Çarşamba, Temmuz 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Duyguları Bastırmak mı, Düzenlemek mi?

Duygular hakkında konuştuğumuzda, birçok insanın duyguları olumlu ve olumsuz olarak etiketleme eğiliminde olduğunu gözlemliyoruz. Çoğu kişi, kaygı, öfke ve üzüntü gibi “olumsuz” olarak adlandırdığı duyguları hissetmek istemez ve bunlardan kurtulmaya çalışır. Ancak bu duyguları hiç yaşamamak, psikolojik iyi oluşun bir göstergesi değildir.

Her duygunun bir işlevi vardır. Örneğin, kaygı olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmamızı sağlarken, öfke sınırlarımızın ihlal edildiğinin bir göstergesi olabilir. Üzüntü ise değerlerimizi fark etmemizi ve yaşadığımız kayıplara, hayal kırıklıklarına uyum sağlamamızı kolaylaştırabilir. Bu nedenle, psikolojik açıdan duyguların “iyi” ya da “kötü” olarak değerlendirilmesinden çok, hangi koşullarda ortaya çıktıkları ve davranışlarımızı nasıl etkiledikleri önem taşır. Duygular, çevremizde olup bitenleri anlamlandırmamıza yardımcı olan önemli bilgi kaynaklarıdır. Kaygı, öfke ve üzüntü gibi duyguları yok saydığımızda ve onları görmezden geldiğimizde, bu duygular ortadan kalkmaz; yalnızca bastırılırlar. Duyguları bastırmak, kişinin o duyguyu hissetmesine rağmen bilinçli olarak o duygunun dışavurumunu engellemeye çalıştığı bir duygu düzenleme stratejisidir (Gross, 1998). Duyguları bastırmak, kişiye kısa süreliğine içinde bulunulan durumu yönetme konusunda yardımcı olabilse de, uzun vadede kişinin psikolojik iyi oluşunu ve ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir (Gross ve John, 2003). Bu nedenle, duyguları bastırmanın uzun vadede görece daha az uyum sağlayıcı bir duygu düzenleme stratejisi olduğunu söyleyebiliriz.

Peki, duygu düzenleme nedir? Gross (1998)’a göre, duygu düzenleme, bireyin duyguyu ne zaman, nasıl ve hangi yoğunlukta deneyimleyeceğini etkileyen tüm süreçleri ifade eder. Duygu düzenleme, duyguların yoğunluğunu tamamen ortadan kaldırmayı değil, onları içinde bulunulan koşullara uygun biçimde yönetebilmeyi hedefler. Bu nedenle amaç, kişinin her zaman sakin hissetmesi değil; zorlayıcı duygular yaşadığında da yaşamını sürdürebilmesini ve işlevselliğini koruyabilmesini desteklemektir. Duygu düzenlemenin amacı, duyguları ortadan kaldırmak değil; duyguları fark edebilmek, kabul edebilmek ve kişinin davranışlarını yalnızca o an hissettiği duygulara göre değil, hedefleri ve değerleri doğrultusunda da şekillendirebilmesidir.

Günlük yaşamda duygu düzenleme, duygunun varlığını inkar etmek ya da tamamen ona teslim olmak yerine, o duyguyla birlikte işlevsel bir davranışı tercih edebilmektir. Örneğin, işinizle ilgili yapılan bir eleştiri karşısında öfkelanmak oldukça doğaldır. Ancak öfkeyi bastırmak veya düşünmeden tepki vermek yerine, bu duyguyu fark edip daha uygun bir zamanda uygun bir dille kendini ifade edebilmek duygu düzenlemeye bir örnektir. Benzer şekilde, önemli bir iş görüşmesinden veya sınavdan önce kaygılı hissetmek de doğaldır. Duygu düzenleme, o kaygının varlığına rağmen kişinin hedefleri doğrultusunda davranmaya devam edebilmesini destekler.

Kabul temelli yaklaşımlara göre, psikolojik iyi oluş, zorlu duyguların tamamen ortadan kalkmasıyla değil, zorlu duyguların varlığına rağmen bireyin değerleri doğrultusunda hareket edebilmesi ile ilişkilidir (Hayes, Strosahl ve Wilson, 2012). Dolayısıyla kaygıyı, öfkeyi ya da üzüntüyü hiç yaşamayarak değil; bu zorlu duyguları tanıyıp kabul ederek ve yalnızca duygularımızın bizi yönlendirmesine izin vermeden yaşamımızı sürdürmek, psikolojik iyi oluşumuzu destekleyebilir.

Ezgi Kablı
Ezgi Kablı
Klinik Psikolog Ezgi Kablı, BDT temelli pratiğini psikodinamik yönelimli eğitimlerle zenginleştiren eklektik bir yaklaşıma sahiptir. Etik ve bilimsel değerleri merkezine alan Kablı, mesleki yetkinliğini sürekli geliştirmeyi hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar