“Bir kez daha kullanırsam geçecek.”
Bağımlılık sürecinde bu cümle, çoğu zaman kişinin yeniden madde kullanımına yönelmesine eşlik eden düşüncelerden biri olabilir. Çünkü kişi her zaman maddeyi haz almak için kullanmaz. Bazen amaç; huzursuzluğu, kaygıyı, isteksizliği, bedensel rahatsızlığı ya da yoğun madde kullanma isteğini ortadan kaldırmaktır. Böylece madde kullanımı, zamanla “iyi hissetmek” için yapılan bir davranıştan “kötü hissetmemek” için yapılan bir davranışa dönüşebilir.
Yoksunluk yalnızca fiziksel değildir
Yoksunluk, düzenli kullanılan bir maddenin azaltılması veya bırakılması sonrasında ortaya çıkabilen fiziksel ve psikolojik belirtiler bütünüdür. Ancak her maddenin yoksunluk süreci aynı değildir. Belirtiler kullanılan maddenin türüne, kullanım süresine ve miktarına göre değişebilir. Yoksunluk denildiğinde akla çoğunlukla titreme, terleme, bulantı veya uyku problemleri gibi fiziksel belirtiler gelir. Oysa psikolojik belirtiler de sürecin önemli bir parçasıdır. Huzursuzluk, olumsuz duygu durumu ve madde kullanmaya yönelik güçlü istek kişinin yeniden kullanıma yönelmesinde etkili olabilir. DSM-5’te “craving”, yani madde kullanmaya yönelik güçlü istek veya dürtü, madde kullanım bozukluklarının değerlendirilmesinde ayrı bir ölçüt olarak ele alınmaktadır (American Psychiatric Association, 2013).
“Bir kez daha” nasıl bir döngüye dönüşür?
Bağımlılığı anlamak için yalnızca “Kişi neden bırakmıyor?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. “Bıraktığında ne yaşıyor?” sorusu da önemlidir. Koob’un bağımlılık modeline göre madde kullanımının ardından ortaya çıkan yoksunluk ve negatif duygulanım, kişinin yeniden madde aramasını güçlendirebilir. Kişi maddeyi kullandığında yaşadığı rahatsızlık kısa süreli olarak azalabilir. Bu rahatlama ise yeniden kullanma davranışını pekiştirebilir (Koob, 2022). Döngü basitçe şöyle düşünülebilir: Madde kullanımı → kısa süreli rahatlama → yoksunluk ve olumsuz duygulanım → craving → yeniden kullanım. Buradaki önemli nokta, kişinin yeniden kullanımının yalnızca haz arayışıyla açıklanamamasıdır. Bazen kişi maddeyi “daha iyi hissetmek” için değil, “daha kötü hissetmemek” için kullanır.
Craving: Zihnin “bir kez daha” demesi
Craving, yalnızca “canının madde çekmesi” şeklinde açıklanabilecek kadar basit değildir. Kişinin madde kullanmaya yönelik güçlü bir istek veya dürtü yaşamasını ifade eder. Bu istek yalnızca yoksunluk sırasında değil, maddeyle ilişkili kişi, yer, zaman, koku veya duygusal durumlarla karşılaşıldığında da ortaya çıkabilir. Vafaie ve Kober’in (2022) 237 çalışmayı ve 51.788 katılımcıyı kapsayan sistematik derleme ve meta-analizinde, maddeyle ilişkili ipuçları ve craving göstergelerinin gelecekteki madde kullanımı ve nüks ile anlamlı biçimde ilişkili olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar, craving ve maddeyle ilişkili ipuçlarının sonraki madde kullanımı açısından güvenilir biçimde ilişkili mekanizmalar olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle kişi bazen “Yeniden kullanmak istiyorum” derken aslında “Bu his bir an önce geçsin” demektedir.
Rahatlama neden döngüyü sürdürebilir?
Madde kullanımı yoksunlukla ilişkili rahatsızlığı kısa süreli olarak azaltıyorsa, kişi doğal olarak bu rahatlamayı yeniden arayabilir. Ancak kısa vadeli rahatlama, uzun vadede kullanım döngüsünün devam etmesine katkıda bulunabilir. Koob (2022), bağımlılıkta yoksunluk dönemindeki olumsuz duygusal ve motivasyonel belirtilerin yoğunlaşmasını “hyperkatifeia” kavramıyla açıklamaktadır. Bu yaklaşım, kişinin maddeye erişemediğinde yaşadığı olumsuz duygusal durumun madde arayışını güçlendirebileceğini vurgular. Dolayısıyla bağımlılığı yalnızca “irade eksikliği” olarak değerlendirmek, sürecin önemli bir bölümünü gözden kaçırır. Biyolojik süreçler, öğrenilmiş davranışlar, psikolojik durum ve çevresel tetikleyiciler birlikte değerlendirilmelidir.
Döngüyü kırmak
Yoksunluk yönetimi, madde kullanım bozukluklarının tedavisinde önemli bir başlangıçtır; ancak tek başına uzun süreli iyileşme anlamına gelmez. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, madde kullanım bozukluklarında kanıta dayalı, etik ve kişinin ihtiyaçlarına uygun kapsamlı tedavi yaklaşımlarını önermektedir (World Health Organization & United Nations Office on Drugs and Crime, 2020). Ayrıca yoksunluk belirtilerinin maddeden maddeye değiştiği ve bazı maddelerin bırakılmasının ciddi tıbbi riskler taşıyabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle özellikle yoğun ve uzun süreli kullanım söz konusu olduğunda, bırakma sürecinin profesyonel değerlendirme eşliğinde yürütülmesi önemlidir.
Sonuç
Bağımlılık döngüsünde kişi bazen maddeyi gerçekten istediği için değil, madde kullanmadığında ortaya çıkan rahatsızlıktan kurtulmak için yeniden kullanabilir. “Bir kez daha kullanırsam geçecek” düşüncesi, kısa süreli rahatlama ile uzun vadeli bağımlılık döngüsü arasındaki çelişkiyi gösterir. Bu nedenle bağımlılığı anlamaya çalışırken yalnızca “Neden bırakmıyor?” diye sormak yerine şu soruyu da sormak gerekir:
“Bıraktığında ne yaşıyor ve bu yaşantı onu yeniden kullanıma nasıl yönlendiriyor?”
Çünkü döngüyü kırmak yalnızca maddeyi bırakmakla değil, kişinin madde kullanmadan da yoksunlukla, craving ile ve olumsuz duygularla baş edebilmesini destekleyen kapsamlı bir tedavi süreciyle mümkündür.
Kaynakça
- Kaynakça
- American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
- Koob, G. F. (2022). Anhedonia, hyperkatifeia, and negative reinforcement in substance use disorders. Current Topics in Behavioral Neurosciences, 58, 147–165. https://doi.org/10.1007/7854_2021_288
- Vafaie, N., & Kober, H. (2022). Association of drug cues and craving with drug use and relapse: A systematic review and meta-analysis. JAMA Psychiatry, 79(7), 641–650. https://doi.org/10.1001/jamapsychiatry.2022.1240
- World Health Organization, & United Nations Office on Drugs and Crime. (2020). International standards for the treatment of drug use disorders: Revised edition incorporating results of field-testing. World Health Organization.


