Çarşamba, Eylül 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Tanılar: Kadınlarda DEHB Belirtileri ve Toplumsal Önyargılar

Dikkat eksikliği, çoğumuzun günlük hayatta karşılaştığı ve birçoğumuzun belki de elinden geldiğince kendi kendine halletmeye çalıştığı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır; fakat bu durum bazı kişilerde daha patolojik bir hal alabilmektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak da bilinen bu patolojik durum, özellikle çocuk yaşlarda teşhis edilebileceği gibi, yetişkinlik döneminde de bu teşhisi alanları görmek mümkündür. Bu durumun çoğunlukla erkeklerde daha fazla görüldüğüne dair bir kanı olsa da, bu yazımda aslında kadınlarda da farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini ve hatta DEHB’e eşlik eden eş tanılardan bahsetmek istiyorum. Öyleyse, günlük hayatımızda da karşımıza çıkan fakat bazen durumun ciddileşmesi ile bize zorluk çıkaran bu durumu kadınlar üzerinden ele alalım.

Psikolojide tanı koymak veya tanı almak bazen birçok açıdan zor bir süreç olabilir; fakat bu süreç çoğu zaman belki de kadınlar açısından daha da zor bir süreçtir. Karşımıza çıkan en görünür sebeplerden biri, maskeleme dediğimiz kavramdır. Özellikle kadınlara yüklenen bazı toplumsal normlar yüzünden, genç yaştaki kız çocukları kendilerinde bir farklılık görseler dahi bunu maskelemeye veya saklamaya çalışabilirler. Bu, öğrenilen bir davranış olmasıyla birlikte alışkanlık haline gelir ve ileriki yaşlarda daha da işin içinden çıkılmaz bir duruma gelebilir. Maskeleme davranışı, bireyin yüksek bir bilişsel yük altına girmesine neden olarak, uzun vadede özgüven eksikliğine ve tükenmişliğe yol açar. Bu yüzden kadınlarda DEHB; sıklıkla anksiyete, depresyon, bipolar bozukluk, kendine zarar verme, yeme bozuklukları (örneğin Anoreksiya Nervoza) ve otizm gibi durumlarla birlikte görülür. Hekimler genelde bu eş tanıları öncelikli olarak tedavi etmeye odaklanır. Bu durum, altında yatan asıl sebebin (belki de DEHB’nin) yıllarca teşhis edilmemesine ve tedavinin gecikmesine neden olmaktadır. Fakat bazen bu noktaya gelmeden bile bu durum değersiz görülebiliyor veya göz ardı edilebiliyor. Bu duruma epistemik adaletsizlik deniyor. DEHB’li kadınların semptom bildirimlerinin doktorlar veya öğretmenler tarafından “abartı” veya “moda bir hastalık” olarak nitelendirilerek ciddiye alınmaması, bu adaletsizliğin bir örneğidir ve DEHB için tanı kriterlerinin ve araştırmaların genelde beyaz erkekler üzerinden yapılması bu algıyı güçlendirmiştir. Bu kavram, İngiliz filozof Miranda Fricker tarafından tanımlanmıştır. Kavram karşımıza iki farklı formda çıkar. İlk formu tanıklık adaletsizliğidir ve kişinin kimliği, ırkı, cinsiyeti veya sosyal statüsü sebebiyle söylediklerine önyargılı davranılmasıdır. Kadınların DEHB semptomlarının sağlık personeli veya personelleri tarafından yeterince ciddiye alınmaması bu forma örnek verilebilir. İkinci formu ise yorumsal adaletsizliktir. Kişinin önemli deneyimlerini kaynak yetersizliği nedeniyle yorumlamakta ve başkalarına anlatmakta güçlük çekmesidir. Yeteri kadar kaynak ve araştırma olmadığı için kadınların kendi DEHB semptomlarını anlayamaması ve anlatamaması buna örnek verilebilir.

Bu ve buna benzer sebeplerden ötürü, kız çocuklarının veya kadınların DEHB olsalar bile tanı almakta güçlük çektiğinden bahsettik. Yazıyı yazmamda yardımcı olan Belinda Wheaton ve Poppy Holland’ın otobiyografik ve bilimsel temelli araştırmasında son olarak bahsedilen konu da çözümü ne olabilir üzerine. Özellikle sağlık ve eğitim kurumlarının seslerinin dinlenmesini istemektedirler. Bununla beraber, bu alanda daha fazla araştırma yapılması ve kurumlar arasındaki ilişkinin güçlü olması gerektiğini de söyleyebiliriz.

Kaynakça

  • Wheaton, B., & Holland, P. (2026). Women's and girls' ADHD diagnosis journeys: A mother-daughter autoethnography. Medical Humanities. Advance online publication. https://doi.org/10.1136/medhum-2025-013423
Begüm Karabacak
Begüm Karabacak
Begüm Karabacak Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde 3. Sınıf lisans öğrencisidir. Lisans hayatı boyunca psikoloji kliniklerinde staj yapma imkânı bulmuştur. Okulun psikoloji topluluğunda sosyal medya ekip üyeliği yapmıştır. Ayrıca şu an aktif olarak okulun psikososyal gelişim laboratuvarında asistan olarak görev almaktadır. Psikoloji konularına merakı olan herkese ulaşma, onlarla bu heyecanını paylaşma ve bunu yaparken de anlaşılır bir şekilde aktarma hedefini misyonu haline getirmiştir. Bilişsel psikoloji ve nöropsikoloji alanına ilgisi ve merakı olan yazarımız bu alandaki yeni gelişmelere, ilgi çekici başlıklara ve konulara yazılarında yer vermektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar