Cuma, Ekim 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Umutsuzluktan Vitrine: Gençler Neden Geleceği İçin Birikim Yapmak Yerine “Küçük Lükslere” Para Harcıyor?

Gelişmekte olan ekonomilerde ve küresel pazarlarda yükselen enflasyon, konut ve otomobil fiyatlarının erişilemez düzeylere ulaşması ve ekonomik belirsizlikler, genç kuşakların geleceğe yönelik finansal hedeflerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Geleneksel yetişkinlik göstergeleri arasında yer alan mülk edinme, birikim yapma ve uzun vadeli finansal planlama gibi hedefler, gençler açısından giderek daha zor ulaşılabilir hâle gelmektedir. Bu durum, geleceğe ilişkin kaygıların ve çaresizlik algısının artmasına zemin hazırlamaktadır. Tam da bu noktada, tüketici davranışları literatüründe ele alınan doomspending (kıyamet harcaması) kavramı öne çıkmaktadır. Doomspending, bireylerin geleceğe yönelik umutsuzluk, kaygı ve belirsizlik duygularıyla başa çıkmak amacıyla anlık tatmin sağlayan, lüks veya küçük ölçekli tüketim harcamalarına yönelmesini ifade etmektedir (Özer, 2025). Bununla birlikte, gençlerin bu tüketim eğilimi yalnızca birikim yapamamanın yarattığı psikolojik bir kaçış ya da anlık haz arayışıyla açıklanamaz. Söz konusu davranış, dijital platformlarda şekillenen benlik sunumu ve toplumsal kabul görme arzusu ile de ilişkilendirilebilir.

Genç bireylerin ekonomik belirsizlikler karşısında sergiledikleri bu tüketim davranışı, Erving Goffman’ın (1959) benlik sunumu ve izlenim yönetimi yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu yaklaşıma göre bireyler, toplumsal etkileşimler sırasında başkalarının kendileri hakkında oluşturacağı izlenimleri belirli ölçülerde yönetmeye çalışırlar (Goffman, 1959). Bu süreçte birey, başkalarına sunmak istediği benliği ön plana çıkarabilir ve toplumsal çevresinin beklentilerine uygun bir izlenim oluşturmaya yönelebilir. Ev veya otomobil gibi yüksek maliyetli göstergelere sahip olamayan bireyler, daha ulaşılabilir ürünler ve deneyimler aracılığıyla belirli bir yaşam tarzını temsil etmeye çalışabilirler. Nitelikli bir kahveciden alınan kahvenin fotoğrafı, bütçeyi zorlayarak satın alınan bir parfüm, şık bir mekânda yenilen yemek veya erişimi sınırlı bir konser bileti, bu bağlamda dijital ortamda sergilenen tüketim göstergelerine dönüşebilir.

Bu çerçevede doomspending, yalnızca finansal umutsuzlukla ilişkili bir harcama eğilimi olarak değil, aynı zamanda dijital ortamda toplumsal görünürlüğü ve belirli bir yaşam tarzına aidiyet algısını sürdürme çabası olarak da incelenebilir. Birey, gelecekte ev veya otomobil sahibi olma gibi hedeflere ulaşamayacağını düşündüğünde, bu hedeflere erişememenin yarattığı eksiklik duygusunu gündelik yaşamındaki küçük ölçekli tüketimlerle telafi etmeye yönelebilir (Özer, 2025). Sosyal medya platformları (İnstagram, Tiktok vb.), bu tüketim pratiklerinin görünürlük kazandığı ve başkalarının değerlendirmesine sunulduğu dijital alanlar olarak işlev görebilir. Bu bağlamda, geleceğe yönelik finansal beklentilerin zayıflaması, bireyin mevcut kaynaklarını uzun vadeli hedefler yerine kısa vadeli tatmin sağlayan deneyimlere yönlendirmesine zemin hazırlayabilir. Söz konusu harcamaların sosyal medyada paylaşılması ise bireyin kendisini belirli bir yaşam tarzıyla özdeşleştirmesine, sosyal onay arayışına ve geçici bir kontrol hissi yaşamasına katkıda bulunabilir.

Bireyin finansal belirsizlik ile dijital prestij arayışı arasında kurduğu ilişki, telafi edici tüketim ve gösterişçi tüketim kavramları üzerinden de ele alınabilir. Veblen’in (1899) gösterişçi tüketim yaklaşımı, tüketimin yalnızca ihtiyaçları karşılamaya yönelik olmadığını, aynı zamanda toplumsal konumun ve statünün sergilenmesine de hizmet edebildiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım dijital çağ bağlamında değerlendirildiğinde, bireyin ekonomik kaynaklarının sınırlı olması, tüketim aracılığıyla belirli bir yaşam tarzını temsil etme isteğini bütünüyle ortadan kaldırmayabilir. Bunun yerine, statü göstergeleri daha küçük ölçekli ürünlere, deneyimlere ve sosyal medya paylaşımlarına taşınabilir. Böylece birey, ekonomik açıdan ulaşamadığı bazı hedeflerin yerine, dijital ortamda görünür kılabildiği tüketim pratiklerini koyabilir. Bununla birlikte, bu ilişkinin bütün gençler için geçerli olduğu ya da her doomspending davranışının statü arayışından kaynaklandığı ileri sürülemez. Bu bağlantı, ekonomik koşulların, bireysel motivasyonların ve sosyal çevrenin birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir olasılık olarak ele alınmalıdır.

Geleceğe ilişkin belirsizliklerin arttığı koşullarda, uzun vadeli birikim yapmanın birey tarafından daha az anlamlı veya daha zor ulaşılabilir görülmesi, kısa vadeli tüketim davranışlarının çekiciliğini artırabilir (Özer, 2025). Özellikle sosyal medya üzerinden alınan beğeniler ve olumlu geri bildirimler, tüketimin ardından oluşan geçici tatmin duygusunu pekiştirebilir. Ancak bu durum, harcamaların her zaman psikolojik iyilik hâlini artırdığı anlamına gelmez. Kısa vadede rahatlama sağlayan tüketim davranışları, bütçeyi zorladığında veya finansal hedeflerle çatıştığında uzun vadeli kaygıları da artırabilir (Özer, 2025). Dolayısıyla doomspending, anlık tatmin ile geleceğe yönelik finansal güvenlik arasındaki gerilimin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak doomspending ve stratejik öz-sunum, modern tüketicinin ekonomik koşullar, psikolojik ihtiyaçlar ve toplumsal beklentiler arasındaki ilişkisini anlamak açısından birlikte ele alınabilecek iki kavramsal çerçevedir. Doomspending, geleceğe ilişkin kaygı ve belirsizlikle bağlantılı tüketim davranışlarını açıklamaya yardımcı olurken stratejik öz-sunum, bireyin bu tüketim pratiklerini başkalarına nasıl sunduğunu anlamak için bir çerçeve sağlar. Özellikle gelişim psikolojisinde beliren yetişkinlik dönemiyle ilişkilendirilen gençlik yıllarında, ekonomik bağımsızlık kazanma ve toplumsal kimlik oluşturma süreçleri bu ilişkiyi anlamlı kılmaktadır. Bu nedenle gençlerin tüketim ve paylaşım davranışlarını yalnızca sorumsuzluk veya savurganlık olarak değerlendirmek yerine, ekonomik koşulların, gelecek beklentilerinin ve sosyal kabul ihtiyacının kesişiminde incelemek önemlidir. Bununla birlikte, doomspending ile stratejik öz-sunum arasındaki ilişkinin kapsamı ve gücü, doğrudan bu iki kavramı birlikte inceleyen ampirik araştırmalarla desteklenmelidir.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Goffman, E. (1959). The presentation of self in everyday life. Anchor Books.
  • Özer, B. (2025). Doomspender kavramı ve postmodern tüketim olgusu bağlamında üniversite öğrencilerinin tüketim alışkanlıklarının incelenmesi. Pazarlama ve Pazarlama Araştırmaları Dergisi, 18(3), 599–636. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ppad/article/1642596  Veblen, T. (1899). The theory of the leisure class: An economic study of institutions. Macmillan. https://archive.org/details/theoryleisurecl00veblgoog
Mehlika Nisa ŞAL
Mehlika Nisa ŞAL
Avrasya Üniversitesi Psikoloji ve Atatürk Üniversitesi Sosyoloji öğrencisidir. Psikoloji ve toplum bilimleri alanındaki akademik birikimini popüler psikoloji yazılarıyla harmanlayan yazar; insan zihni, sosyal yapılar ve davranış bilimleri üzerine içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar