin inançlarımızı değiştirebilir. Bir başarısızlık, yeni bir girişimde bulunurken daha temkinli olmamıza neden olabilir. Fakat insan yeni deneyimlerle kendisini yeniden değerlendirebilir. Çünkü zincir yalnızca geçmişte oluşmuş halkalardan oluşmaz. Her yeni gün yeni bir halka ekler. Bugün verdiğimiz bir karar, kurduğumuz bir ilişki, koyduğumuz bir sınır, kendimize söylediğimiz bir cümle veya yaptığımız küçük bir seçim bile zincirin bir sonraki halkasını oluşturabilir. Bu nedenle geçmişimizin bizi etkilediğini kabul etmek, onun esiri olduğumuzu kabul etmek değildir. Tam tersine, geçmişin üzerimizdeki etkisini fark etmek değişimin başlangıcı olabilir. Belki de kendimize sormamız gereken soru “Geçmişte neden böyle oldu?” ile sınırlı kalmamalıdır. Asıl soru bazen şudur: “Geçmişte olanların bugün oluşturacağım halkayı nasıl belirlemesine izin vereceğim?” Çünkü geçmişteki halkaları değiştiremeyiz. Onları yok sayamayız. Fakat zincirin devamını oluşturabiliriz. Geçmiş, zincirin önceki halkalarıdır. Gelecek, henüz oluşmamış halkalardır. Ve biz, tam şu anda, bir sonraki halkayı oluşturuyoruz. Bu yüzden geçmiş hikâyemizin bir parçasıdır; fakat hikâyenin tamamı değildir.
Kaynakça
- Beck, A. T. (1979). Cognitive therapy and the emotional disorders. Penguin Books.
- Nolen-Hoeksema, S. (2000). The role of rumination in depressive disorders and mixed anxiety/depressive symptoms. Journal of Abnormal Psychology, 109(3), 504–511. https://doi.org/10.1037/0021-843X.109.3.504
- Wegner, D. M. (1994). Ironic processes of mental control. Psychological Review, 101(1), 34–52. https://doi.org/10.1037/0033-295X.101.1.34
- Wegner, D. M., Schneider, D. J., Carter, S. R., & White, T. L. (1987). Paradoxical effects of thought suppression. Journal of Personality and Social Psychology, 53(1), 5–13. https://doi.org/10.1037/0022-3514.53.1.5
- Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (1999). Acceptance and commitment therapy: An experiential approach to behavior change. Guilford Press.
- Conway, M. A., & Pleydell-Pearce, C. W. (2000). The construction of autobiographical memories in the self-memory system. Psychological Review, 107(2), 261–288. https://doi.org/10.1037/0033-295X.107.2.261


