Perşembe, Eylül 24, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

20’li Yaşların Gizli Yükü: Her Şeye Yetişme Telaşı ve Bırakabilme Sanatı

Sabah henüz güneş doğmadan ya da alarm çalmadan hemen önce zihnimizde hâlihazırda dönüp duran o görünmez yapılacaklar listesini çoğumuz çok iyi biliyoruz. “Bugün spora gitmeliyim, masada biriken makaleleri bitirmeliyim, şu eğitimi almalıyım, arkadaşlarıma vakit ayırmalı, kariyerim için bir adım daha atmalıyım ve tüm bunların arasında nasıl olacaksa kendime vakit ayırıp dinlenmeyi de başarmalıyım!”

Henüz yataktan bile çıkmadan, gün başlamadan omzumuza yüklediğimiz yüklerin altında yorulmuş hissetmek… Dışarıdan bakıldığında hayatın en enerjik, en özgür ve fırsatlarla dolu dönemi gibi duran 20’li yaşlar; iç dünyamızda bitiş çizgisi olmayan, sürekli bir şeyleri yakalamaya çalıştığımız amansız bir maratona dönüşebiliyor. Peki ama gerçekten her şeye aynı anda yetişmek zorunda mıyız? Yoksa zamanın peşinden koşarken, kendi hayatımızın o birincil akışını kaçıran birer seyirciye mi dönüşüyoruz?

Günümüz dünyasında, özellikle ekranlardan süzülen o kusursuz insanüstü hayatlar yüzünden, herkesin her şeyi mükemmel bir denge içinde götürdüğüne dair sessiz bir hissiyata kapılıyoruz. Başkalarının 24 saatine sığdırdığı başarıları, gezileri ve dingin anları gördükçe, kendi hayatımızdaki insani duraksamaları bir “yetersizlik” etiketiyle tanımlamaya başlıyoruz. Zamanı bir dost değil de dişli bir rakip gibi gördüğümüzde, zihnimiz sürekli bir alarm durumunda çalışıyor. Oysa insan zihni ve duygusal kapasitesi, aynı anda her kulvarda %100 performans gösterecek şekilde tasarlanmadı. Biyolojik sınırlarımızın varlığını reddetmek veya görmezden gelmek, kendimize yapabileceğimiz en sessiz kötülüklerden biri. Sürekli bir yerlere bir şeyler yetiştirme telaşı; zamanla odaklanma güçlüğüne, içsel bir huzursuzluğa ve en acısı da hayatın güzelliklerinin tadını alamamaya yol açıyor.

Bu noktada anlamamız gereken en önemli şey; 20’li yaşların her şeyi rayına oturtmuş olma ya da tüm kutucukları işaretleme dönemi olmadığı. Aksine bu yıllar; deneme, yanılma, yorulma, belki pes etme ve en önemlisi kendini tanıma sürecidir. Ruh sağlığımızı korumanın yolu her şeye yetişmekten değil, neyi geride bırakabileceğimizi seçebilmekten geçiyor.

Bir etkinlikte yer almamak, her kitaba ya da eğitime aynı anda koşamamak bizi eksik kılmaz. Aksine, kaçırmanın ve bazen de eksik kalmanın getirdiği o sessiz huzuru kabullendiğimizde kendi alanımızı yeniden kazanırız. Aynada bir rakip görmek gibi değil, tıpkı zor zamanlardan geçen yakın bir arkadaşımıza yaklaştığımız gibi şefkatle yaklaşmayı öğrenmemiz gerekiyor. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine bizi gerçekten besleyen şeyleri önceliklendirmek ve “hayır” diyebilmek, aslında kendi zamanımıza ve hayatımıza sahip çıkmaktır.

Büyümek ve olgunlaşmak; bazen yetişemediğimizi içimiz ferah olacak şekilde kendimize itiraf edip kabullenebilmektir. Hayatın hızıyla yarışmayı bıraktığımızda, aslında yarışı kaybetmediğimizi, aksine kendi kulvarımızda özgün ritmimizi bulduğumuzu fark ederiz. Yetişmemiz gereken tek yer, dışarıdaki beklentiler değil; kendi içimizde inşa edeceğimiz o sakin ve güvenli alandır. Hayatın geri kalanı zaten kendi doğal ritminde akıp gitmeye devam edecek.

Kaynakça

  • Han, B.-C. (2015). Yorgunluk Toplumu (Çev. S. M. Taylan). Açılım Kitap.
  • Neff, K. (2011). Self-Compassion: The Proven Power of Being Kind to Yourself. William Morrow.
  • Przybylski, A. K., Murayama, K., DeHaan, C. R., & Gladwell, V. (2013). Motivational, emotional, and behavioral correlates of fear of missing out (FOMO). Computers in Human Behavior, 29(4), 1841-1848.
  • McGonigal, K. (2015). The Upside of Stress: Why Stress Is Good for You, and How to Get Good at It. Avery.
Bahar kahraman
Bahar kahraman
Selçuk Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisiyim. Akademik olarak klinik psikoloji ve sosyal psikoloji alanlarına ilgi duyuyorum. Kişisel gelişimime önem vererek kitap ve film analizleri yapıyor, topluluk çalışmalarına katılıyorum. Özellikle çevre ve toplum psikolojisi üzerine kendimi geliştirmeyi hedefliyorum. Araştırmaya, öğrenmeye ve paylaşmaya açık biriyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar