“Ya istemeden birine zarar verirsem?”
“Kapıyı gerçekten kilitledim mi?”
“Ya aklımdan geçen bu düşünce benim nasıl biri olduğumu gösteriyorsa?”
“Ellerim gerçekten temiz mi, yoksa hâlâ bir şey bulaşmış olabilir mi?”
Bazen zihnimize istemediğimiz düşünceler gelir. Çoğu zaman üzerinde durmadan hayatımıza devam ederiz. Ancak bazı düşünceler vardır ki kişi onları görmezden gelmeye çalıştıkça daha güçlü bir şekilde geri döner. İşte obsesyonların yorucu tarafı da tam olarak burada başlar.
Obsesyon nedir?
Obsesyonlar; kişinin isteği dışında zihnine gelen, tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler, dürtüler veya zihinsel imgeler olarak karşımıza çıkabilir. Kişi çoğu zaman bu düşüncelerin aşırı ya da mantıksız olabileceğinin farkındadır. Fakat bunu bilmek, düşüncenin yarattığı kaygıyı her zaman ortadan kaldırmaz.
Obsesyon denildiğinde akla ilk olarak temizlik, mikrop veya düzen takıntıları gelebilir. Oysa obsesyonların içeriği bundan çok daha geniştir. Birine zarar verme korkusu, hata yapma endişesi, sürekli emin olma ihtiyacı, dini veya ahlaki konularda rahatsız edici düşünceler, ilişkiden emin olamama ya da kişinin kendi davranışlarını tekrar tekrar sorgulaması da obsesif düşüncelerin konusu olabilir.
Burada önemli olan yalnızca düşüncenin ne olduğu değil, kişinin o düşünceyle kurduğu ilişkidir.
“Bunu düşünüyorsam, gerçekten istiyor olabilir miyim?”
Obsesyonların en zorlayıcı yanlarından biri, kişinin düşüncelerine olduğundan daha fazla anlam yüklemesidir.
Örneğin zihninden aniden sevdiği birine zarar vermekle ilgili rahatsız edici bir düşünce geçen kişi, “Normal bir insanın aklına böyle bir şey gelmez. Demek ki içten içe bunu istiyorum.” diye düşünebilir.
Oysa zihinden bir düşüncenin geçmesi, o düşüncenin kişinin isteğini, karakterini veya niyetini yansıttığı anlamına gelmez.
Aslında hepimizin zihnine zaman zaman tuhaf, rahatsız edici veya değerlerimizle çelişen düşünceler gelebilir. Fakat obsesif döngüde kişi düşüncenin kendisinden çok, “Bu düşüncenin aklıma gelmesi ne anlama geliyor?” sorusuna takılabilir.
Ve tam da burada düşünce giderek daha önemli ve tehdit edici görünmeye başlar.
Zihin neden aynı yere tekrar tekrar dönüyor?
Rahatsız edici bir düşünce geldiğinde insan doğal olarak ondan kurtulmak ister.
“Bunu düşünmemeliyim.”
“Kesin olarak emin olmalıyım.”
“Bir daha kontrol edersem rahatlarım.”
Fakat düşünceyi zorla bastırmaya çalışmak bazen tam tersine onun zihinde daha görünür hâle gelmesine neden olabilir. Kişi kaygısını azaltmak için kontrol etme, tekrar tekrar düşünme, başkalarından güvence isteme veya belirli davranışları tekrarlama ihtiyacı hissedebilir.
Örneğin kapıyı kilitlediğinden emin olamayan biri geri dönüp kontrol eder. Kontrol ettikten sonra kısa süreliğine rahatlar. Fakat bir süre sonra zihni yeniden sorar:
“Peki gerçekten kontrol ettin mi?”
Kişi tekrar kontrol eder ve yeniden rahatlar.
Böylece şüphe → kaygı → kontrol → geçici rahatlama → yeniden şüphe şeklinde bir döngü oluşabilir.
Sorun şu ki her kontrol kısa vadede rahatlatırken, uzun vadede zihne şu mesajı verebilir:
“Bu düşünce gerçekten tehlikeliydi ve kontrol etmeseydim kötü bir şey olabilirdi.”
Bu nedenle obsesyonlarla mücadele bazen düşünceleri tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktan çok, onların yarattığı belirsizliğe nasıl karşılık verdiğimizle ilgilidir.
Her takıntılı düşünce OKB midir?
Hayır.
Günlük hayatta hepimiz bir şeyi birkaç kez kontrol edebilir, bir konuya fazlasıyla takılabilir veya zihnimizde aynı konuşmayı tekrar tekrar düşünebiliriz. Bu durum tek başına obsesif kompulsif bozukluk anlamına gelmez.
Değerlendirmede düşüncelerin ve davranışların ne kadar sık yaşandığı, kişide ne kadar sıkıntı oluşturduğu, ne kadar zaman aldığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği önemlidir.
Örneğin kişi düşünceleri nedeniyle evden çıkmakta zorlanıyor, saatlerini kontrol davranışlarına ayırıyor, ilişkilerinde sürekli güvence arıyor veya yoğun kaygı nedeniyle günlük işlevselliğini kaybediyorsa profesyonel destek almak önemli hâle gelebilir.
Belki de mesele düşüncenin gelmesi değildir
İnsan zihni sürekli düşünce üretir. Bazıları anlamlıdır, bazıları anlamsızdır; bazıları bizi mutlu ederken bazıları bizi rahatsız eder.
Her düşünceyi kontrol edemeyebiliriz.
Fakat zihnimizden geçen her düşünceye inanmak, onu analiz etmek veya ona cevap vermek zorunda da değiliz.
Bazen zihnimiz bize yalnızca bir ihtimal sunar:
“Ya olursa?”
Ve belki de her “ya olursa?” sorusuna kesin bir cevap bulmak zorunda değiliz.
Çünkü zihnimizden geçen bir düşünce, kim olduğumuzun kanıtı değildir.
Bazen bir düşünce, sadece bir düşüncedir.


