Cuma, Ağustos 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Empati ile Yaşamak Ancak Vicdanla Hareket Etmek

Merhaba sevgili okuyucular;

Bugün bahsetmek istediğim konu, empatiyle yaşamak ve vicdanla hareket etmek arasındaki denge.

Yakın ilişkilerimizin içerisinde zaman zaman karşımızdaki kişinin zorlandığı, yalnız hissettiği veya hayatının bazı alanlarında destek ihtiyacı duyduğu dönemlerle karşılaşabiliriz. Partnerimiz, arkadaşımız veya ailemiz gerçekten zor bir süreçten geçebilir. Bu noktada empati kurmak, karşımızdaki kişinin yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak ve ona destek olmak ilişkilerin doğal bir parçasıdır.

Fakat empati ile kişinin yaşadığı duygunun sorumluluğunu üstlenmek aynı şey değildir.

Özellikle romantik ilişkilerde iki tarafın da birbirine destek olması, birbirinin ihtiyaçlarını gözetmesi ve ilişki içerisinde karşılıklılık oluşturması beklenir. Bir ilişki yalnızca bir kişinin ihtiyaçlarının karşılandığı, diğer kişinin ise sürekli bu ihtiyaçlara cevap vermek zorunda kaldığı bir yapı değildir. Yakın ilişkiler üzerine yapılan çalışmalar da karşılıklılık ve kişilerarası sınırların ilişkinin işleyişinde önemli olduğunu göstermektedir.

Burada önemli bir ayrım ortaya çıkar: Bir kişinin yaşadığı güçlüğü ifade etmesi ile bu güçlüğü karşı tarafın davranışını değiştirmek için kullanması aynı şey değildir.

Örneğin “Kendimi yalnız hissediyorum.” demek kişinin duygusunu ifade etmesidir.

Ancak bu ifadenin “Bu nedenle sen benim istediğimi yapmak zorundasın.” biçimine dönüşmesi, iletişimin niteliğini değiştirebilir.

“Benim kimsem yok.”

“Benim ailemle ilişkilerim kötü.”

“Senin hayatında ailen var, arkadaşların var, benim ise yalnızca sen varsın.”

“Ben senden sadece küçük bir şey istiyorum.”

Bu tür ifadeler tek başına manipülasyon anlamına gelmez. Gerçekten yalnız hisseden bir insan bunları söyleyebilir. Burada belirleyici olan, bu ifadelerin ilişki içerisindeki işlevi ve tekrar eden iletişim örüntüsüdür.

Psikoloji literatüründe kişinin karşı tarafta suçluluk oluşturarak onun davranışını değiştirmeye çalışması guilt induction, yani suçluluk duygusunu harekete geçirme olarak ele alınmaktadır. Burada kişinin doğrudan bir talepte bulunmasından çok, karşı tarafın “Bunu yapmazsam kötü bir insan olurum.” veya “Onu yalnız bırakmış olurum.” şeklinde düşünmesini sağlayan bir iletişim ortaya çıkabilir.

Bu noktada kişinin vicdanı, kendi değerleri doğrultusunda hareket etmesini sağlayan bir özellik olmaktan çıkıp, ilişkide karar vermesini zorlaştıran bir araca dönüşebilir.

Çünkü vicdanı güçlü insanlar çoğu zaman karşı tarafın duygusunu çok hızlı biçimde kendi sorumluluklarıyla ilişkilendirebilirler.

“Üzüldü.”

“Demek ki ben yanlış yaptım.”

“Yalnız kaldı.”

“Demek ki yanında olmalıyım.”

“İstediğini yapmadım.”

“Acaba bencil miyim?”

Oysa bir insanın duygusunu anlamak, o duygudan sorumlu olmak anlamına gelmez.

Birinin yalnızlık yaşaması gerçek olabilir. Birinin ailesiyle sorunları olabilir. Birinin hayatında gerçekten çok az insan olabilir. Fakat bunların gerçek olması, başka bir insanın kendi sınırlarını sürekli olarak kaldırması gerektiği anlamına gelmez.

Sağlıklı sınırların temelinde de bu ayrım bulunur. Sınır koymak karşı tarafın duygusunu reddetmek değildir. Kişinin kendi ihtiyaçları, sorumlulukları ve tercihleri ile karşısındaki kişinin ihtiyaçları arasında bir ayrım yapabilmesidir.

Bu nedenle sınır koymak her zaman “hayır” demek şeklinde gerçekleşmez. Bazen bir davranışı kabul etmemek, bazen bir tartışmayı sürdürmemek, bazen de karşı tarafın yaşadığı sorunu çözme sorumluluğunu üstlenmemek bir sınırdır.

Ayrıca sınırların sağlıklı olabilmesi için karşı tarafın sınırına da alan bırakmak gerekir. İlişkide amaç insanların birbirini tamamen değiştirmesi değildir. Birlikte yaşayan veya ilişki içerisinde olan iki insanın birbirinin ihtiyaçlarını dikkate alması ve bazı davranışlarını ilişkiyi gözeterek düzenlemesi doğaldır. Bu, kişiliğin değiştirilmesi anlamına gelmez.

Sorun, bu karşılıklılığın tek taraflı hale gelmesiyle ortaya çıkar.

Bir kişi sürekli kendi davranışlarını sorguluyor, karşı tarafın ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor ve kendi ihtiyaçlarını ifade ettiğinde suçluluk hissediyorsa, burada ilişkinin karşılıklılığı üzerine düşünmek gerekir.

Manipülatif iletişimin bir başka dikkat çekici özelliği ise konuşulan konunun zaman içerisinde değişebilmesidir.

Kişi bir davranışın kendisini kırdığını anlatır. Fakat konuşmanın sonunda neden bunu söylediğini, neden yeterince anlayışlı olmadığını veya karşı tarafın yaşadığı zorlukları neden önemsemediğini açıklamak zorunda kalabilir.

Böylece başlangıçtaki mesele geri planda kalır ve kişinin tepkisi tartışmanın merkezine yerleşir.

Bu durum, kişinin zaman içerisinde kendi algısından şüphe etmesine de neden olabilir. “Acaba gerçekten haksız mıyım?”, “Belki de fazla tepki veriyorum.”, “Belki de onu yeterince anlamıyorum.” gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her fikir ayrılığının veya her duygusal konuşmanın manipülasyon olmadığıdır. Sağlıklı ilişkilerde de insanlar birbirlerini yanlış anlayabilir, savunmaya geçebilir veya zaman zaman konuyu yanlış yere çekebilirler. Manipülatif bir örüntüden söz edebilmek için davranışın tekrarlılığına, kişinin sınırlarına verilen tepkiye ve ilişkinin genelindeki karşılıklılığa bakmak gerekir.

Belki de bu nedenle kendimize sormamız gereken soru yalnızca “Karşımdaki insanı anlayabiliyor muyum?” değildir.

Bazen şu soruyu da sormamız gerekir:

“Onu anlamaya çalışırken kendimi anlamayı bırakıyor muyum?”

Çünkü empati, kişinin kendisini yok saymasını gerektirmez.

Vicdan sahibi olmak, herkesin duygusal yükünü taşımak değildir.

Birinin üzülmesi, bizim yanlış yaptığımızın kanıtı değildir.

Birinin yalnız olması, onun yalnızlığını çözmekle bizim sorumlu olduğumuz anlamına gelmez.

Ve bir ilişkide sınır koymak, sevgiyi azaltmaz.

Aksine, iki insanın birbirinin duygularını ve ihtiyaçlarını önemserken aynı zamanda kendi sınırlarını da koruyabilmesi, ilişkinin karşılıklı bir alan olarak kalmasını sağlar.

Belki de sağlıklı ilişkilerde aramamız gereken şey, hiç kimsenin üzülmediği bir ilişki değil; iki tarafın da kendi duygularının ve sınırlarının sorumluluğunu taşıyabildiği bir ilişki biçimidir.

Derya Göktepe
Derya Göktepe
Derya Göktepe, 22 Haziran 2004 doğumludur. Lisans eğitimine Trakya Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde devam etmekte olup, 4. sınıf öğrencisidir. Ortaöğretim eğitimini Manisa Akhisar’da bulunan nitelikli bir Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. Eğitim hayatı boyunca akademik gelişimini önemsemiş, insan davranışlarını anlama ve bireylere psikolojik destek sunma alanlarına özel ilgi duymuştur. 
 Üniversite eğitimi süresince yalnızca akademik derslerle sınırlı kalmayarak, mesleki gelişimini destekleyen birçok uygulama ve etkinlikte aktif rol almıştır. Kendi bölümüne ait Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Topluluğu’nda üç yıl boyunca Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüş; bu süreçte etkinlik planlama, organizasyon yürütme, ekip koordinasyonu ve sorumluluk alma konularında önemli deneyimler kazanmıştır. Bu görev kapsamında hem akademik hem de sosyal içerikli etkinliklerin planlanmasında ve uygulanmasında aktif sorumluluk üstlenmiştir. 
 Ayrıca lisans eğitimi sürecinde gerçekleştirdiği stajlar aracılığıyla psikolojik danışmanlık alanında saha deneyimi edinmiş, teorik bilgisini uygulamayla destekleme fırsatı bulmuştur. Danışanla çalışma, gözlem yapma, mesleki etik ilkelere uygun hareket etme ve profesyonel sınırlar konularında farkındalığını artırmıştır. 
 Küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duyan Derya Göktepe, iki farklı enstrüman çalabilmekte ve şarkı söyleyebilmektedir. Sanatla kurduğu bu ilişki, duygusal farkındalık, kendini ifade edebilme ve empatik yaklaşım becerilerini destekleyen önemli bir alan olmuştur. Müzik, onun için yalnızca bir ilgi alanı değil; aynı zamanda bireyin iç dünyasını anlamaya katkı sunan bir ifade biçimidir. 
 İnsan odaklı yaklaşımı, empati becerisi, sorumluluk bilinci ve mesleki gelişime verdiği önemle; psikolojik danışmanlık alanında yetkinliğini artırmayı hedeflemekte, gelecekte bireylerin psikolojik iyi oluşlarına katkı sunabileceği bir mesleki yol izlemeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar