Pazartesi, Ağustos 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yasla İlgili Birkaç Cümle

Yas ve süreçleri. İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul. Keşke sadece bu beş aşamadan oluşabilse. Tekrar tekrar inkâr yaşayan, pazarlığı bırakıp tekrar öfkeye koşan birçok insanla tanıştım.

İşlevsellik geri dönse bile içimizde yıllarca taşımaya devam ettiğimiz derin yaralar vardır; görünmeyen ama hep orada duran bir sızı, yaslarımız… Bir süre sonra bahsetmekten de vazgeçiyoruz, daha iyi gelir gibi geliyor ama hayır, bence insanları kendi olumsuz duygularımızdan korumaya çalışıyoruz biraz da. En azından ben öyle yapmıştım.

Kültürümüz ise yas konusunda ilginç bir ikilemin içinde. Bir yandan “yanında durma” kültürünü öğretiyor, bir yandan da duygunun derinliğine dayanamayan bir sabırsızlık barındırıyor. Birkaç gün ilgileniliyor, sonra “ağlama, yapma, kıyamam” cümleleri geliyor. Empatik görünen bu ifadelerin altında çoğu zaman görünmez bir mesaj saklı:

“Artık toparlan.”

Sanırsam kendi yasını nereye koyacağını bilemeyen başkasının yasına da çok kısıtlı bir süre maruz kalabiliyor. Bazı kişiler buna katılmayacaktır ama lütfen, belki siz öyle değilsiniz ama birileri öyle. Ben de sürekli yastaki yakınlarıma iyi gelmeye çalışırdım; onları o duygudan çekip çıkarmak, bir yudum su, nefes olmak isterdim. Niyetim iyiydi ama ne kadar da normal, içinde bulunduğu duygu durum elbet öyle hissedeceklerdi. Durumun gerektirdiği duyguda biraz bu. O zaman bu duyguya katlanamayan belki biziz. Acaba onlarınkine olan bu tahammülsüzlüğümü kendi kaç yasımızda yaşattık kendimize? Dökülmesi mecburi olan kaç gözyaşını zorla gülümsemeye çevirdik.

Yası sadece vefat ile ele almamak gerekir. Gerçek şu ki yas sadece ölümle ilgili değildir. Giden sevgililer, yıkılan hayaller, kabullenilemeyen gerçeklikler… Bunların hepsi bir tür “farazi ölüm”dür. Çok sevdiğim bir kitapta geçen bir cümle beni uzun süre düşündürmüştü:

“Belki de depresyon, olması gerektiği gibi olmayan hayatlarımız için tuttuğumuz yastır.” (Hari, 2019, s. 61)

Bu cümleyi Instagram’da başkalarının da paylaşırken görünce şunu fark ettim: Bu acı, bu his yalnızca bana dokunmamış.

Öğrendiğim bir şey var hem kendi yaşadıklarımdan hem de dinlediklerimden: Her yas yaşanmayı bekler.

Yasın büyüklüğü, hislerimizin büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Birini çok sevmişsek, kaybı da aynı ölçüde kahredicidir. Yarım kalmışlıklarımız varsa, hayal kırıklıkları daha derin olur. Sevgimizin hakkını verdiğimiz kadar, yasımızın da hakkını vermemiz gerekir. Aksi halde sırtımıza çıkar, boğazımıza oturur, bizimle yıllarca gezer.

Yas çoğunlukla tek kullanımlıktır. Hakkıyla yaşanan yas geri dönmez çünkü yas, bir vedadır. Bizi korkutan da budur aslında: veda etmek. Acısı kalır mı? Evet. Ama acının kalması, yasın bitmediği anlamına gelmez.

Kendi adıma artık yas tutan birini gördüğümde sadece yanında oluyorum. Ağlasın, gülsün, konuşsun, bağırsın… sadece duruyorum. Git derse gidiyorum, kal derse kalıyorum. Aman gülünmez bu durumda ama “ağlama, helak etme” gibi gereksiz, vaziyetin ciddiyetinden uzak, niyeti iyi olsa da duyguları bastıran cümlelerden elimden geldiğince uzak duruyorum. Duruyorum ki o yumru boğazında yer edinmesin, duruyorum ki kaybını sırtında taşımasın, duruyorum ki yaşamamız gereken yaslardan biri eksilsin… Kendi adıma da elimden geleni yapacağımın tesellisiyle gelecekteki yaslarıma ve mutluluklarıma yürüyorum…

Her yas yaşanmayı bekler. Ve hakkıyla yaşanan yas, iyileşmenin kendisidir.

Kaynakça

  • · Hari, J. (2019). Kaybolan bağlar: Depresyonun gerçek nedenleri ve beklenmedik çözümler (Çev. K. Gündoğan). Metis Yayınları. (s. 61)
Hatice Sevgi Arslan
Hatice Sevgi Arslan
Lisans eğitimimi İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimimi ise İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji programında tamamladım. Yetişkin bireylerle çalışıyor; özellikle anksiyete, ilişki dinamikleri, şema örüntüleri ve duygusal süreçler üzerine yoğunlaşıyorum. Çalış

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar