Cuma, Eylül 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yakalanma Korkusunun Kültürel Kodları: Türkiye’de Genç Yetişkinlerde İmpostor Fenomeni

Bir genç yetişkin, iyi bir bölüm kazanmış, stajını başarıyla tamamlamış ya da ilk işinde olumlu geri bildirimler almış olabilir. Buna rağmen başarıyı “şans”, “doğru zamanda doğru yerde olmak” veya “insanları yanıltabilmek” ile açıklıyorsa; bir sonraki değerlendirmede yetersizliğinin ortaya çıkacağından korkuyorsa impostor fenomeni ile ilişkili bir örüntüden söz edilebilir. Bu yazı, fenomeni genel bir “kendine güven” sorunu olarak değil; Türkiye’de başarı, aidiyet, aile beklentisi ve görünür performansın kesişiminde şekillenebilen bir deneyim olarak ele almaktadır.

Tanı Değil, Klinik Olarak Önemli Bir Örüntü

İmpostor fenomeni, ilk olarak Clance ve Imes (1978) tarafından, başarıyı içselleştirmekte zorlanma ve “sahtekâr olarak açığa çıkma” korkusu üzerinden tanımlanmıştır. DSM’de yer alan bağımsız bir ruhsal bozukluk değildir; dolayısıyla her impostor düşüncesi klinik bir tanıya işaret etmez. Ancak sistematik derleme bulguları, bu deneyimin kaygı, depresif belirtiler, tükenmişlik ve düşük özsaygı ile birlikte görülebildiğini göstermektedir (Bravata et al., 2020).

Bu ayrım önemlidir: Hedef, kişinin başarısına dair her kuşkuyu patolojikleştirmek değildir. Klinik açıdan asıl soru, bu düşüncelerin ne kadar sıklaştığı, kişinin işlevselliğini ne ölçüde etkilediği ve erteleme, aşırı çalışma, yardım istemekten kaçınma veya kendini değersizleştirme gibi davranışları sürdürüp sürdürmediğidir.

Türkiye’de Başarının Sosyal Anlamı

Türkiye’de genç yetişkinlik, çoğu zaman sınavlar, merkezi yerleştirme süreçleri, notlar, yabancı dil puanları, işe kabul ve terfi gibi peş peşe değerlendirme dönemleriyle örülüdür. Bu sistemde başarı, yalnızca bireysel gelişimin göstergesi değil; ekonomik güvence, toplumsal statü ve aileye karşı sorumluluğun kanıtı olarak da deneyimlenebilir. Böyle bir anlam yükü, hata yapmayı sıradan bir öğrenme deneyimi olmaktan çıkararak benlik değerine yönelik bir tehdit gibi algılamaya zemin hazırlayabilir.

Burada “Türkiye’deki her aile” ya da “her genç” için geçerli tek bir modelden bahsetmek doğru değildir. Yine de ailelerin eğitime yaptığı maddi ve duygusal yatırımın görünür olduğu koşullarda, genç yetişkin kendisini yalnızca kendi hedeflerinden değil, ailesinin umutlarından da sorumlu hissedebilir. “Başarılı olursam değerliyim” inancı güçlendiğinde, başarıyı hak ettiğini kabul etmek de paradoksal biçimde zorlaşabilir.

Karşılaştırma Ekonomisi

İmpostor fenomeninin güncel yüzlerinden biri, sosyal medya üzerinden süreklilik kazanan karşılaştırmadır. LinkedIn’de kabul ve terfi paylaşımları, Instagram’da üretkenlik ve yaşam tarzı anlatıları, kişinin kendi belirsizliklerini başkalarının seçilmiş başarı anlarıyla kıyaslamasına neden olabilir. Karşılaştırmanın sorunu yalnızca “çok zaman geçirmek” değildir; kişinin özdeğerini başkalarının görünür performansına bağlayıp bağlamadığıdır.

Türkiye’deki bir tıp fakültesinde 386 öğrenciyle yürütülen kesitsel araştırmada, sosyal medyada kendini başkalarıyla karşılaştırdığını bildiren öğrencilerin impostor puanları karşılaştırma yapmayanlardan anlamlı olarak daha yüksekti. Aynı çalışmada uyumsuz mükemmeliyetçilikteki “standart ile performans arasındaki fark” algısı, impostor puanlarının en güçlü bağımsız ilişkili değişkeniydi (Dinç et al., 2026). Bu bulgu nedensellik kanıtı değildir; ancak karşılaştırma ve mükemmeliyetçilik döngüsünün klinik görüşmede birlikte ele alınması gerektiğine işaret eder.

Mükemmel Olma Zorunluluğu

Sağlıklı yüksek standartlar ile uyumsuz mükemmeliyetçiliği ayırmak gerekir. Sağlıklı standartlar kişiyi hedefe yöneltebilirken, uyumsuz mükemmeliyetçilik “mükemmel değilsem başarısızım” düşüncesiyle çalışır. Bu düşünce yapısında bir hata, sınırlı bir olay olarak değil, kişinin yeterli olmadığına dair kesin bir kanıt olarak yorumlanır.

İmpostor döngüsü burada kendini besler: Kişi hata yapmamak için aşırı hazırlanır, sonuç iyi olduğunda bunu becerisine değil zorunlu çabasına bağlar ve standartlarını daha da yükseltir. Alternatif olarak işe başlamayı erteleyebilir; başarı elde ettiğinde ise sonucu şansla açıklar. Her iki yol da kişinin “yeterli olabilirim” inancını sınamadan sürdürmesine yol açar (Clance & Imes, 1978; Bravata et al., 2020).

Türkiye Verileri Ne Söylüyor?

Türkiye’de kadın çalışanlar ve öğrencilerden oluşan 677 katılımcılı bir çalışmada, katılımcıların yüzde 65,73’ünde en az orta düzeyde impostor duyguları bildirildi; yaklaşık yüzde 3’ünde ise yoğun düzeyde bulgu saptandı (Şahin & Uslu Gülşen, 2023). Bu oranlar toplumun tamamına genellenemez; yine de genç yetişkinler ve çalışan kadınlar için fenomenin dikkate değer bir ruh sağlığı konusu olduğunu göstermektedir.

CIPS’nin Türkçe uyarlama ve geçerlik çalışması, 407 üniversite öğrencisinde yürütülmüştür. Türkçe formun kabul edilebilir psikometrik özellikler sergilediği; yüksek CIPS puanlarının daha düşük özsaygı ve daha yüksek sürekli kaygı ile ilişkili olduğu bildirilmiştir (Şahin & Uslu Gülşen, 2022). Ölçekler klinik değerlendirmeye destek sunabilir; ancak tek başına tanı aracı olarak kullanılmamalı, ayrıntılı görüşme ve işlevsellik değerlendirmesiyle birlikte yorumlanmalıdır.

Kültüre Duyarlı Klinik Çerçeve

Klinik çalışmada “Neden kendine güvenmiyorsun?” sorusu çoğu zaman yeterince kapsayıcı değildir. Bunun yerine, başarıya verilen anlamı, ailenin beklentilerinin nasıl içselleştirildiğini, hata yapma korkusunun hangi ilişkisel sonuçlarla bağdaştırıldığını ve sosyal karşılaştırmanın ne zaman yoğunlaştığını anlamaya çalışmak daha işlevsel olabilir. Aşağıdaki başlıklar, tanı koyma amacıyla değil, klinik görüşmeyi yapılandırmak için kullanılabilir:

  • Başarınızı hangi nedenlerle açıklıyorsunuz; şansın, çabanın ve becerinin payını nasıl görüyorsunuz?
  • Bir hata yaptığınızda bunun sizin hakkınızda ne söylediğini düşünüyorsunuz?
  • Başarısız olursanız kimin hayal kırıklığına uğrayacağından endişe ediyorsunuz?
  • Sosyal medyadan sonra kendinizle ilgili düşüncenizde veya duygunuzda ne değişiyor?

Bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde, kişinin başarıya ilişkin dışsal atıfları ve hataya ilişkin felaketleştirme eğilimi ele alınabilir. Örneğin danışanla, bir başarının hangi somut beceri, seçim ve emekle ortaya çıktığı incelenebilir; amaç zorlayıcı bir “pozitif düşünme” değil, kanıta daha dengeli yaklaşabilmektir. Davranışsal deneyler, yardım istemenin yetersizlik değil öğrenme davranışı olduğunu test etmeye ya da “yeterince iyi” tamamlanmış bir işi paylaşmaya alan açabilir.

Şema terapi perspektifi, kusurluluk, başarısızlık, yüksek standartlar ve onay arayıcılık şemalarının işlevini anlamaya katkı sağlayabilir. ACT ve öz-şefkat temelli uygulamalar ise danışanın başarıyı tek değer kaynağı olmaktan çıkararak, ilişki, merak, öğrenme, katkı ve yaşam dengesi gibi kişisel değerlerle temas etmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımların seçimi, danışanın gereksinimleri, eşlik eden belirtileri ve terapi hedefleri doğrultusunda yapılmalıdır.

Önleyici Bir Alan: Üniversiteler

İmpostor duygularının yalnızca bireysel dayanıklılık eksikliği gibi sunulması, yardım arama davranışını güçleştirebilir. Üniversitelerde yürütülebilecek kısa psikoeğitimler; başarının içselleştirilmesi, yapıcı geri bildirim alma, mükemmeliyetçilik, sosyal medya karşılaştırması ve yardım isteme konularını kapsayabilir. Deneyimli mezunların “başarı kadar belirsizliği ve hatayı” da konuşabildiği mentorluk programları, idealize edilmiş başarı anlatılarını daha gerçekçi hâle getirebilir.

Bu programların amacı öğrencilere daha yüksek performans dayatmak değil; değerlendirme kültüründe psikolojik güvenliği artırmaktır. İmpostor fenomeni üzerine müdahalelerin etkisini Türkiye örnekleminde izleyen kontrollü çalışmaların sınırlı olması, üniversite temelli uygulamaların değerlendirme bileşeniyle birlikte yürütülmesini özellikle değerli kılmaktadır (Bravata et al., 2020; Dinç et al., 2026).

Sonuç

İmpostor fenomeni, “başarılı insanların gizli kusuru” ya da bireyin basitçe özgüvensiz oluşu değildir. Türkiye’de genç yetişkinler için bu deneyim; sınav ve performans odaklı değerlendirmeler, aileye karşı sorumluluk duygusu, ekonomik belirsizlik ve dijital karşılaştırma pratikleriyle birlikte anlam kazanabilir. Bununla birlikte, kültürel bağlam bir kader değildir: Her bireyin deneyimi, ilişkileri ve baş etme kaynakları farklıdır.

Klinik açıdan yapılabilecek en önemli şey, başarıyı küçümseyen iç sesi susturmaya çalışmaktan önce onun neyi korumaya çalıştığını anlamaktır. “Yeterli değilim” düşüncesi bazen eleştirilmekten, dışlanmaktan ya da hayal kırıklığı yaratmaktan korunma çabası olabilir. Terapi, kişiye kusursuzluk vaat etmez; başarıyı daha adil biçimde sahiplenebileceği, hata yaparken de benlik değerini koruyabileceği ve kendi değerleri yönünde hareket edebileceği bir alan açar.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Bravata, D. M., Watts, S. A., Keefer, A. L., Madhusudhan, D. K., Taylor, K. T., Clark, D. M., Nelson, R. S., Cokley, K. O., & Hagg, H. K. (2020). Prevalence, predictors, and treatment of impostor syndrome: A systematic review. Journal of General Internal Medicine, 35(4), 1252–1275. https://doi.org/10.1007/s11606-019-05364-1
  • Clance, P. R., & Imes, S. A. (1978). The imposter phenomenon in high achieving women: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy: Theory, Research & Practice, 15(3), 241–247. https://doi.org/10.1037/h0086006
  • Dinç, Y., Cihan, F. G., & Demirbaş, N. (2026). Impostor phenomenon and perfectionism among medical students at a medical faculty in the Central Anatolia Region of Türkiye: A cross-sectional study. BMC Medical Education. https://doi.org/10.1186/s12909-026-10384-7
  • Şahin, E. E., & Uslu Gülşen, F. (2022). Clance Impostor Phenomenon Scale (CIPS): Adaptation and validation in Turkish university students. Psycho-Educational Research Reviews, 11(1), 270–282. https://doi.org/10.52963/PERR_Biruni_V11.N1.17
  • Şahin, E. E., & Uslu Gülşen, F. (2023). The prevalence and demographic risk factors of impostor phenomenon among women in Türkiye. Klinik Psikoloji Dergisi. https://dergipark.org.tr/en/pub/klinikpsikoloji/1223451
Önceki İçerik
Ayşegül Akgün Sütcü
Ayşegül Akgün Sütcü
Uzm. Psk. Ayşegül Akgün Sütcü, Beykent Üniversitesi Psikoloji mezunu olup yüksek lisansını İstanbul Arel Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fransız Lape Hastanesi ve Harika Psikoloji’de staj yapmış; BDT, MMPI gibi alanlarda eğitim almıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar