Çarşamba, Ekim 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukluktaki İyi Çocuk, Yetişkinlikteki İyi Partner

Çocuklukta büyükleri üzmemek, sorun çıkarmamak, kendi duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını göz ardı etmek, evdeki gerginliği fark etmek ve bazen de arabulucu olmak… Bunlar, çocukken “iyi çocuk” olmak zorunda bırakılan ve daha küçük yaşta bile erkenden büyümek zorunda kalan çocukların deneyimlerinden bazıları.

Peki gerçekten olması gereken bu mu? Çocukken öğrendiğimiz bu roller, yetişkin olduğumuzda her zaman geride kalmıyor. Bazen çocukluğumuzun iç sesi bizimle birlikte büyüyor ve farklı ilişkilerde kendini yeniden göstermeye devam ediyor.

Bu kez karşımıza romantik ilişkilerimizde çıkabiliyor. “İyi bir partner” olmak; partnerimizin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne koymak, tartışmalarda sürekli alttan almak, onu üzmemeye çalışmak ve ilişkiyi ayakta tutmak için daha fazla sorumluluk almak anlamına gelebiliyor.

Yani çocukken öğrendiğimiz o tanıdık cümle, yetişkinlikte de kendini tekrar edebiliyor: “Önce başkaları, sonra ben.” Peki çocukken “iyi çocuk” olmak için geliştirdiğimiz bu davranışlar, yetişkinlikte ilişkilerimizi nasıl şekillendiriyor? Bunu anlayabilmek için öncelikle “iyi çocuk” kavramına bakmamız gerekir.

Çocukken “İyi Çocuk” Olmak, Yetişkinlikte “İyi Partner” Olmaya mı Dönüşüyor?

“İyi çocuk” kavramı; yalnızca düşünceli, uslu ya da sorumluluk sahibi olmayı ifade etmez. Bir çocuğun yaşının ve gelişimsel düzeyinin üzerinde sorumluluklar üstlenmesi, kendi duygusal ihtiyaçlarını geri plana atması ya da aile içinde bir gerginlik çıkmaması için sessiz kalmasının beklenmesi gibi durumlar da bu çerçevede değerlendirilebilir.

Bazı çocuklar, aile içinde yalnızca kendi duygularını anlamaya ve düzenlemeye değil, yetişkinlerin duygularını da gözetmeye çalışabilir. Annesinin ya da babasının üzülmemesi için kendi isteğinden vazgeçebilir, evdeki gerginliği azaltmaya çalışabilir veya kardeşlerinin ihtiyaçlarıyla ilgilenebilir. Zamanla “sorun çıkarmayan”, “her şeyi anlayan”, “fedakâr” ve “olgun” çocuk olmak, çocuğun aile içindeki rolünün bir parçası haline gelebilir.

Bu durum literatürde ebeveynleşme (parentification) kavramıyla ele alınmaktadır. Ebeveynleşmede çocuk, gelişimsel olarak kendisine ait olmayan bazı sorumlulukları üstlenebilir. Kimi zaman pratik ve fiziksel sorumluluklar, kimi zaman ise aile üyelerinin duygusal ihtiyaçlarını taşıma ve düzenleme rolü ön plana çıkabilir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Bir çocuğun ev işlerine yardım etmesi, kardeşine destek olması ya da ailesini düşünmesi tek başına ebeveynleşme anlamına gelmez. Asıl mesele, çocuğun kendi ihtiyaçları pahasına yetişkinlerin ihtiyaçlarını karşılamasının beklenmesi ve bu sorumluluğun süreklilik kazanmasıdır.

Çocuk, hayatının erken dönemlerinde sevginin ve kabul görmenin bu şekilde kazanıldığına dair bir inanç geliştirebilir. “İhtiyaçları karşılanan değil, ihtiyaçları karşılayan kişi olursam sevilirim.” Belki bu cümle hiçbir zaman açıkça söylenmez; ancak çocuk, ilişkiler içinde bunu yaşayarak öğrenebilir.

Bu nedenle yetişkinlikte de sevgiyi kazanmanın ya da bir ilişkiyi sürdürebilmenin yolunu başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaktan geçtiğine inanabilir. Böylece bazı yetişkinler romantik ilişkilerinde kendi ihtiyaçlarını fark etmekten önce partnerlerinin ihtiyaçlarını anlamaya, tartışmayı çözmekten önce ortamı sakinleştirmeye ve kendi sınırlarını korumaktan önce karşı tarafın kırılmamasına odaklanabilir. Çünkü bazen yetişkinlikte ilişkilerimizde verdiğimiz tepkiler yalnızca bugün yaşadığımız ilişkiyle değil, geçmişte ilişkiler içinde öğrendiğimiz bağ kurma biçimleriyle de şekillenir.

Peki partnerimizin ihtiyaçlarını önemsememeli miyiz?

Yaşanan bu durumun ardından akla gelen en büyük soru şu olabilir: “Peki ben partnerimin ihtiyaçlarını önemsememeli miyim?”

Elbette önemsemeliyiz. Bir ilişkide partnerimizin duygularını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almak; yakınlığın, karşılıklılığın ve ilişkinin doğal bir parçasıdır. Ancak burada asıl önemli olan, partnerimizin ihtiyaçlarını gözetirken kendimizi ilişkide nereye koyduğumuzdur.

Partnerimin ihtiyacı ne?
Benim ihtiyacım ne?
Bu ihtiyacı karşılamak benim için mümkün mü?
Bunu yaparken kendi sınırlarımı aşmam gerekiyor mu?

“Hayır” dediğimde suçluluk mu hissediyorum?

Bazen partnerimizin ihtiyacını karşılamak gerçekten bizim için mümkündür ve bunu isteyerek yaparız. Bazen ise bunu yapabilmek için kendi ihtiyaçlarımızı sürekli ertelememiz, sınırlarımızı aşmamız veya kendimizden vazgeçmemiz gerekir. İşte bu iki durum arasındaki farkı görebilmek önemlidir.

Sağlıklı bir ilişkide iki taraf da ihtiyaçlarını ifade edebilir, birbirini dinleyebilir ve mümkün olduğunda birbirine destek olabilir. Ancak ilişkinin devamlılığı, taraflardan birinin sürekli olarak kendinden vazgeçmesine bağlı olmamalıdır. Çünkü partnerimizi önemsemek ile kendimizi ihmal etmek aynı şey değildir.

Bir ilişkide “önce sen, sonra ben” ya da “önce ben, sonra sen” demek yerine, belki de daha sağlıklı olan şudur: “Senin ihtiyaçlarını görebiliyorum ve benim ihtiyaçlarımın da bu ilişkide bir yeri var.” Çünkü sağlıklı bir ilişkide mesele, kimin daha çok verdiği değil; iki kişinin de kendisi olarak kalabildiği bir alan yaratabilmesidir.

Ecem Bakıner
Ecem Bakıner
Ecem Bakıner, psikoloji lisans eğitimini 2025 yılında tamamlamış olan bir psikolog ve aynı zamanda içerik üreticisidir. Klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedeflemekte; özellikle gelişim psikolojisi, çocukluk dönemi deneyimleri, bağlanma stilleri, duygusal ihmal, ebeveynleşme ve romantik ilişkiler üzerine çalışmalarını ve araştırmalarını sürdürmektedir. Çocukluktaki ebeveynleşmenin yetişkin romantik ilişkiler üzerindeki etkisini inceleyen TÜBİTAK (A-2209) destekli bir projede yer almaktadır. Ruh sağlığı hastanesi ve rehabilitasyon merkezleri gibi çeşitli kurumlarda staj yapmış; EFPSA kapsamında lise öğrencilerine yönelik sosyal sorumluluk seminerleri vermiştir. Ecem Bakıner, içeriklerini Instagram gibi dijital platformlarda paylaşarak psikolojik kavramları herkes için anlaşılır kılmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar