Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bandura’nın Deneyleri Bağlamında Şiddetin Sosyal Temelleri

Şiddetin kökeni, çoğu zaman bireysel yatkınlıklar ile çevresel koşulların etkileşimi içinde ele alınır. Bu etkileşimde özellikle gözlem, sosyal öğrenme ve şiddet gibi mekanizmaların belirgin bir rol oynadığı görülür. Bu mekanizmaları somut biçimde ortaya koyan en önemli yaklaşımlardan biri, Albert Bandura’nın sosyal öğrenme kuramı ve bu kuramı destekleyen deneysel çalışmalarıdır. Bandura’ya göre insanlar yalnızca doğrudan deneyimleyerek değil, başkalarını gözlemleyerek de öğrenir. Bu yaklaşım, özellikle saldırganlık ve şiddet gibi davranışların nasıl ortaya çıktığını anlamak açısından kritik bir yere sahiptir.

Bandura’nın bu alandaki en bilinen çalışması, 1961 yılında gerçekleştirdiği Bobo Doll deneyidir. Deneye, yaşları 3 ile 6 arasında değişen toplam 72 çocuk dâhil edilir ve çocuklar rastgele üç gruba ayrılır. İlk gruptaki çocuklar bir odaya alınır ve burada yetişkin bir modelin Bobo adını verdikleri şişme bir oyuncağa vurduğu, tekmelediği ve saldırgan ifadeler kullandığı bir sahneyi izler. İkinci gruptaki çocuklar yine bir odaya alınır, ancak bu kez yetişkin model oyuncağa karşı sakin ve saldırgan olmayan davranışlar sergiler. Üçüncü gruptaki çocuklar ise herhangi bir modeli izlemez. Daha sonra tüm çocuklar, içinde aynı oyuncağın bulunduğu başka bir odaya tek başlarına bırakılır. Saldırgan modeli izleyen çocuklar oyuncağa vurur, tekme atar ve modelin kullandığı saldırgan sözleri tekrar eder; hatta bunlara yeni saldırgan davranışlar da ekler. Hiç model görmeyen çocuklar sınırlı düzeyde saldırganlık sergilerken, sakin modeli izleyen çocuklar ise en düşük düzeyde saldırganlık gösteren grup olur. Bu davranışsal farklılık, şiddet ve saldırganlığın gözlem yoluyla öğrenildiğini ve özellikle saldırgan modele maruz kalındığında arttığını açık biçimde gösterir.

Bandura’nın daha sonraki çalışmalarında, gözlem yoluyla öğrenmenin yalnızca davranışı taklit etmekle sınırlı olmadığı, aynı zamanda davranışın sonuçlarına göre şekillendiği görülür. Bu kapsamda gerçekleştirilen en bilinen deneylerden biri, Bandura’nın 1965 yılında yaptığı Dolaylı Pekiştirme (Vicarious Reinforcement) deneyidir. Deneye yaşları yaklaşık 4 ile 6 arasında değişen okul öncesi dönemdeki 66 çocuk dâhil edilir ve çocuklar yine rastgele üç gruba ayrılır. İlk gruptaki çocuklar bir odaya alınır ve burada bir yetişkinin Bobo’ya vurduğu, tekmelediği ve saldırgan ifadeler kullandığı bir sahneyi izler; bu sahnenin sonunda model ödüllendirilir, övülür ya da küçük bir ödül alır. İkinci gruptaki çocuklar yine benzer bir saldırgan sahneyi izler, ancak bu kez model davranışlarının ardından cezalandırılır; uyarılır ya da olumsuz geri bildirim alır. Üçüncü gruptaki çocuklar ise saldırgan davranış sergileyen bir modeli izler, fakat bu davranışın ardından herhangi bir ödül ya da ceza verilmez. Daha sonra tüm çocuklar, içinde aynı oyuncağın bulunduğu bir odaya tek başlarına bırakılır ve davranışları gözlemlenir. Ödüllendirilen modeli izleyen çocuklar oyuncağa daha fazla vurur, tekme atar ve saldırgan sözleri daha sık tekrar eder. Buna karşılık, cezalandırılan modeli izleyen çocuklar çok daha düşük düzeyde saldırganlık sergiler. Üçüncü gruptaki çocukların davranışlarında ise saldırganlık düzeyinin, ödüllendirilen modeli izleyen gruba göre daha düşük, cezalandırılan gruba göre ise daha yüksek olduğu görülür.

Ancak deney burada bitmez. Çocuklara saldırgan davranış sergilemeleri durumunda ödüllendirilecekleri söylendiğinde, daha önce cezalandırılan modeli izleyen ve bu nedenle saldırganlığı düşük gösteren çocukların da aynı saldırgan davranışları sergilediği gözlemlenir. Bu durum, çocukların saldırgan davranışı aslında öğrendiğini, ancak bunu sergileyip sergilememeye karar verirken gözlemledikleri sonuçlara göre davrandıklarını gösterir. Yani çocuklar yalnızca davranışı değil, bu davranışın hangi koşullarda uygun ya da uygun olmadığını da öğrenmektedir.

Bu bulgular, şiddetin biyolojik ve bireysel yatkınlıklarını ortadan kaldırmaz. Bandura’nın çalışmaları, bu yatkınlıkların tek başına belirleyici olmadığını; çevrenin, gözlemin ve deneyimin bu potansiyelin nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağını şekillendirdiğini gösterir. İnsan yalnızca gördüğünü taklit eden pasif bir gözlemci değildir; çevresindeki davranışları değerlendirir, sonuçlarını gözlemler ve kendi davranışlarını bu gözlemler doğrultusunda şekillendirir. Sonuç olarak şiddet, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık bir olgu olup, biyolojik yatkınlıkların çevresel koşullar tarafından tetiklenerek davranışa dönüştüğü çok boyutlu bir etkileşim çerçevesinde ele alınmalıdır.

Kaynakça

Bandura, A., Ross, D., & Ross, S. A. (1961). Transmission of aggression through imitation of aggressive models. Journal of Abnormal and Social Psychology, 63(3), 575–582. https://doi.org/10.1037/h0045925

Bandura, A. (1965). Influence of models’ reinforcement contingencies on the acquisition of imitative responses. Journal of Personality and Social Psychology, 1(6), 589–595. https://doi.org/10.1037/h0022070

Bandura, A. (1977). Social Learning Theory. Prentice-Hall.

Makbule Aylin Dudurga
Makbule Aylin Dudurga
Aylin, psikoloji lisans eğitiminin son yılında olan bir yazardır. Üniversitenin yanı sıra çeşitli alanlarda eğitimlere katılarak teorik ve pratik birikimini güçlendirmektedir. Çeşitli disiplinlerden edindiği bilgi birikiminden yararlanarak, insana dair bütün deneyimleri psikolojik bir bağlam içerisinde ele almaktadır. Bu incelemelerinde, bireylerin düşünsel ve davranışsal eğilimleri ile içsel süreçler ve kişilerarası etkileşimlerine odaklanmaktadır. Araştırma merakı ile akademik yazı becerisini bir araya getirerek, çok katmanlı konuları erişilebilir bir anlatımla sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar