Maskenin Ardındaki Yüz: Narsisizm
Narsisizm: Kendini Sevmek mi, Kendinde Kaybolmak mı?
“Narsisizm” kavramı, kökenini Yunan mitolojisindeki Narkissos’tan alır. Mitolojiye göre Narkissos, sudaki yansımasını gördüğünde kendi görüntüsüne hayran kalır ve ulaşamayacağı bu yansımanın peşinde yaşamını tüketir. Günümüzde ise narsisizm, yalnızca kişinin kendisine duyduğu hayranlıkla sınırlı olmayan; benlik algısı, kişilerarası ilişkiler ve kişinin kendisine verdiği değerle yakından ilişkili çok daha kapsamlı bir kavram olarak ele alınmaktadır. Narsisizm, psikolojik açıdan normal ve patolojik düzeylerde görülebilen bir özellik olarak değerlendirilmektedir. Sağlıklı düzeyde narsisistik özellikler; kişinin kendine güvenmesi, başarılarından gurur duyabilmesi ve kendi değerinin farkında olması gibi işlevsel özelliklerle ilişkilendirilebilirken, patolojik düzeyde narsisizm kişinin ilişkilerini, benlik algısını ve çevresindeki insanlarla kurduğu etkileşimleri olumsuz yönde etkileyebilir. Narsisizmin anlaşılmasında özellikle psikanalitik yaklaşımın önemli bir yeri vardır. Nesne ilişkileri ve kendilik kuramları, narsisizmin oluşumunu ve bireyin benlik yapısıyla ilişkisini açıklamaya yönelik önemli katkılar sunmuştur. Kavramın psikiyatri literatüründeki yerinin güçlenmesinde ise DSM-III’te Narsistik Kişilik Bozukluğu’nun tanımlanması önemli bir dönüm noktası olmuştur. Geçmişten günümüze narsisizm üzerine gerçekleştirilen araştırmalar, kavramın yalnızca bir kişilik özelliği olarak değil, farklı boyutları bulunan karmaşık bir yapı olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu yazıda narsisizmin mitolojik kökeninden günümüzdeki psikolojik anlamına uzanan gelişimi ve bu alanda ortaya çıkan dikkat çekici bulgular ele alınacaktır.
Normal narsizim
Normal narsisizm, bireyin kendisiyle, yakın çevresiyle ve içinde bulunduğu sosyal ortamla sağlıklı bir uyum içerisinde olabilmesini ifade eder. Bu düzeyde kişi, kendi değerinin farkındadır ve sahip olduğu özelliklere yönelik olumlu bir değerlendirmeye sahiptir. Aynı zamanda özgüveni, çevresinden aldığı eleştiri veya olumlu/olumsuz geri bildirimlerle kolayca sarsılmayacak kadar dengelidir. Böyle bir durumda bireyin kendilik değeri, yalnızca başkalarının onun hakkında ne düşündüğüne bağlı değildir. Kişi, çevresinden sürekli onay ve takdir alma ihtiyacı duymak yerine kendi düşüncelerini, başarılarını ve yeterliliklerini temel alarak kendine yönelik olumlu bir değerlendirme geliştirebilir. Bu nedenle normal narsisizm, kişinin kendisini değerli görmesiyle birlikte bu değeri başkalarının onayına bağımlı hâle getirmemesi şeklinde düşünülebilir.
Patolojik narsizm:
Patolojik narsisizme sahip bireyler, dışarıdan bakıldığında kendilerinden son derece emin, özgüvenli ve başkalarının düşüncelerine ihtiyaç duymayan bir tutum sergileyebilirler. Ancak bu güçlü ve kendinden emin görünümün altında, kişinin benlik değerinin başkalarının değerlendirmelerine oldukça duyarlı olduğu bir içsel yapı bulunabilir. Başka bir ifadeyle, dışarıya yansıtılan abartılı özgüvenin aksine birey, iç dünyasında kendisine yönelik ciddi bir güvensizlik yaşayabilir. Patolojik narsisizmin temel özelliklerinden biri, kişinin özdeğerini sürdürebilmek için dışarıdan gelen değerlendirme, ilgi, beğeni ve onaya yoğun biçimde ihtiyaç duymasıdır. Bu nedenle birey, başkalarının düşüncelerini önemsemediğini göstermeye çalışsa da aslında çevresinden gelen geri bildirimlere oldukça açık ve duyarlı olabilir. Normal narsisizm ile patolojik narsisizm arasındaki temel ayrım da büyük ölçüde burada ortaya çıkar. Normal narsisizmde bireyin kendilik değerini koruyabilmesi daha çok içsel kaynaklara dayanırken, patolojik narsisizmde kişinin benlik değerinin dışarıdan gelecek değerlendirmelere bağımlılığı belirginleşir. Kernberg’e göre (1985), normal narsisizmde bireyin kendiliğine yönelik libidinal bir yatırım söz konusudur ve kişinin iyi ve kötü kendilik imgeleri bir bütünlük içerisinde bulunur. Kohut (1971) ise narsisizmi, normal ve patolojik biçimleri birbirinden tamamen kopuk yapılar olarak değil, bir süreklilik içerisinde değerlendirmiştir. Bununla birlikte Kernberg, patolojik narsisizmi normal narsisizmden ayıran çeşitli yapısal ve psikolojik farklılıkların bulunduğunu ileri sürmektedir.
Narsistik Kişilik Bozukluğu
Kişilik, bireyi diğer insanlardan ayıran, görece süreklilik gösteren ve kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını şekillendiren özelliklerin bütünü olarak ele alınabilir. Bu özellikler, bireyin hem kendisiyle hem de çevresiyle kurduğu ilişkilerde belirli bir tutarlılık ve öngörülebilirlik oluşturur (Özçetin ve ark., 2008). Kişilik bozuklukları ise bireyin kişilik özelliklerinin toplum tarafından kabul edilen ve işlevsel kabul edilen örüntülerden belirgin biçimde uzaklaşması şeklinde değerlendirilebilir. Bireyin dünyayı algılama biçimi, sahip olduğu değerler ve içinde yaşadığı toplumun kültürel özellikleri, kişilik bozukluklarının ortaya çıkış ve ifade ediliş biçiminde etkili olabilmektedir (Sayar, 2003). Kişilik bozukluklarının görülme sıklığı ve yaygınlığı da toplumdan topluma değişiklik gösterebilir. Kültürel yapı, toplumsal değerler ve bireylerin içinde bulunduğu sosyal çevre, bu bozuklukların ortaya çıkışında ve yaygınlığında rol oynayan faktörler arasında değerlendirilmektedir (Özçetin ve ark., 2008). Narsistik özellikler gösteren bireylerde ise kendini olduğundan daha değerli ve önemli görme, çevresindeki kişilerden de benzer düzeyde ilgi ve değer bekleme gibi özellikler öne çıkmaktadır. Kendi amaçlarına ulaşabilmek için diğer insanları araç olarak kullanabilen bu bireyler, başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını anlamakta ve onlara empati göstermekte zorlanabilirler (Sayar, 2003). Bu tür özelliklerin özellikle güç, statü ve başarı odaklı bazı meslek gruplarında ve liderlik pozisyonlarında daha görünür hâle gelebildiği belirtilmektedir. Ayrıca toplumsal yapının narsistik özelliklerin ortaya çıkışında etkili olabileceği düşünülmektedir. Tüketim odaklı toplumlarda narsistik kişilik bozukluğunun, işbirliğini ve topluluk değerlerini daha fazla ön plana çıkaran toplumlara kıyasla daha yüksek düzeylerde görülebildiği ifade edilmektedir (Doğaner, 1996).
Sonuç
Sonuç olarak narsisizm, yalnızca kişinin kendisine duyduğu hayranlıkla açıklanabilecek basit bir özellik değil; bireyin benlik algısını, özgüvenini, kişilerarası ilişkilerini ve çevresinden aldığı geri bildirimleri değerlendirme biçimini etkileyen çok boyutlu bir yapıdır. Normal düzeyde kişinin kendilik değerini destekleyen narsisizm, patolojik düzeye ulaştığında bireyin özdeğerini dışarıdan gelen onay ve hayranlığa bağımlı hâle getirerek ilişkilerinde ve sosyal yaşamında işlevsellik kaybına yol açabilmektedir.
Kaynakça
- Karaaziz, M., & Erdem Atak, İ. (2013). Narsisizm ve narsisizmle ilgili araştırmalar üzerine bir gözden geçirme. Nesne Psikoloji Dergisi, 1(2), 44–59. https://doi.org/10.7816/nesne-01-02-03


